Yazı Hakkında

Başlık:Caydırıcılıktan Caymanın Bedeli!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:14 Nisan 1993, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Caydırıcılıktan Caymanın Bedeli!

Türkiye’nin bugün Azerbaycan’da olanlar karşısındaki “acıklı” çaresizliği iki hatanın bedelidir.

Kendisine “büyük hedef” koyup “küçük” davranmanın bir… Caydırıcılıktan “cayma”nın, iki.. “Büyük Ermenistan” düşünü eleştirenler, Yunanistan’ı “Megalo İdea” ile suçlayanlar; “Adriyatik’ten Çin Denizi’ne kadar” hak iddia eden büyüklerimiz değil de başkaları mıydı?

Kimdir, “Turancılık” ile ünlenmiş siyaset adamlarını yanına alarak Orta Asya’larda dolaşan? Ergenekon törenleri düzenleyip, demir döven?

Kimdir Azerbaycan adım adım işgal edilirken “sabrımız taşıyor” diye gözdağı veren?

Ve sonra da -tüm bunları yapan kendisi ve hükümeti değilmiş gibi- çaresizlik içinde ellerini iki yana açıp, “Güç kullanmamız söz konusu değil” diyen?..

★★★

Caydırıcılık, “koruyucu hekimliğe” benzer. Amaç tedavi değil, hastalığın ortaya çıkmasını önlemektir. Zamanında yapılan bir aşı, hastalığın tedavisinden çok daha kolay ve çok daha ucuzdur..

Ama Türkiye, Ermenistan’ın yayılmacı emelleri ortaya çıktığında, “caydırıcılık”tan caymıştır. Hem de gereken uyarılar çok açıklıkla ve yeterince önceden yapıldığı halde.

Ermenistan sınırına yeni birlikler göndermek, Azerbaycan ile “savunma işbirliği anlaşması” yapmak gibi adımları atmaktan bile çekinmiştir.

Dahası da var..

Nahcivan’ın konumunu ve toprak bütünlüğünü güvence altına alan ülkelerden birisi olduğu halde, Türkiye -büyük bir telaşla- bunun kendisine “askeri müdahale” yapma hakkı vermediğini açıklamıştır.

Kıbrıs ile Nahcivan’ın durumunun “çok farklı” olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.

Yani, hiç değilse bir tehdit aracı olarak kullanabileceği -uluslararası hukuktan doğan- bir olanaktan peşinen ve kendi isteği ile vazgeçmiştir..

Ve elbette önce Ermenistan’ı, sonra da onun gerisindeki Rusya, ABD ve Fransa gibi ülkeleri “son derece” rahatlatmıştır..

★★★

Sayın Demirel’in siyasette cesur olmadığı, “risk” almaktan hoşlanmadığı bilinen bir şey.. Darbeler sırasındaki tutumları da unutulmadı; sayısız başbakanlıkları sırasında Kıbrıs konusuna yaklaşımı da biliniyor.

Ama gereğinde alınmayan riskler, sizi giderek çok daha büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakabilir. Dolayısıyla almak zorunda kalacağınız riskler de giderek büyür.

Dün ürkek tutumu ile Ermenistan’ı ve dostlarını yüreklendiren Türkiye, bugün “eski duruma bir ölçüde dönülebilmesi” için, çok yüksek bir fiyat ödemek zorundadır.

Rusya Ermenistan’ı silahla desteklemektedir. İran, Türkiye ve laik devlet yanlısı Elçibey yönetiminin içine düşüğü bunalımdan memnundur. Çin, etki alanını kendi
topraklarına kadar uzatmak ister görünen bir Türkiye’nin zayıflığının ortaya çıkmasından rahatsız değildir. ABD ve dostları için, Kafkasya’da yeni bir İsrail doğmasını engellemek değil, özendirmek hedeftir..

Türkiye ya Azerbaycan topraklarının işgalden kurtarılması için “silahlı müdahale”yi göze alacak ya da “havlu atacak”tır..

★★★

Türkiye, Azerbaycan’ın yardıma çağırması durumunda, BM yasasının ünlü 51. maddesine dayanarak işe karışırsa ne olur?

Ekonomik ve siyasal açıdan büyük bir bunalım yaşayan ve kendi içinde büyük azınlık sorunları bulunan Rusya, doğrudan savaşa mı girer?

Bosna ve Karadağ’daki etnik arındırmalar karşısında kılını kıpırdatmayan “Batılılar” Türkiye’ye karşı yaptırım mı uygularlar?

Kuveyt’ten işgalciyi silah zoru ile çıkaran BM, Azerbaycan’daki işgalciyi silah zoru ile çıkarmaya yardımcı olan bir BM üyesine ne diyebilir?

Böyle bir durumda, ya Türkiye’ye uluslararası düzeyde bazı zorluklar çıkarılmakla yetinilecektir… Ya da, BM -Türkiye’nin tek başına müdahalesinden hoşlanmadığı
için- işin içine “doğrudan” girmek zorunda kalacaktır..

Güç kullanmanın hiç mi riski yok?

Var elbette.. Ama risk almadan kazanmak nerede görülmüş?..

★★★

Bugünkü noktaya gelinmesinde Azerbaycan’ın da yanlışları olduğu bilinmeyen birşey değil.. Önce Elçibey’in İran ve Rusya’ya karşı düşmanca bir tutum takınıp, fincancı katırlarını ürkütmesi yanlıştı; sonra da, böylesine tarihsel bir sorumluluk karşısında bile 20 parçaya
bölünmüşlüğü önleyememeleri büyük bir yanlış..

Ama Türkiye’nin yanlışı da daha küçük değil!..

Ve o yanlıştan dolayı, Azerbaycan şimdi İran’dan yardım ister duruma düştü.

Hani mıknatıs demire sormuş; “ençok kimden nefret edersin?” diye..

“Senden” demiş demir, “çekersin, ama kendinde tutacak kadar gücün yoktur!..”

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: