Yazı Hakkında

Başlık:Daldan Dala…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.15)
Tarih: 06 Kasım 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Daldan Dala…

Dr. Lütfi Doğan, eski Diyanet İşleri Başkanı.. Geçmişte kendisiyle
aynı hükümette görev almış olmaktan onur duyduğum,
güzel bir insan..
Kurtuluş Savaşı gazilerinden Albay Mevlüd Doğan’ın oğlu..
Gerçek bir dindar, gerçek bir din bilgini ve gerçek bir Kemalist..
Bir mektup yollamış.. Şöyle diyor:
“Atatürk ve Din yazınız, Atatürk ve Cumhuriyet aydınlığından
yoksun insanlara, ne yaptığını, ne söylediğini bilmezlere
ibret verici bir ders. Sizi kutluyorum.”
Ve ekliyor:
“Cumhuriyet demek, egemenlik ulusundur demektir. Daha
açık anlamıyla, devletin yönetimi sınıfların, ruhanilerin, bazı
ailelerin, toplumsal grupların tekelinde olamaz demektir.. İslam
tarihinde Hariciler diye tanıdığımız grubun sloganını atarak
‘Hâkimiyet Allah’ındır’ diyerek Cumhuriyet aydınlığını ve
erdemini karartmaya çaba gösterenler var.. Oysa halkın kendi
iradesine egemen olması, Allah’ın hükmüne, hâkimiyetine
karşı bir konu değildir”

★★★

Bir yazımda, Yasin suresinin Atatürk tarafından yaptırılmış
Türkçe çevirisinden bir dörtlük yayımlamıştım. Avukat Nezihi
Sanal çok etkilenmiş:
“Akıcı ve duru bir Türkçe ile yazılmış, adeta Yunus Emre
üslubunu çağrıştıran güçlü deyiş, heyecan verici idi. Bu dörtlüğün,
daha uzun bir şiirden alıntı olduğu düşüncesi ile, tamamını
nasıl bulabileceğimiz konusundaki bir işaretinizi şükranla
karşılayacağız.”
O dizeler, Cemal Kutay’ın
“Ana Dilimizle Kulluk Hakkı” kitabında yer almıştı. Atatürk’ün
Abdülbaki Gölpınarlı ve Behçet Kemal Çağlar’ı, Kuran’ı şiir
olarak çevirmeleri için özendirdiği biliniyor.
Atatürk zamanında yapılan bu tür çeviriler, bildiğim kadarıyla
parçalar halinde kaldı. Ama Bektaşi büyüklerinden Doç. Dr.
Bedri Noyan, çabasını sonuna kadar götürdü. Ve bu çeviri, geçeen yıl Şakir Keçeli’nın çabalarıyla Ardıç Yayınları arasında yer aldı.

★★★

Şevket Süreyya Aydemir’in “Toprak Uyanırsa” romanı beni
çok etkilemiş ve duygulandırmıştı. Bir umutsuzluğun nasıl
umuda dönüşebileceğini gösteriyordu.
Benzer bir şeyi şimdi ÇYDD’ler yapıyorlar.. Adım adım.. Sabırla..
Akıl ile, yurt ve insan sevgisini birleştirerek..
Son olarak ÇYDD, Çekül Vakfı ve Tarih Vakfı bir araya gelmişler.
On bankanın özverili katkılarıyla, ilk üç yılda yaklaşık bir milyon dolar yaratacak bir formül bulmuşlar.. “Master Card” güvencesine sahip, “Çağdaş kart”ı yaratmışlar..
Amaç, gelecek kuşaklara daha çağdaş bir Türkiye bırakmak için çaba gösteren üç sivil toplum örgütüne kaynak oluşturmak.
Çağdaşkart ile yapacağınız alışverişlerin binde 3’ü bu üç kuruluşa gidecek.. Siz bir şey kaybetmeyeceksiniz, ama toplum kazanacak.
Ve on saygın banka, bu işi hiçbir “maddi katkı” beklemeden yapacaklar: Akbank, Bank Ekspress, EGS Bank, Garanti, İnterbank, Koçbank, Osmanlı Bankası, Pamukbank, Tekstil bank ve Yapı Kredi.
Aynı hizmeti veren başka bir kredi kartı yerine “Çağdaşkart”…
İşte, karanlığa karşı aydınlığı savunanlara, zahmetsiz bir savaşım yolu!

★★★

Çağdaş Eğitim Vakfı, 2300 gencimize burs veriyor. Yani bu kadar gencimizi, bazı vakıf ve derneklerin pençesine düşüp, karanlığın kölesi olmaktan koruyor. Gecekondulara açtığı eğitim evlerinde ve 11 örnek ilköğretim okulunda çocuklara ve ailelerine hizmet götürüyor. O insanlarla yakından ilgileniyor, zor koşullarıyla baş etmede onlara destek veriyor.
Son olarak da Beyoğlu’nda bir Gençlik ve Kültür Merkezi kurma girişimini başlattı.
ÇEV geçenlerde İstanbul’da anlamlı bir gece düzenledi. Bazı ödüller verdi.
Bana verilen “1998 Çağdaş Eğitim Ödülü’nden büyük onur duydum. Ama ödülümü almak için bizzat bulunamamaktan dolayı da üzüldüm.
Sayın Lütfi Doğan’dan ÇEV’e, güzel örnekler o kadar çok ki!
Herkes kendi çevresinde bir şeyler yapsa.. Herkes kendi evinin önünü süpürse.. Yani herkes karanlığı yenmek için bir mum dikse..
Aydınlığın bileğini kim bükebilir?!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın