Yazı Hakkında

Başlık:CHP Yolunu Buluyor mu?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:25 Haziran 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

CHP Yolunu Buluyor mu?

Telefonun öbür ucunda, çok tanıdık, çok saygın bir ses vardı:

– Biz galiba yanlış yapmaya, daha Atatürk‘ün ölümünün ertesi günü başladık. Kâğıt paraların üzerindeki Atatürk resimlerini kaldırarak…

Ses, yılların eskitemediği bir büyük tiyatro oyuncusuna, Macide Tanır‘a aitti. Ve pazar günkü yazımın son tümcesinin yanıtını arıyordu:

“Acaba nerede yanlışlık yapıldı da, Türkiye ilkellerden ilkel beğenme noktasına geldi?”

★★★

Ecevit kendi kendisinin tutsağı olmuş, kurtulamıyor.

Toplum, “Bir musibet bin nasihattan evladır” sözünün gerçekliğini, son bir yılı yaşarken öğrenmiş. Laiklik -büyük çoğunluk için- birden yaşamsal bir önem kazanmış.

Ve CHP, birdenbire yelkenlerinin rüzgârla dolduğunu görüyor… Kendisi değiştiği için değil, koşullar değiştiği için!

Bir yandan erken bir zafer sarhoşluğu var. Yıpranmış olan RP ve DYP toparlanamadan, “laiklik elden gidiyor” korkusu zayıflamadan, “acele” bir seçim istiyorlar. Belki de CHP’yi, yıllar sonra yeniden birinci
parti yapacak bir seçim.

Ama bir yandan da akılcı arayışlar içindeler.

Partiyi yeniden “tarihsel kimliği” ile buluşturacak.. ve halkın karşısına somut çözümlerle çıkılmasını sağlayacak bir arayış.

İl başkanları, il eğitim sekreterleri, milletvekilleri ve genel yönetim kurulu üyeleri ile… CHP tüm geçen hafta sonunu, tarihsel Ankara Palas’ta geçirdi.

Hiçbiri CHP üyesi olmayan, ama çoğu Cumhuriyet yazarı olan bilim adamları iki gün boyunca anlattılar. Tartıştılar. Soruları yanıtladılar.

Bu tür toplantılarda bir gelenek vardır. Genel başkan açılış konuşmasını yapar ve “işlerinin çokluğu nedeniyle” daha sonra salonu terk eder… Bu defa böyle olmadı. Baykal baştan sona konuşmaları izledi. Ama -kimisi ikinci cumhuriyetçi eğilimli olan- bazı ünlüler izlemediler… Acaba niçin?

Konuşmacılar içinde tek bir numaracı cumhuriyetçi bile bulunmadığı için mi? Kendi düşüncelerini savunacak güçleri olmadığı için mi?

★★★

İlk günün konusu siyasal, ikinci gününkü ise ekonomikti:

“Bir siyasal düşüncenin evrimi: Ulusal Kurtuluş Savaşı’ndan çağdaş sosyal demokrasiye.”

“Ulusal kalkınma ve toplumsal adalet düşüncesinin evrimi: Uluslararası ilişkilerde ve ekonomik ortamdaki değişim karşısında, üretim ilişkilerinin gözden geçirilmesi. ”

Konuşuldu, tartışıldı ve bazı doğrular netleşti:

– Kemalizm ile sosyal demokrasi arasında bir çelişki yoktur. CHP, Kemalizm’i – “sürekli devrim”ci özüne uygun olarak- 21. yüzyıla taşıma işlevini üstlendiği ölçüde büyüyecektir. Kemalizmden soyutlanmış bir solun Türkiye’de hiçbir şansı yoktur.

– Halkın karşısına, her kesime mavi boncuk dağıtarak çıkılmamalıdır. Gerekirse acı reçeteler önerilmelidir. İnandırıcı olmanın koşullarından birisi de budur.

– Halkın en büyük gereksinmelerinden birisi de, siyasal ahlâk konusundadır. CHP her düzeyde “yüksek siyasal ahlak” örneği vermelidir.

– Küreselleşmenin gerekleri, ekonomik yaşamda “sol” çözümlerden uzaklaşma nedeni olmamalıdır. Ekonomik büyüme ve toplumsal adalet birlikte sağlanmalıdır…

Toplantı, ünlü “Amasya Tamimi”nin yıldönümüne rastlamıştı. O genelge, Mustafa Kemal’in ereğini yansıtan bir “devrim bildirgesi” idi… Osmanlı’da olmayan bir “anavatan” düşüncesinin vurgulandığı, “ulusal demokratik devlet”e giden yolun açıldığı bir devrim bildirgesi.

O günden bugüne, henüz tamamlanmamış olan bir devrimin!

★★★

Evet, yanlışlık Kemalizmden sapmakla başladı. Tarihsel kimlikten uzaklaşmakla sürdü. Çözüm, Kemalizmle yeniden bütünleşerek bulunacaktır.

Toplantının ilk günü bana bir soru yöneltilmişti:

– Bizde mi bir eksiklik var, sivil toplum örgütlerinde mi? Niçin güç birliği yapamıyoruz?

Yanıtım kısa oldu:

– Size gelmeleri için, güven vermeniz gerekir. Güven vermeniz için de; netleşmeniz ve kendi içinizde demokratikleşmeniz!..

CHP eğer “Kemalist sol” kimliğini yeniden kazanırsa.. o kimlikle bağdaşmayanları içinden uzaklaştırırsa.. o kimlikle bağdaşan herkese yapısında yer olduğunu, demokrasiyi önce o yapıda gerçekleştirdiğini kanıtlarsa.. ve de siyasette, toplumsal yaşamda ve ekonomide, somut çözümleri içeren bir programla ortaya çıkarsa…

Sivil toplum örgütlerinin çok büyük bir kesimi ile bir masa etrafında buluşması ve yeni bir “kuvayı milliye” oluşturmaması için hiçbir neden yoktur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: