Yazı Hakkında

Başlık:CHP Niçin Böyle Oldu?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:18 Ağustos 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

CHP Niçin Böyle Oldu?

CHP yeniden açılırken, kurultay öncesindeki son yazımın başlığı şöyleydi: “Umudu Ertelemek, Yitirmekten iyidir!’’

Kurultay ertesindeki yazımın başlığını da şöyle koymuştum: “Baykal Niçin Kazandı? CHP Nasıl Büyür?”

Sayın Deniz Baykal, niçin kazandığını unuttu… CHP büyümeyip, küçüldü… Ve umut yitti… İki Altıok’lu partinin tek bayrak altında bir araya gelmeleri de, yiten umudu yeniden bulduramadı…

Şimdi CHP kongreleri, bütünleşmeyi değil düşmanlığı, hırçınlığı, bir arada olamamayı yansıtıyor.

Niçin böyle oldu?

Eğer hâlâ varsa, çıkış bu sorunun yanıtında gizli.

★ ★ ★

Benzemezlerin toplamından, güç değil güçsüzlük çıkar.

İnançlı, kararlı, tutarlı ve disiplinli küçük bir örgüt mü? Yoksa her kafadan farklı sesler çıkan, çıkarların zaman zaman inancın önüne geçtiği izlenimini veren, disiplinsiz ve tutarsız büyük bir örgüt mü?

Toplumun desteğini kazanmanız için, inandırıcı olmanız gerekir.

İnsanlar CHP’de neye, kime inansınlar?.. Genel Sekreter’in, Genel Başkan’ı basın önünde eleştirdiği “tavan”a mı? Birbirinin gırtlağına sarılmış olan “taban”a mı?

Hikmet Çetin‘e mi? Deniz Baykal’a mı? Ercan Karakaş‘a mı? Yoksa Mümtaz Soysal‘a mı?

Hangisinin çizgisi, partinin çizgisidir?

Kemalizme inanan, ama inanmayanlarla da uzlaşmak gerektiğini sanan bir Hikmet Çetin… Altıok’un en az üçünden vazgeçmek gerektiğini savunan bir Ercan Karakaş… Kendisinin lider olması kaydıyla, ideolojinin fazlaca da önem taşımadığını düşünen bir Deniz Baykal… Kemalizmi 21. yüzyıla taşıyacak doğrultudaki bir yapısal ve ideolojik netlik için, kimsenin gözünün yaşına bakılmaması gerektiğini bilen bir Mümtaz Soysal…

Ve bunların hepsini “vitrin”inde taşıyan bir CHP.

Doğru olan, Kemalizme inanmış olanların CHP’de buluşmasıydı… SHP ise, bir tür Boynerci çizgide yoluna devam etmeliydi; Kemalizm yadsınarak Türkiye’de solculuk yapılıp yapılamayacağını “yaşayarak”
görmeliydi. Boyunun ölçüsünü almalıydı…

Ne yazık ki, olmadı!

★ ★ ★

Birleşirken ideolojik netlikten uzaklaşan CHP, gene de bu ölçüde kavgalı bir görünüm kazanmayabilirdi… Bugün gazetelerde üzüntü ile izlediğimiz CHP  kongrelerinin birer “polisiye vaka” olması kaçınılmaz
değildi.

CHP’de kongreler niçin kıran kırana oluyor?

Çünkü bir oyla kazanan herşeyi alırken, bir oyla yitiren herşeyi yitiriyor… Çünkü, “ya hep ya hiç” mantığı içinde, sol partilerin başlarına çöreklenmiş olanlar ülke çapında savundukları “orantılı temsil” sistemini, parti içi seçimlerde içlerine sindiremiyorlar.

Her liste, kazandığı oy oranında yönetimde temsil edileceğini ya da kurultay delegesi çıkaracağını bilse; parti kongreleri savaş alanına döner mi?

Hem “ne olursan ol, gel!” diyeceksiniz; hem de, parti içi seçimleri bir “yaşam kavgası”na dönüştüreceksiniz… Hem hiziplerin ötesinde bir farklılığı bile içinize sindireceksiniz; hem de, bir “hizipler savaşı”nı,
bir “hizipler koalisyonu”na tercih edeceksiniz…
CHP’nin bugününü hazırlayan bir başka çelişki de budur!

★ ★ ★

Temeldeki iki yanlışlığa, Hikmet Çetin iki yanlış daha ekledi.

Koalisyona devam için, Milli Eğitim ya da İçişleri Bakanlıklarından birisini, “olmazsa olmaz” koşul olarak isteyebilirdi. Laik-demokratik devletin temeline dinamit koyan bir kadrolaşmayı “bir ölçüde olsun” önleyebilirdi. Ve böylece de, CHP’nin hükümette olması bir anlam kazanırdı… CHP bir kişilik kazanırdı.

Tansu Çiller‘in “neye malolursa olsun” iktidarda kalmak istediğini ve fazlaca da bir seçeneği olmadığını görmedi…

İkinci yanlışını ise, partisinin genel sekreterliği konusunda yaptı. “Beni istiyorsanız, genel sekreterimi de ben seçerim!” demedi. Diyemedi.

Ve de, kendisini “Baykal’ın yerini geçici olarak işgal eden” birisi olarak gören, bir genel sekreterle çalışmayı içine sindirdi. Sonra da, o genel sekreterin, kendisini basın önünde aşağılayacak bir noktaya gelmesine hayret etti…

Doğrusu bu ya… Ben de, CHP’nin bu haline hayret edenlere hayret ediyorum!

Ama gene de üzülüyorum!

Atatürk’ün kurduğu partinin adını taşıdığı için üzülüyorum… Yeniden açıldığı için üzülüyorum… İnançlarım için üzülüyorum!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: