Yazı Hakkında

Başlık:CHP’nin Akıllı Düşmanları!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Aralık 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

CHP’nin Akıllı Düşmanları!

Genel destek gören bir şeye karşı çıkmak kolay değildir.

Böyle bir durumda, akılsız ya da fazla dürüst
olan kişi, açıkça “Ben karşıyım” der. Kurnaz olansa tam tersi davranır.

Örneğin konu Kızılay’a kadar bir “protesto yürüyüşü” mü yapmak.. O “fazla kurnaz” olan hemen ortaya fırlar:

– Ne demek Kızılay? Kızılay’a kadar yürümenin
hiçbir anlamı yok!.. Yapacaksak ya tam yapalım ya
hiç yapmayalım.. Kızılcahamam’a kadar, hatta İstanbul’a kadar yürüyelim!

Elbette, sonunda Kızılay işi de yatar, Ve de siz,
“en kahraman” olarak kalırsınız.

★★★

Kurnazlık belki o anı kurtarır, ama geleceği kurtarmaz.

CHP’nin ağır ağır erimesinden acı duyanlar, gerçeklerin altını çizmeyi bir görev sayıyorlar. Ama CHP’nin akıllı düşmanları ya da akılsız dostları ise, yanlışlara alkış tutuyorlar.

Eğer Sayın Baykal evet deseydi; Ecevit’in başkanlığında bir azınlık hükümeti kurulabilecekti..
Eğer Sayın Baykal evet deseydi; Ecevit’in başkanlığında -CHP’nin de yer alacağı- bir çoğunluk hükümeti de kurulabilecekti..

Ama Çiller’le ve Fazilet’le kol kola: seçimlere
birkaç ay kala, çok bunalımlı bir dönemde ülkeyi
hükümetsiz bırakan Sayın Baykal ne yaptı? Daha
“hızlı” bir öneriyle çıktı Ecevit’in karşısına:

– Azınlık hükümetini birlikte kuralım.. Siz önce
bizi, sonra da bütün solu birleştirin!

Ecevit istese bile, Meclis’te hiçbir sağ partinin böyle bir oluşuma destek vermeyeceği peşinen belliydi. Üstelik de daha o gün, CHP kendi örgütüne, Ecevit’ı çok ağır biçimde eleştiren bir genelge yollamıştı.

Öyleyse,, gerçekleşme şansı hiç olmayan ve aslında gerçekleşmesi de “hiç istenmeyen” bir öneri niçin yapılır?

Olumsuz bir tutuma “olumlu bir kılıf” giydirmek
için.. “Herkesi kör âlemi sersem” yerine koymak
için!..

Ecevit’in DSP’yi yönetme biçiminin demokratik
hiçbir yanının olmadığı açık. Hatta DSP’nin “gerçek anlamda” bir parti sayılmasının bile tartışmalı olduğu da açık.. Ecevit’in solun birleşmesini istemediği de bilinmeyen bir şey değil.

Ve bunları eleştirmemek de olanaksız.

Ama Ecevit, küçük ortak olarak girdiği hükümetteki yerini çok iyi değerlendirdi. Gerek kendi tutumuyla, gerekse bakanlarının olumluluğuyla puan topladı. Arkasındaki toplumsal desteği arttırdı.. İnsanlar DSP’nin yapısındaki olumsuzlukları görmez oldular..

Ecevit hep kararlı yürüdü. Baykal ise hep kararsız.

Kararsızlık.. Erken seçimi sürekli gündemde tutmak.. Yılmaz’la Çiller’i aynı kefeye koyarak, Çiller’i yargının elinden kurtaracak yolu açmak.. Fazilet ve Çiller’le kol kola görünmek.. Çok zor bir dönemde ülkeyi hükümetsiz bırakma sorumluluğunu üstlenmek..

Sonuçlarını iyi hesaplamadan yıkmak, ama yenisini yapamamak!..

Kim bunların doğru olmadığını söyleyebilir?

Eğer bunlar doğru değilse.. Kim, muhalefette
iken bile, CHP’nin niçin sürekli kan kaybettiğini açıklayabilir?

Eskilerin bazı sözlerini giderek daha çok seviyorum..

“Halep orada ise, arşın burada!”

CHP’yi sevenler, eleştirilere kızmadan önce, çıkıp halkın arasında biraz dolaşsınlar.. Otobüste, kahvede, devlet dairesinde, arkadaş toplantılarında ve özellikle de “bakkalda, kasapta, manavda” konuşulanlara kulak versinler..

Ve ondan sonra da, “birtakım köşe yazarları’nın
yazdıkları ile kendi gördüklerini, duyduklarını karşılaştırsınlar..

Neyi mi anlayacaklar?

CHP’nin dostunun kim, düşmanının kim olduğunu.. “Akılsız dost” ile “akıllı düşman”ın nasıl buluştuğunu..

Ve de.. Sayın Baykal’ın çıkan ile CHP’nin yararı
arasında, nasıl yolların ayrıldığını!..

Atalarımız gene güzel söylemiş;

“Son pişmanlık fayda vermez!..”

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın