Yazı Hakkında

Başlık:Çocuklardan Ders Almak!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:29 Mayıs 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Çocuklardan Ders Almak!..

Muzaffer Şerif’in bütün dünyada sosyal-psikoloji kitaplarına geçmiş ünlü bir “deney”i vardır.

Deneyin birinci aşamasında, daha önce birbirlerini hiç tanımayan 24 erkek çocuk bir araya getirilir. Üç gün boyunca, bir kampta birbirlerini tanımak ve arkadaşlık kurmak fırsatı bulurlar.

İkinci aşamada, grup ikiye ayrılır. Üç günlük sürede yakınlık kurmuş olanları ayırmaya, ayrı gruplara göndermeye özen gösterilir.

Her iki grup, birbirlerine komşu olan alanlarda kamp yapmaya başlarlar. Kısa zamanda ilişkiler samimileşir. Giderek ‘biz’ ve ‘onlar’ ayrımı yerleşir. İki grup komşu oldukları ve sürekli ilişki içinde bulundukları halde, eski arkadaşlıklar unutulur. Yeni arkadaşlıklar oluşur.

Beş gün süren ve spor rekabeti isteklerinin de karşılandığı ikinci aşamadan sonra, iki grup arasında gerilim ve kızgınlıklar başlar. İlişkiler giderek çok kötüleşir…

★★★

Muzaffer Şerif, iki grup arasındaki gerginliği ortadan kaldırmak ve ilişkileri düzeltmek için, art arda üç yöntem deniyor.

İlkin bir ‘dış düşman’ yaratıp üçüncü bir gruba karşı dayanışmayı sağlamaya çalışıyor. Bunun başlangıçta yarattığı ‘sınırlı’ yarar geçici oluyor. Sonunda gerilim daha da artıyor.

Şerif -ikinci yöntem olarak- birlikte yemek, eğlenmek ve dinlenmeyi deniyor. Sonuç tam bir düş kırıklığı. Aynı yerde bile, iki grubun üyeleri kendi aralarında eğleniyorlar. Kaynaşma sağlanamıyor.

Ve ünlü bilim adamı, bu kez üçüncü ve son yöntemi uygulamaya koyuyor.

Gruplardan birinin tek başına başaramayacağı bir girişim başlatıyor. Öyle bir girişim ki ancak iki grubun sıkı işbirliği başarı getirebilecek.

Giderek ilişkilerin düzeldiği, gerilimin yok olduğu, çatışmanın yerini işbirliği anlayışının ve dayanışmanın aldığı görülüyor!

★★★

Kıssadan hisse?

Bu deney hem Türk solunun ‘çıkmaz’ını açıklıyor hem de çıkmazdan nasıl çıkabileceğini gösteriyor.

Sadece ayrılmanın kendisi bile ‘ayrılık’ yaratıyor. ‘Biz’ ve ‘onlar’ farklılaşmasını getiriyor.

Ayrılmak kolay, birleşmek zor.

Ama ‘deney’ de gösteriyor ki olanaksız değil!

Üstelik, ‘sol’un önünde şimdi önemli bir fırsat var. İstanbul’da yenilenecek üç belediye seçimi… Hiçbir sol partinin tek başına başaramayacağı açık olan bir seçim bu. Ya birlikte hareket edip en azından başa güreşecekler ya da sol seçmenin düş kırıklığı, umutsuzluk ve kızgınlığının bir kez daha nedenini oluşturacaklar.

Şimdilik bunu görebilen ya da gördüğünü yüksek sesle söylemekten çekinmeyen tek parti ise SHP. Üstelik tek yanlı bir ‘destek’ istemiyor; akılcı bir paylaşım öneriyor.

Bu köşede SHP çok eleştirildi. Ama bu tutumunda haklı. Ve haklı olduğu için de iş işten geçmeden desteklenmeli.

Soldaki ‘üç yanlış’tan herhangi birine ‘koşulsuz’ destek vermek yanlış! Ama -kimden gelirse gelsin- ‘doğru’lardan yana tutum takınmak doğru!..

★★★

Muzaffer Şerif, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde öğretim üyesi idi. ‘Solcu’ olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Amerika’da ‘konuk profesör’ken üniversitedeki görevine son verildi.

Bütün dünyada ana kaynaklar arasında yer alan kitaplarını hep İngilizce yazmak zorunda kaldı.

Ne ölçüde ‘solcu’ olduğu tartışmalıydı. Ama yaşamöyküsü, Türk sağının ilkelliğinin ölçütü oldu. Yapıtları ise bugünün Türk solunun alması gereken derslerle doldu:

“Örneğin, yiyecek peşindeki bir insan kitlesindeki bir önder veya küçük bir grup, duruma göre belli normları veya sloganları, eyleme rehberlik etmesi için ölçütleştirebilir. Eğer bu kurallar açlığın giderilmesi için yol göstermezlerse, başka önderler veya ilgili taraflar çıkarak başka kurallar veya sloganlar oluştururlar. Bu diyalektik süreç, duruma en iyi uyan kurallar ve sloganlar gelinceye kadar sürer.”

Ve elbette, duruma en iyi uyan önderler ve partiler gelinceye kadar da!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: