Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Burkay’ın Doğruları ve Yanlışları…

Yazı Hakkında

Başlık:Burkay’ın Doğruları ve Yanlışları…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:15 Ağustos 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Burkay’ın Doğruları ve Yanlışları…

Oral Çalışlar’ın, Cumhuriyet’te dokuz gün süresince yayımlanan Kemal Burkay söyleşisini herkes okumalı. Barışçı, demokratik bir çözüme inanan herkes..

Önce, demokratik çözümden yana ‘Kürt’ aydınlarını doğru anlayabilmek için.. Sonra da ortak doğruları bulup ‘yanlış’ların düzeltilmesine katkı yapmak için..

Kafasındaki çözümü devlete silahla kabul ettirmeye çalışana, devlet de elbette silahla karşılık verecek. Ama asker-sivil, yaşlı-çocuk, erkek-kadın ayrımı yapmadan daha çok insan öldürmek nasıl ki çözümden uzaklaştırıyorsa; daha çok PKK’lı öldürmenin de soruna temel bir çözüm olmadığı belli..

Asıl çözümü, ellerinde ‘silah’ ve kafalarında şiddet olmayanlar bulacaklardır.

★★★

Aynı zamanda Türkçeyi çok güzel kullanan bir ozan olan Sayın Burkay’ın sözlerinde birçok doğru var.

Örneğin, kendisi gibi yıllardır barışçı çözüm peşinde koşan, silaha her zaman karşı çıkmış birisinin bile devlet tarafından düşman muamelesi görmesi. Elinden alınmış olan yurttaşlığının hâlâ geri verilmemiş oluşu.

“- Gelsem, gerçekten özgürce çalışabilecek miyim? Görüşlerimi yazabilecek miyim, söyleyebilecek miyim? Toplantılar düzenleyebilecek miyim? Üstelik can güvenliği de yok” diyor.

Haksız mı?

Demokrasilerde örgütlenmesine izin verilemeyecek ‘tek’ düşünce, başkalarının özgürlüklerini ellerinden almayı amaçlayan düşüncedir. Demokrasiyi, silahlı ya da ‘silahsız’ yıkmayı erek alan düşüncedir.

Oysa, demokrasiye son verme niyetlerini saklamayan ‘şeriatçı’ güçlerin adım adım devleti ele geçirmelerine seyirci kalan devlet; Kemal Burkay ve benzerlerinin, Güneydoğu sorununa yönelik demokratik çözüm önerilerini savunmalarına izin vermiyor.

İnsanlara barışçı çözüm umudu vermezseniz, ‘silah’ umut olmaktan çıkar mı?

Amaca silahla varılamayacağını kanıtlasanız bile, eğer başka bir umut ışığı yakalamışsanız, bir tür ‘intikam ve intihar’ amaç olabilir..

Burkay ve benzerlerine izin vermeyenler, Leyla Zana ve benzerlerine izin verdiklerinde; acaba barışçı çözüm yolunu mu güçlendirmiş oluyorlar, yoksa ‘PKK yolu’nu mu?

★★★

Sayın Burkay’a ve onun temsil ettiği siyasal harekete devletin ve özellikle de geçmiş askeri yönetimlerin yaklaşımı yanlış. Ama Burkay’ın, bu yanlışları vurguladıktan sonra savunduğu şu düşünce de yanlış:

“- Bir yandan ‘Biz PKK’yı muhatap kabul etmeyiz, eşkıya ile masaya oturmayız’ deniyor. Diğer taraftan ‘Kemal Burkay mutedil bir kişidir’ düşüncesi dile getiriliyor. Burada bir tuzak var bence. Kürt hareketini birbirine karşı kışkırtmak. Banım Kürt kamuoyunda suçlanmam için.”

Devlet elbette ki ‘silahlı çözüm’ peşinde koşanlarla masaya oturmamalı. Elbette ki barışçı çözüm isteyenleri ‘muhatap’ almalı.

Bunda yadırganacak ne var?

‘Demokratik’ bir devlet, bir ‘hukuk devleti’ başka türlü davranabilir mi? Davranmalı mı?

Tersini yaparsa kimi güçlendirmiş olur? Burkay’ı mı, yoksa Apo’yu mu? Demokratik düzeni mi, yoksa silahların düzenini mi?

18 yıllık barışçı demokratik savaşımını yadsımadan, kendi kendisini yadsımadan Sayın Burkay böyle bir şeyi nasıl savunabilir?

Ben ve benim gibi düşünenler, biz ‘barışçı’ düşünceyi savunuyoruz, ‘silahların yasasını’ değil!..

Kemal Burkay, “Kürtlerin kendi programlarıyla legal partiler kurmaları”na izin verilmesi durumunda, terörün sona ereceğini öne sürüyor.

İnanmak zor.

‘Terör’ün devamından çıkan olan dış güçler, bir yandan.. ‘Haraç’ ve ‘dış destek’ sayesinde ‘aylığa bağlanmış’ binlerce genç öte yandan..

Ama gene de; Sayın Burkay Türkiye’ye gelip de partisini kursa, ne olur?

Ellerinde kırmızı kaplı ‘TC’ pasaportu ile Avrupa ve Amerika arasında mekik dokuyup, Türkiye’ye ‘kin ve nefret’ kusan teröristleri -devletin kendilerine verdiği- konutlarında saklayan bazı PKK sözcüsü milletvekillerinden daha kötüsünü mü yapar?

TBMM, birtakım “PKK amigoları”na açık. Ama Burkay düzeyinde, demokrasiye inanmış, gerçek bir ‘Kürt aydını’na kapalı.

İşte, Güneydoğu sorununa yönelik ‘politikasızlığın’ bizi getirdiği ‘acıklı-gülünç’ nokta bu.

Sayın Burkay’ın önerdiği siyasal çözüm modelinin yanlışlığına inanıyorum ve bu konuyu bir başka yazımda ele alacağım.. Ama o ‘yanlış’ın yasal düzeyde savunulmasının engellenmesinin daha büyük bir yanlış olduğuna da en az o kadar inanıyorum!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: