Yazı Hakkında

Başlık:Çıkış Yolu: Ortak Program!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:14 Şubat 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Çıkış Yolu: Ortak Program!

De Gaulle ve 5. Cumhuriyet ile birlikte. Fransız
solu bir damga yemişte. “Ebedi muhalefeti”

Yapılan her seçim bu yargıyı biraz daha güçlendiriyordu. 1968 öğrenci ayaklanmaları ve ardından 9 milyon işçinin greve gidişi bile bu görünümü değiştirmemişti … Sol bölük porçüktü. Ne iktidara gelebileceği inancını verebiliyordu, ne de sağcı politikalara tutarlı bir seçenek oluşturabiliyordu. .

Fransız solu, yirmi yılı aşkın süre iktidarın uzağında kaldı.

Ne zamana kadar?

Bir “Ortak Program” etrafında güçbirliği yapıncaya kadar.

İki sosyalist bir de komünist parti vardı. Onların
dışında da bir sürü solcu “sivil toplum” örgütü.
Çoğu kendi kimliğini ve kişiliğini korudu. Ama hepsi de iktidara gelindiğinde uygulanacak olan programı destekleyeceğini açıkladı.

“Ortak Program” somuttu: madde madde sergilendi, ortadaki seçmen oraya kaydı. Ve sol iktidara ulaştı.

★ ★★

Susurluk olayı küflenmeye bırakılmış gibi… Yolsuzluk dosyalan Meclis’te birer birer örtbas ediliyor… Şeriata zemin hazırlayan adımlar, artık daha hızlı ve korkusuzca atılıyor.

Muhalefetin oyları bu gidişi değiştirmeye yeterli değil.

Hemen her yerde, herkes aynı sorunun yanıtını
soruyor birbirine: “RP kendi içinde tutarlı, ama
DYP’li milletvekillerini anlamak zor. Bu gidişi göremiyorlar mı, yoksa gördükten halde başka kaygılar öne mı geçiyor?”

– Bu iktidardan “kişisel” çıkarları mı var?.. Satılmışlar mı?

– Şaibe Hanım’a borç mu ödüyorlar?

– Haklarında dosyalar var da “şantaj” altındalar mı?

– Bir daha seçilememek korkusu mu, onların elini kolunu bağlayan?

Bunların hepsinde gerçek payı bulunabilir. Ama tüm DYP milletvekillerini aynı sepete koymak da zor… “Bu hükümetin görünür bir seçeneği yok!
çaresizliği de, acaba bazılarının davranışında rol oynamıyor mu?

Fransa da sorun: yüzde 45’lerdekı bir solun oylarını, yüzde 50’nın üzerine çıkarmakta yatıyordu. Türkiye’de ise sorun, yüzde 80’in oylarını yüzde
20’ye “mahkûm ” olmaktan kurtarmakta yatıyor.

Yılmaz, Ecevit ve Baykal, görüşlerini birbiri peşi sıra Milliyet’e açıkladılar. Belki de tek yenilik; Ecevit’in “CHP’yi de içeren” bir güçbirliğine hazır
olduğunu söylemesi.

Yeter mi? Hayır!

Temsil etmeleri gereken kitleler gibi, onlar da rejim açısından-ciddi olarak- kaygılar Refah’ın elinden iktidar olanaklarının bir an önce alınması gerektiğinde birleşiyorlar… Ama bunu gerçekleştirmek için düşünebildikleri tek şey “geri soru” verip, yağmur duasına çıkmak.

– Tanrım şöyle yirmi kadar DYP’li milletvekilinin
yüreğine doğruluk ve Meclis ‘te kalkacak olan parmağına güç ver!

Bu hükümet yıkılsa ne olacağı belli mi?. Hayır!

Öyleyse bu üç genel başkan önce bir masanın
etrafında toplanmalı… Eğitimi nasıl lâikleştireceğini, devlet örgütünü nasıl demokrasi düşmanlarından temizleyeceğini, devlet içindeki çetelerle nasıl savaşacağını, yolsuzlukların cezasını nasıl vereceğim, demokratikleşme sürecini nas i hızlandıracağını açıklamalı.

Teker teker… Somut maddeler halinde

Sonra bunları sendikalardan derneklere “sivil
toplum ” örgütleriyle tartışmalı.. Ve de ortaya somut
bir “Odak Program” ile çıkmalı..

Bakın o zaman ülkedeki ortam ve güç dengeleri nasıl değişiyor!

★ ★★

Son başbakanlığı dönemindeydi, ABD’nın Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosu sürüyordu. NATO doruk toplantısında Ecevit, artık Sovyetler
Birliği’nin eskisi gibi bir tehdit öğesi olmaktan çıktığını savunmuştu.

Amerikalı bir gazeteci New York’taki basın toplantısında sordu:

– Siz öyle diyorsunuz ama, Başkan Carter ‘da tersini savunuyor?

Türk başbakanının yanıtını salondaki bütün gazeteciler alkışladılar.

– Eğer ben değil de Sayın Carter haklı ise, Türkiye ‘ye uygulanan silah ambargosunun hemen kaldırılması gerekir!

Şimdi benzer bir şeyi, başta Sayın Ecevit olmak
üzere tüm genel başkanlara söylemenin tam zamanı:

– Eğer kaygılarınızda haklı iseniz, eğer durum bu
kadar” vahim” ise… Bir an bile yitirmeden bir araya gelmeniz ve her türlü özveriye hazır olmanız gerekmez mi?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın