Yazı Hakkında

Başlık:Çıkmazdan Nasıl Çıkılır?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Ekim 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Çıkmazdan Nasıl Çıkılır?

Bugün Türkiye de temel kurumların yozlaştıklarını, işlevlerini gereği gibi yerine getiremez olduklarını söyleyebilirsiniz.

Cumhuriyet rejiminin üzerine oturduğu sayacağını
oluşturan üç temel “güç”e bakın: Yasama, yürütme,
yargı.. Üçü de aynı durumda. Ve buna sız birde “eğitim”i ekleyebilirsiniz…

Bir anlamda, toplumun geleceğini hazırlama gücü”
demek olan “eğitim’i!.

Yargı, geç, güç ve bazen de kötü işliyor… Bağımsızlığı
zedelenmiş… Yargıya güven sarsılmış.. Sorunu “para’nın ya da “mafya”nın çözebileceğine inanç artmış.

Eğitimin birliği ve tutarlılığı yok . Farklı bilgilere, farklı
dünya görüşlerine ve hatta farklı inançlara sahip, “birbirine düşman ” iki gençlik -devlet eliyle- yetiştiriliyor. Köy Enstitülerinin yerini ımam-hatip okulları Halk Dersliklerinin yerim Kuran kursları almış.. Özerk üniversitelerin yerinde YÖK: seçilmiş “çağdaş ‘ yöneticilerin yerinde,
atanmış, çoğu “Türk-islam sentezci”rektör ve dekanlar var.

Ama tüm bunlardan daha “elim” ve daha “vahim”
olanı, yasama ve yürütmeyi birlikte içeren “siyasal güç”teki yozlaşmadır. Çünkü, çürümüş ya da koşulların gerisinde kalmış bütün diğer kurumları değiştirme düzeltme ve gerekirse “yemden oluşturma işlev ve yetkisi
orada odaklaşıyor!

★★★

Çağdaş siyasal sistemlerin temel öğesini “siyasal
partiler” oluşturur.

Toplumdaki temel çıkar ve eğilimleri temsil eden siyasal partiler var mı? Siyasal bölünme -yapay ya da kişisel nedenleri değil de- bu temel eğilimleri mi yansıtıyor? Partilerin yapışı demokratik mi? (Yani tabanın eğilimleriile tavanın tutumu arasında, demokratik bir uyum var mı?)

Seçmen İradesi, siyasal karar alma ve uygulama süreçlerine “doğru” yansıyor mu?

Eğer bu soruların hepsine de ‘evet’ yanıtı verebiliyorsanız, yasama gücü de yürütme gücü de doğru” ellerdedir demektir… “Yanlış” işlemeleri de zorlaştırılmıştır…

Bugün Türkiye’de siyasal güç yozlaşmış.

Yasama organı, toplumdaki tıkanıklığı açacak kararları alamıyor.. Milletvekilleri Meclis oturumlarını izlemek gereğini bile duymuyorlar… Yasama organına yön verme konumundaki birçok isim, servetini ya da karanlık bazı ilişkilerini açıklayamıyor.

Yürütme organının sürekliliği, tutarlılığı, kararlılığı ve
dolayısıyla inandırıcılığı yok. Devlet örgütünü laik demokratik hukuk devletini yıkmak isteyenlerden arındıracak bilinç, irade ve güçten yoksun.

Yerel yönetimler, ya bir çıkar paylaşımı batağında ya
da laik devleti çürütmenin bir aracı görünümünde

Niçin bütün bunlar?

Çünkü siyasal partiler sistemi de seçim sistemi de 12 Eylül sonrasında daha da bozulmuş!. Çünkü kitleler ile onları temsil etme savında olanlar arasındaki bağlantı daha da gevşemiş!..

Bazen de tamamen kopmuş!

★ ★★

Başkanlık sistemi çözüm mü?

Hayır!

Çünkü, yürütmede sürekliliği ve belki de kararlılığı
sağlarken demokrasinin temeli olan hoşgörü ve uzlaşma” eğilimlerini tümden yok edebilir Toplumu iki karşıt “cephe ye ayırabilir . Başkanın Mecliste çoğunluğun desteğine sahip bulunmaması durumunda ise sistem kilitlenebilir… Darbelere yol açılabilir.

Başkanlık sisteminin iyi sonuç vermesi: demokratik
kültürün gelişmiş, siyaset karşıtlığın ılımlılaşmış olmasına bağlıdır!

İki türlü seçim sistemi çözüm mu?

Tek adaylı değil “liste’li yüksek barajı değil düşük
baraj’lı olması koşuluyla “evet!”

Ülke barajı yüzde 5’e indirilirse.. Her seçim çevresinde ancak yüzde 15’i geçen partilerin ikinci tura katılabilmeleri kuralı getirilirse… Hem “seçim adaleti “büyük ölçüde sağlanmış ve hem de -ideolojik farkları az olan partiler bütünleşmeye zorlanmış olur!

Ama sorunun asıl çözümü anayasadadır.

Kitleler katılıma özendirilmeden, gençlerin, işçilerin,
kamu görevlilerinin, üreticilerin, kadınların ve onları
temsil eden örgütlerin “etkin katılım”ı sağlanmadan
ne partiler kurtulur, ne Meclis, ne de hükümet…

Ve ne de -hala emeklemekten kurtulamamış elan- demokrasimiz!

Ne demiş 2400 yıl öncesinin bilgesi.

“Çokluk bozulmaya azlıktan daha az elverişlidir. Az
miktardaki su çok miktardaki sudan daha çabuk bozulur…”

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: