Yazı Hakkında

Başlık:Cumhurbaşkanı’na Açık Mektup!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:17 Ocak 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Cumhurbaşkanı’na Açık Mektup!

Sayın Turgut Özal

Cumhurbaşkanı;

Bu mektubu vereceğiniz ‘kabul resmi’ ile ilgili davetinizi niçin kabul etmediğimi size ve kamuoyuna açıklamak için yazıyorum.

Bir Cumhurbaşkanı tarafından davet edilmek, hangi ülkede olursa olsun, onur verici bir olaydır. Oysa ben tersine, bu çağrıyı kabul edersem onurumun zedeleneceği duygusunu taşıyorum.

Anayasa Mahkemesi üyeliğine yapmak istediğiniz
atamanın, yasalara aykırı olması nedeniyle karşılaştığı tepkiye katılanları ‘Şer Cephesi’ ve bu konuda köşe yazısı yazmış olanları da ‘kıytırık kalemler’ olarak nitelendirdiğiniz, genel anlatım düzeyinize çok uygun değerlendirmeyi gazetelerden okudum.

Ben de bu yüksek övgülerinizden payını alan kişilerden birisi olarak doğrusu kıvanç duydum. Arkasından da size iktidar ve Çankaya yolunu ‘yeşil halı’ döşeyerek açmış olan 12 Eylülcü dostlarınızın ‘zaptettikleri’ Türk Dil Kurumu’nun, o kahramanca ele geçiriliş olayından çok
öncesi yayımlamış olduğu sözlüğe baktım.

Arapça kökenli ‘şer’ sözcüğünün karşısında ‘kötülük’ yazıyor. ‘Kıytırık’ sözcüğü ise herhalde uyduruk olduğu için olacak, sözlükte yer almamış. Ama ‘döküntü, süprüntü’ falan gibi bir anlama geldiği, çok aydınlatıcı pırıltılar taşıyan sözlerinizin bütününden çıkarılabilir.

Sözcüklerin kendi başlarına ağırlıkları yoktur. Kimin ve nasıl söylediğine bağlı olarak ağırlık kazanırlar!

Doğrusu, General Evren’in devlet başkanı iken ‘Aydınlar Dilekçesi’nin altına imza atan bizleri ‘vatan haini’ ilan ettiğindeki kadar olmasa bile azıcık onur duydum.

Ama sonra tıpkı General Evren gibi sizin de bu ‘iltifatları’ bizi onurlandırmak için sıralamadığınızı düşündüm.
Öyleyse bu Çankaya’ya davet işinde bir yanlışlık olmalıydı.

Örneğin General Evren bu konuda çok tutarlıydı. ‘Vatan hainleri’ni değil konuk etmek, Çankaya’nın çevresinden bile geçirtmezdi. Sizin de en az onun kadar ‘tutarlı’
olduğunuza inandığım için bu işte danışmanlarınızın bir hatası olduğu kanısına vardım.

Zaten danışmanlar deyince aklıma geldi; onları da pek iyi seçmiyorsunuz hani. Kimisi -tıpkı beşinci kol gibi çağrılacaklar listesine ‘Şer Cephesi’nden isimleri de sokuşturuyor. Kimisi ise çok daha ileri gidip, bizzat ‘kötülük’ cephesine katılıyor. Bakın emekli olduklarından
sonra kendilerini onurlandırıp danışman yaptığınız iki
eski Anayasa Mahkemesi Başkanı, Sayın Orhan Onar ve Semih Özmert ne diyorlar:

“Prof. Süleyman Arslan, kanunda istenilen 15 yıllık öğretim üyeliği süresini tamamlamamıştır. Kanunda aranılan nitelikleri taşımayan bir hâkimin dahil bulunduğu kurulun vereceği kararlar çürük olacaktır”

Kötülük cephesinin Çankaya’ya kadar girdiği çok açık.
Bu sizi sırtınızdan hançerlemek değil de nedir?

İşin daha kötüsü, siz halkı uyarmak için ‘Şer Cephesi’nin varlığını açıkladıktan sonra ‘kötülük’ün sanki propagandası yapılmış gibi oldu. Yayıldıkça yayılıyor. Önce
Barolar Birliği, Türk-İş, arkasından DİSK, derken üniversite öğretim üyeleri, birbirleri ardından ‘Şer Cephesi’ne girmek için yarışmaya başladılar.

Rahmetli Prof. Ahmet Şükrü Esmer şöyle derdi ”Bakıyorum da ABD nereye gidip sağcıları desteklese, komünistler kazanıyor. Ben yerlerinde olsam bir de komünistleri desteklemeyi denerdim, belki de bu kez sağcılar kazanırdı.”

Acaba en iyisi siz de o ‘Şer Cephesi’ne mi dahil olsanız? Bakarsınız sız gidince cepheden kaçanlar olur…

Sayın Cumhurbaşkanı! Size Çankaya’yı o kötülük cephesi mensuplarından temizlemek konusunda başarılar diliyor, “hiç değilse bir tanesi eksik olur” düşüncesiyle de çağrınıza gelmiyorum.

Ve parlamenter sistemin ‘sınırlı yetkili’ devlet başkanı olarak yaptıklarınıza bakıp, her akşam yatarken Tanrı’ya şükrediyorum: Ya bir de dostunuz Corc Buş gibi ‘tam yetkili’ başkan olsaydınız!

Bana kalırsa sizin de yatıp kalkıp şükretmeniz gerekli.
‘Kıytırık’ yetkileriniz varken ‘Şer Cephesi’ni bu kadar büyüttünüz; bir de Pembe Köşk’ün Beyaz Saray’a dönüştüğünü düşünebiliyor musunuz?

Mektubuma son verirken Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığı makamına saygılarımı sunarım.

Okurlarıma

Çok değerli düşünceler taşıyan mektuplar alıyorum. Haftada bir gün yazmam nedeniyle onlara sütunumda yer veremediğim için üzgünüm. Eski Denizli Milletvekili
Sayın Halil İbrahim Şahin ile Sayın Serpil Çan’ın her satırlarını paylaşıyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: