Yazı Hakkında

Başlık:CHP’de Yol Ayrımı…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:24 Ağustos 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

CHP’de Yol Ayrımı…

Öndere verilen önemin, geri kalmışlığa özgü bir durum olduğunu düşünmek yanlış!

Çağdaş toplum, kişisel ilişkilerin yerini kurumsal ilişkilerin aldığı bir toplum… Oysa insan doğası, kişisel, duygusal temeller üzerine kurulmuş.

Kurumları önderle özdeşleştirip insancıllaştırmak, çağdaş topluma bir tepkidir… Bir gereksinmedir.

Demokratik kültür, bu eğilimi yok etmiyor Sadece ona demokratik bir görünüm kazandırıyor…

İdeolojilerin yok olmaması, ama giderek aralarındaki sivri ayrımların azalması ise, demokratik toplumlarda önderin önemini daha da arttırıyor.

İdeolojik ayrıntıların ayrımına varamayan kitleler, benzerler arasında seçim yaparken, önderin kişiliğinden şimdi daha çok etkileniyorlar.

★★★

CHP -Türk solunu çok yakından ilgilendiren bir biçimde- yol ayrımında. Ve bu ayrım, önderlik sorunu ile yakından ilişkili.

“Yeni” CHP niçin halkın gözünde Atatürk‘ün kurduğu parti olamadı?

Bunun bir nedeni, bazı “numaracı cumhuriyetçi” isim ve savlarla yola çıkılmış olması ise.. öteki nedeni, önderlik konusu ile yakından ilgilidir.

CHP’nin Atatürk-İnönü dönemi sonrasına damgasını vurmuş olan Ecevit dışarıda kalmıştır. Onsuz bir CHP, kitlelerin gözünde asıl CHP’nin devamı olamamıştır…
Kemalist öze ters bazı görüntüler ise, olumsuzluğu daha da perçinlemiştir.

Çoğunluğu tarihsel çizgiye sadık, idealist, dürüst, tutarlı ve hatta “genç” öğelerden oluşan örgüt açısından bu bir talihsizliktir. Savaşın başında yapılan “stratejik”
hatayı, savaşı sürdürürken düzeltmek olanağı ne yazı ki yoktur!

Bu nedenle de, CHP bugün “yaşamsal” bir seçim yapmak zorundadır…

★★★

Niçin Ecevit “tek başına bile” güçlü? Niçin Baykal, maddi ve manevi “büyük” bir mirasa karşın güçsüz?

İkisi de çok etkili birer konuşmacı… İkisinin de çok önemli bilgi ve deneyim birikimleri var.

Ama birisi siyaseti bir 100 metre yarışı gibi düşünürken; ötekisi için siyaset bir “maraton” yarışı… Birisi gençliğine karşın aceleci, sabırsız ve -bu nedenle de zaman zaman tutarsız; inançları konusunda zaman zaman kuşku yaratabiliyor. Ötekisi ise, yaşına karşın, günlük başarıların değil, uzun vadeli amaçların peşinde koştuğu güvenini verebiliyor. Yaşına karşın, çok daha çalışkan, çok daha üretken…

Sayın Baykal için kez şansını iyi kullanamadı.

Birincisi, “asıl” CHP döneminde… İkincisi. SHP’de Erdal İnönü‘nün genel sekreteri iken.. Üçüncüsü, “yeni” CHP’ye genel başkan olurken…

Üçünde de, “bir an önce” önder olma isteğinin ağır bastığı izlenimini -haklı ya da haksız- vererek!.

Sayın Baykal, seçim öncesi SHP-CHP birleşmesini sudan bahanelerle engellerken de, genel başkanlık endişeleri ile hareket ettiği izlenimini vermişti. Şimdi de, partisi için çıkış yolunu Ecevit ile değil de SHP ile ararken de “benzer” izlenimler veriyor.

Ecevit’li bir CHP’de önderlik şansının kalmayacağının farkında.. Yıpranmış bir SHP ya da SHP’nin bir bölümü ile ise durum değişik…

Ama SHP giderek Kemalizm’e yabancılaşıyormuş.. ne gam!

★★★

Ertuğrul Güney‘in Cumhuriyet’e demecinde şu tümceler vardı:

“Sayın Ecevit, Baykal’ın kendi siyasal inançlarıyla bağdaşmaz bir tutum içinde olduğunu söylüyor. Baykal’ın ise Ecevit e karşı bir tutum içinde olduğunu biliyorum.”

Ecevit’in, CHP kapılarını yeniden açarken, dışında kalmasının nedenlerinden birisi de, Sayın Baykal ve çevresine duyduğu güvensizlikti. Ecevit in CHP yerine “DSP de birleşelim!” demesinde, bugün de aynı etkenin rol oynamadığını söylemek olanaklı mı?

Benzeyenler bir araya gelmeli!

SHP ve CHP’deki benzeyenler buluşmalı.. DSP-CHP ve SHP deki benzeşenler de..

“Üç”lü sol “iki”ye inmeli!.. Ve Kemalizmi 2000’li yılların koşullarına taşıyacak olanlar, kendilerinin farklılığını apaçık vurgulamalılar!

Demokrasimiz üzerindeki kara bulutları dağıtmanın artık başka bir yolu kalmamıştır!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: