Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

‘Çağdaş’ ANAP, ‘Modern’ RP (!)

Yazı Hakkında

Başlık:‘Çağdaş’ ANAP, ‘Modern’ RP (!)
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Şubat 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Çağdaş’ ANAP, ‘Modern’ RP (!)

Bu yazı çıktığında durum ne olur bilmem; ama iç siyasetimiz, TV’lerdeki pembe dizilere döndü. On beş gün yurtdışına gidip geliyorum; değişen bir şey yok. Bıraktığınız yerden devam ediyorsunuz. Karl Marx işçi sınıfının diktatörlüğünü öngörmüştü. Lenin bunun yerine, işçi sınıfının partisinin diktatörlüğünü koydu. Stalin de işçi sınıfı adına tek kişinin diktatörlüğünü kurdu. Ve Sovyet sistemi, kendi sonuna adım adım yürüdü… Demokrasi, halkın etkin katılımını öngören bir yönetim biçimidir, 12 Eylül, bunu “halksızpartiler” yönetimine dönüştüren temelleri attı. Rahmetli Özal’la birlikte, halkın değil, önderin seçtiği milletvekilleri dönemi başladı. Son seçimlerle birtikte de, halksız demokrasi “partisiz demokrasi” oldu. Ben yurtdışına giderken, “önderler demokrasisi’’ vardı. Dönüp geldim ki o da Hacivat-Karagöz oyununa dönüşmüş… Ama iki “lidercik” arasındaki maskaralık, artık kimseyi güldürmüyor.

Şu sözler kime ait?

“İnanıyorum ki eğer refah bir kaza eseri iktidar olsa, hatta iktidar ortağı olsa Türkiye, bugünkü durumunu bile arayacaktır. ” “Bu kadro işbaşında olduğu sürece.Refah ile ne bir işbirliğine gideriz ne de böyle bir işbirliği için masaya otururuz ” “İran devrimini övenlerle koalisyon yapamayız.” Bu sözler,ANAP’ın genel başkanına ait… Son yılların ANAP’ı -TBMM’de de yerel yönetimlerde de- zaman zaman RP’nin kuyruğu gibiydi… RP ile MHP arasındaki bir çizgide olan BBP ile seçim işbirliği yapan Sayın Yılmaz -bu sayede ittiği oylarla- Sayın Çiller’i kurtaran kişi olmuştu… RP ile son dans ise ANAP’ın “hazin” intiharıdır. ANAP tek kişinin “alet”i olarak kurulmuştu. Şimdi ise tek kişinin elinde kırık dökük bir “oyuncak” haline dönüştü… Kimi bilim kadını, kimi bilim adamı… Kimisi de gazeteci-yazar. TV ekranlarında ıkınıp sıkınıyorlar. RP’nin nasıl da “modern” bir parti olduğunu ve Türkiye’yi nasıl daha “hür” ve “modern” yapacağını anlatmaya çabalıyorlar. Atatürk’ün kurduğu parti nasıl “modernleşmeci” ise RP’de öyle imiş. Asker-sivil bürokratlar, aydınlar ve onlarla görüş birliği yapan sermaye çevreleri artık tıkanmışlar. Şimdi bu “merkez”e karşı: dincilerin de içinde olduğu “çevre”, ilerici bir güç olarak çatışmaya girmiş… Yönüne önem vermeden her değişmeyi “devrim” sananlar, bir zamanlar Özal’ı “en büyük devrimci” ilan etmişlerdi. Bilgisayar kullanma ile “modern”liği eş sayanlar da şimdi RP’yi cumhuriyetçilere yutturma çabasındalar. RP’nin düzeni, çok daha “hür” olacakmış! Çok övdükleri İran devrimindeki gibi mi? Akıttıkları paraların önemli bir kaynağını oluşturan Suudi Arabistan’daki gibi mi?Türkiye’nin dört bir yanındaki binlerce RP’li belediye meclisi ya da il genel meclisi üyesinden “bir tekinin dahi” kadın olmamasındaki gibi mi? Genel seçimlerde, RP listelerinde tek bir kadın adayın bile bulunmamasındaki gibi mi? “İslam Ortak Pazarı”nı, “İslâm NATO’sunu” kurup hiçbiri demokratik olmayan ülkelerin arasına hapsederek mi Türkiye’yi daha “hür” yapacaklar? Yoksa onların “hürriyet” anlayıştan, Erbakan’ların, Mercümek’lerin paraya gömülmelerini sağlayan bir ”hür”lük ile mi sınırlı?Yapılanlar, yarın yapılacakların göstergesidir. Zeynep Oral,yeni “ilerici”partimizin “modern” zihniyetini şöyle özetlemiş: “Çıplak insan heykeli görünce ‘Ben böyle sanatın içine tükürürüm’; Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın bütçesinde kısıntı yapmak isteyince ‘Cumhurbaşkanı da zurna dinlemeyiversin’; Devlet Balesi’nin ödeneğine ‘Kızların bacak aralarına bakmak için bunca paraya yazık’ diyerek nezih (!) eleştiriler getiren bir zihniyet…” Bu zihniyeti “ehlileştirme”nin yolu, devleti ona teslim etmek değildir; demokrasiyi, özgürlüğü,çağdaşlığı, kendinden farklı olana saygıyı içine sindiremezse iktidara hiçbir zaman ulaşamayacağını ona anlatmaktır! Son yarım yüzyılın cumhuriyet tarihindeki tüm aymazlıklara ve ihanetlere karşın; halkın yüzde 80’inin kendisinden yana değil, kendisine karşı olduğunu, her fırsatta ona hatırlatmaktır!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın