Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Çözümü Lozan’da Değil Sevr’de Aramak

Yazı Hakkında

Başlık:Çözümü Lozan’da Değil Sevr’de Aramak
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Temmuz 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Çözümü Lozan’da Değil Sevr’de Aramak

Uluslaşmadan çağdaşlaşabilmiş, demokratikleşebilmiş toplum yoktur.

Ne demek uluslaşmak?

Kabile düzenini, aşiret düzenini, derebeylik düzenini geride bırakmış olmak demek… Aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlar arasında bir “biz” duygusunun, bir dayanışma duygusunun yaratılmış olması demek.

Lozan’a gidilirken Anadolu’da 20’yi aşkın etnik kökenden insan vardı ama bir ulus yoktu… Türkiye’yi çokuluslu bir haritayla bölen bir Sevr vardı, ama dünyanın kabul ettiği bir vatan yoktu.

Lozan’la iki şey dünyaya kabul ettirilmiş oldu. Sınırları “Misakımilli’ ile çizilmiş bir “vatan’… Ve o sınırlar üzerinde yaşayan insanlardan oluşan bir “millet”.

Sevr sadece Türkiye’yi bölmeyi, parçalamayı dayatmıyordu… Sadece “çokulusluluk’ değildi Sevr’in getirdiği; aynı zamanda “çok hukukluluk’tu.

Sevr çok hukukluluğu; Anadolu insanının bir ulus oluşturmasını engellemenin aracı olarak kullanıyordu.

Her dinsel ya da etnik topluluğun kendi hukukunu uyguladığı bir toplumda, bir “biz” duygusu yaratabilir misiniz? Bir dayanışma duygusu uyandırabilir misiniz?

Lozan anlaşması, tek hukukluluğa geçişin çerçevesiydi. Ama -devletin laik olmaması nedeniyle- Müslüman olmayan azınlıklara “bazı hukuksal ayrıcalıklar”tanımak zorunluluğu doğmuştu.

Laiklik geldi, Medeni Yasa kabul edildi. Türkiye’deki azınlıklar da, kendi istekleriyle hukuksal ayncalıklarından vazgeçtiler Uluslaşmanın önündeki bir engel daha kalkmış oldu.

Bugün RP’nin önerdiği “çok hukukluluk”, Sevr’in isteğidir. Laiklikten ve tek hukukluluktan gerileme; sadece demokratikleşmede değil, uluslaşmada da gerileme yaratır. Ama Refah kafası için önemli olan, zaten “ulus” değil, “ûmmet’tır.
Demokrasi değil, tartışılmayan “tek doğru’ çerçevesinde insanları gütmektir.

★★★

Kurtuluş Savaşı, uluslaşmada ve demokratikleşme sürecinde çok önemli bir aşamaydı.

Orada harekete geçirilen, sadece “biz” duygusu değil… Aynı zamanda “kendi kademe sahip çıkma” istenci idi. Egemenliği ulusa dayatma bilinci idi.

Ve Lozan’ın açtığı yolda bir “ulus” yaratılırken, alınan temel ne “din’’oldu, ne de “ulus”… Bin yıllık birlikteliğin yarattığı “ortak kültür” oldu.

İçinde Orta Asya’nın göçebelik yaşamından da.. Türkler öncesi Anadolu’nun çok kültürlü yapısından da.. İslamdan da öğeler taşıyan bir ortak kültür.

Giderek Kemalist devrimle çağa ve evrensele açılacak olan bir kültür sentezi!

★★★

Tito, farklılıkları kurumlaştırdı.

Toplumsal barışın ve demokrasinin yolu olarak kültürel ve yönetsel özerkliği seçti. Ve aynı “ırk”tan gelen insanlar, dinsel ve etnik farklılıkların kurumlaşmasının bedelini, -Tito’dan sonra- çok ağır ödediler.

İnsanlar, komşularını öldürdüler. Karılarına, kızlarına tecavüz ettiler. Evlerini, en değerli tarihsel varlıklarını yakıp yaktılar…

İrlanda’da bugün birbirlerini can düşmanı gören Katolikler ve Protestanlar ayrı ırklardan mı geliyorlar? Ayrı diller mi konuşuyorlar?

Hayır! Ama ayrı okullarda ve bazen farklı şeyler öğreniyorlar!

Atatürk farklılıktan değil, benzerlikleri kurumlaştırdı Tüm yanlışlara, tüm sapmalara ve hatta tüm hıyanetlere karşın… Ve dış düşmanların tüm çabalarına karşın… Türkiye bugün hâlâ ayakta!

İstanbul’daki, Ankara’daki, İzmir’deki Kürt kökenlilerin büyük çoğunluğu, “farklılıklar” üzerine siyaset yapanlara hâlâ destek vermiyor!..

24 Temmuz Lozan gününde ÇYDD İstanbul’da görkemli bir toplantı düzenlemişti. AKM salonunu tıka basa dolduran kalabalık, Sayın Meriç Velidedeoğlu’nun hazırladığı ve sanatçıların sunduğu “Sevr’den Lozan’a” gösterisini heyecanla izledi.

İsmet Paşa’yı bir kez daha büyük saygı ile andılar. Atatürk’ün büyüklüğünü bir kez daha içlerinde duydular. Ve ben -Anadolu’nun bütün kentlerinde, bütün gençlerin izlemesini dilediğim bu gösterinin etkisi altında- konuşmamı şu tümce ile noktaladım:

-Güneydoğu’da çözümü Lozan’da değil de Sevr’de aramak; eğer cehaletten kaynaklanmıyorsa, gafletten ya da hıyanetten kaynaklanıyor demektir!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: