Yazı Hakkında

Başlık:Daha Çok Kahrolacaklar…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Ağustos 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Daha Çok Kahrolacaklar…

Şenlik büyüyor.

Suudi Arabistan’da kesilen kelleler, Kemalizm karşıtı cephede tam bir kargaşa yarattı. Dinci kesim birbirine düştü. Numaracı Cumhuriyetçiler ise kahroluyorlar: Atatürk’ün büyüklüğü, bir kez daha ortaya çıktı diye.
Ve kargaşa -seyredenler için- giderek tam bir şenliğe dönüştü.
Şenliğin son “orta oyuncusu” da, SHP’nin ilk kültür bakanının başdanışmanı oldu; “Kemalizmi İngiltere ile kıyaslayın, Suudi Arabistan’la değil” diye yalvarıyor.

★ ★ ★

Olaya Mustafa Ekmekçi de, birkaç satırla değinip geçti. Çok ciddiye almamakta haklıydı. Özal‘ları öldü, Boyner’e yönelik umutları söndü, SHP içindeki dostları “deşifre” oldu. Ve “onlar” da, toplum içinde “kendi kendilerine konuşur” hale geldiler.
Ama “promosyon basını”nda köşeleri, bazı özel TV’lerde kolları var.
Bu nedenle de, düşünce yapılarının temelsizliğini zaman zaman sergilemek bir görev oluyor.

Bakın neler diyor, bu “eski başdanışman”:

1) “Bu Cumhuriyetin kuruluş harcında Ali Şükrü Bey’in cesedini düzmece suikast mahkemelerini, ‘asmayalım da besleyelim mi’ diyen darbeci bir Kemalist devlet başkanını ve binlerce yargısız infazı görüyorsunuz.”

2) “Dünyada Türkiye’nin başına bela olan Geceyarısı Ekspresi filmi… Türk diplomasisi, yıllar yılı bu lekeyi temizlemek için uğraştı durdu.”

3) “Suudi Arabistan’da devletin ideolojisi ‘İslam’, bizde ise ‘Altıok’…
İki ülkede de devletin resmi ideolojisi bulunuyor.”

★ ★ ★

“Zat-ı muhterem”, bir tarihte TV’de, İstiklal Mahkemeleri’nin 30 bin kişiyi astığını ve bu konuda araştırma bile yapılamadığını söylemişti. Oysa İstiklal Mahkemeleri’nin bütün tutanakları ortadaydı. Prof.
Ergün Aybars‘ın bu konudaki iki geniş araştırması da ortadaydı. Ve “savaş dönemi”nde verilen ölüm cezası 1350, “devrim dönemi”nde verilen ölüm cezası 350 dolayındaydı.

Atatürk’e “İzmir suikastı”nin düzmece olmadığı ise tüm belge ve tanıklarıyla gün ışığında duruyor…

Bilmemek “cehalet”tendir. Ama bilgisizliği giderildikten sonra da, aynı yalanları yinelemek acaba nedendir? “Gaflef'”ten mi, “ihanet”ten mi?

“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan”lar, İngiliz ya da Fransız demokrasilerinin altında kaç onbinlerce ölünün yattığını biliyorlar mı? Sadece “oy hakkı” için, Fransız işçisinin -devrimden sonra- tam 59 yıl, kanlıbir savaşım vermek zorunda kaldığını anımsıyorlar mı?

Marmaris’teki emekli adamın “Kemalist” olduğunu söylemek içinse, insanın yüzsüz olması gerekir…
Atatürk’ün partisini kapatan: kurumlarını devletleştiren; miras hakkını bile çiğneyen; dünyadaki tek örnek olarak, anayasaya “zorunlu din dersi”ni koyan;
“Türk-İslam sentezi”ni resmi ideoloji yapan bir adam ‘‘Kemalist” öyle mi?

“Geceyarısı Ekspresi”nin suçu da mı Kemalistlere ait?

★ ★ ★

Kemalizm “resmi ideoloji”olmaktan çıkalı, neredeyse yarım yüzyıl oluyor.

Kemalizmi kıyaslamamız istenilen, “İngiliz demokrasisi” düzeyindeki 1961 Anayasası da, Kemalistlerin çabalarının ürünü idi. Ama Kemalizm karşıtlarının Menderes-Demirel-Evren-Özal çizgisi, o anayasanın yaşama geçirilmesine izin vermedi.

Kemalizmi “İngiliz demokrasisi” ile kıyaslamalıymış.

Hay hay!

Açsınlar tarih kitaplarını, iki demokrasinin oluşum koşullarını kıyaslasınlar… Atatürk’ün 1923-38 arasındaki 15 yılını, İngiliz demokrasisinin 700 yıllık oluşum süreci ile kıyaslasınlar…

Tüm ihanetlere karşın Türkiye’nin bugün ulaştığı nokta ile, diğer İslam ülkelerinin durumunu kıyaslasınlar…

Hiç değilse isimlerinin başındaki “Prof.” sanına saygı gösterip; ancak koşulları benzeyenlerin kıyaslanabileceğini anımsasınlar…

Yakın tarihin, Atatürk’ü, sadece İslam ülkelerine karşı değil, komünist dünyaya karşı da haklı çıkardığını unutmasınlar…

Ve eğer kara yüzleri hâlâ kızarabiliyorsa; birazcık olsun utansınlar ve sussunlar!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın