Yazı Hakkında

Başlık:Çankaya’da Bir ‘Kahraman’!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:23 Mayıs 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Çankaya’da Bir
‘Kahraman’!

Turgut Ozal ın ölümünden sonra yüksek sesle dile ge-
tirmek gerecini duyduğum bir düşüncemi, kapsamını
genişleterek yinelemek istiyorum.

Önemli eleştiriler yönelttiğiniz bir insan ölünce ya da
Çankaya’ya çıkınca; o eleştirileri yapmış olan siz değil-
mişsiniz gibi, bu kez de övgü yarışına girmek saygısız-
lıktır!. Önce kendinize, sonra da o kişiye karşı saygısız-
lıktır!

Elbette ki ölen ya da Çankaya’ya çıkan için daha say-
gılı bir anlatım biçimi kullanmak olgunluktur.

Ama ipin ucunu kaçırırsanız, insanlar sizin -en hafif
deyişle- ‘yaranma’ peşinde olduğunuzu düşünmeye
başlarlar… Ya o ölen kişiyi seven kitlelere ya da Çan-
kaya’nın kendisine.

★★★

Sayın yeni cumhurbaşkanımızı övmek için kafamızı
yorarsak, elbette birçok şey bulabiliriz.

Sabırlıdır, deneyimlidir, oldukça hoşgörülüdür, uzlaş-
macıdır… Katı olmaması, gerektiğinde ‘her türlü ödünü’
vermekten kaçınmaması, bazıları için önemli bir erdem
sayılabilir.

Birleştiricidir. Güleryüzlüdür. Karamsar değil, iyim-
serdir.

Kendine olan güveni tamdır.

Belki şu anda aklıma gelmeyen, başka bazı önemli ni-
telikleri daha vardır.

Ama o nitelikleri arasında, herhalde 12 Eylül sonrası-
nın ‘demokrasi mücahitliği’ yoktur!

12 Eylül darbesine başlangıçta karşı çıkmamış, ‘te-
vekkul’ ile beklemeyi seçmiştir. Tıpkı 12 Mart darbesin-
de olduğu gibi; bu kez de askerin ‘ortalığı temizledikten’
ve anayasada istediği değişiklikleri yaptıktan sonra ikti-
darı kendisine teslim edeceğini ummuştur.

Ecevit’in ‘ortak tavır’ takınma, ortak bildiri yayımlama
önerisini elinin tersi ile itmiştir.

‘Demokrasi savaşımı’ olayı daha sonradır. Siyasetin
kendisine yasaklanacağını anlamasından sonradır.

★★★

Fransız devrim tarihinin ünlü isimlerinden Talley-
rand’a sormuşlar: “Terör döneminde ne yaptın” diye..
“Hayatta kaldım!” demiş.

Sayın Demirel de demokrasiden uzaklaşıldığı dönem-
lerde, genellikle ‘savaşmayı’ değil, ‘hayatta kalmayı’
kendisine hedef seçmiştir. Ve bu sayede, ortalık durul-
duğunda kazanan hep kendisi olmuştur.

12 Eylül döneminin henüz ilk aylarıdır. Demirel, yur-
dun çeşitli köşelerinden kendisini ziyarete gelenlere şu
fıkrayı anlatmaktadır:

Vaktiyle ünlü bir saatçi varmış. Ona kızan birisi, günün
birinde, “O yapıyorsa ben de yaparım” diyerek bozulan
bir saati açıp tüm parçalarını teker teker sökmüş. Ama
bir türlü yerli yerine koymayı beceremeyince de hepsini
bir mendilin içine koyup çaresiz, bir kez daha saatçinin
kapısını çalmış.

Demirel’in -fıkranın burasında- ünlü kahkahalarından
birini attığı ve şöyle dediği biliniyor:

“Bunlar da (askerleri kastediyor) şimdi saati sökmek-
le uğraşıyorlar. Sonunda hepsini bir çıkına koyup, gene
benim kapıma gelecekler!”

★★★

Basında Demirel’in cumhurbaşkanı seçilmesine ‘ger-
çek saygı’ ile yaklaşan sayısı az kalemlerden birisi de
Haşan Pulur… Önce geçmişi dikkatli bir süzgeçten geçi-
rerek anımsatıyor sonra da geleceğin geçmişteki gibi
olmamasını diliyor.

Örneğin, Şili’de faşist cunta, halkın oylarıyla seçilmiş
‘Marksist’ Allende’yi öldürüp yerine General Pinochet’yi
geçirdiğinde; Sayın Demirel’in, “İyi toparladılar, Allen-
de’yi iyi toparladılar” dediğini… Yıllar sonra Uğur Mum-
cu bunu anımsattığında da “Pinochet hadisesinde be-
nim söylediğim şudur: Tasını tarağını toplayıp gitti.. O
günün şartları içinde söylenmiştir. Bugün olsa söyler
miyim, söylemez miyim, ayrı mesele!” diye yanıtladığı-
nı.. Çoğumuz çoktan unutmuştuk.

★★★

Yıl 1988.. 12 Eylül Anayasası’ndan yakındığında, Sayın
Demirel’e -Türk Dil ve Tarih kurumlan ile ilgili olarak-
Atatürk’ün vasiyetini çiğneyen maddeleri anımsatmış
ve şu yanıtı almıştım:

“Askeri yönetim altında, tartışılmadan yapılmış tüm
tasarruflara karşıyız!”

Ama SHP destekli son iktıdarı, anayasanın değiştiril-
mesini ele aldığı zaman, her ne hikmetse -başka bazı
sözler gibi- bu sözünü de bir türlü anımsamamıştır.

Askeri darbeye mi karşıdır, yoksa kendisine karşı ya-
pılan askeri darbeye mi? Demokrasiden mi yanadır,
yoksa sadece kendisinin başında olduğu demokrasiden
mi?

Düşünce özgürlüğünü mü savunuyor, yoksa kendi gö-
rüşüne uygun düşüncelerin özgürlüğünü mü?

Geçmişe değil geleceğe bakmak.. Yansız ve demok-
ratik tutumlu bir cumhurbaşkanını alkışlamaya hazır ol-
mak.. Bunlara, evet!..

Ama geçmişi saptırarak cumhurbaşkanına övgüler
dizmek.. Hayır!..

Biz kendimize de cumhurbaşkanına da saygılıyız!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: