Yazı Hakkında

Başlık:Dayanışma Nasıl Olur?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:08 Temmuz 1994, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Dayanışma Nasıl Olmalı?

Bir yazar için en tatsız şey, yanlış anlaşılmaktır.

Düşündüklerinizi yazarsınız. Benzer düşüncelere sahip olanlar paylaşırlar, farklı düşünenler de karşı çıkarlar.

Bu sağlıklıdır. Demokrasinin gereğidir.

Ama benzer düşündüğünüz kendinizi dayanışma içinde hissettiğiniz insanlar size karşı çıkıyorlarsa… Oradaki yanlışlığı bulmak gerekir.

Ya siz kendinizi yanlış anlatmışsınızdır ya da onların,
yanlış anlamak için ‘özel’ nedenleri vardır!

★★★

Geçen haftaki yazılarımdan birinde şöyle bir bölüm vardı:

“Sınıfsal dayanışmanın yerini mezhepsel ya da bölgesel dayanışmalar aldı.. Partinin oy aldığı kitleler ile örgütü birbirine yabancılaştı. Sınıfsal endişelerden
uzaklaşıldıkça, belediyesel olanakları paylaşma endişeleri öne çıktı..”

Sözünü ettiğim parti SHP idi.

Önce ‘ismini vermeyen’ bir okurdan uzun bir telefon
geldi. “Bir kişi de yanlış anlamış olabilir”diye fazla üzerinde durmadım.

Ama sonra aldığım zehir ‘zemberek’ bir mektup işi
değiştirdi.. Yazımdaki -bana göre çok açık olan- satırlara farklı gözlükle bakan başkaları da olabilirdi.

Sayın Özcan Gayretli mektubunda şöyle diyordu:

“Asırlarca önce sürü yaşamından bireyliliğe geçmiş
olan bir topluma (mezhebe), parti değil partileşmeyi bile
çok görmenizi aydın kişiliğinizle çelişki olarak nitelendiriyorum.. Çok kısa değindiğiniz için, bu mezheple ilgili fikirlerinizi net algılayamama rağmen, o mezhepten insanları sadece oy deposu olarak görüp, taban veya tavanda olmalarını içinize sindiremediğiniz izlenimleri alıyorum…”

Ama -içi rahat etmemiş olacak ki- mektubun sonuna
küçük bir not eklemeyi de ihmal etmemişti:

“Fikirleriniz anladığım gibi olmayabilir, ama ben yazınızdan bunu çıkardım. Eğer farklı düşünüyorsanız, yazılarınızla kafamdaki bu imajı değiştirebilirsiniz.”

★★★

Gerek geçmiş siyasal yaşamımda, gerekse bir yazar
ve siyasetbilimci olarak, ‘Aleviler ve Alevilik’ üzerindeki
görüşlerimi -her fırsatta- ‘çok net’ olarak açıkladığımı
sanıyorum.

Türkiye’de Aleviler, laikliğin de demokrasinin de güvencesini oluşturan toplum kesimlerinin başında yer alırlar Bağnazlığın değil hoşgörünün simgesidirler.

Ortadoğu’nun Şiileri ile Türkiye’nin Alevilerı arasındaki fark. Anadolu’daki kültür birikiminin farkıdır.. Anadolu insanının inancının korku ya değil sevgi’ye dayanmasının farkıdır.

Bin yıllık bir kültürel etkileşimin farkıdır!..

Ve laikliğe ve demokrasiye bağlılıkları, Alevileri her
zaman Atatürk’ün kurduğu parti içinde vazgeçilmez bir
öğe konumuna getirmiştir..

(Bu düşüncelerimden dolayı Alevi dostlardan aldığım
kutlama ve teşekkürler de henüz gerilerde kalmış değil!)

Bir partinin ya da hareketin tabanında bu ölçüde önem
taşıyan bir toplum kesimi, elbette ki o partinin tavanında
da önem taşıyacaktır!

Öyleyse yanlışlık nerede?

Yanlışlık, Alevilerin ya da Kürtlerin Kemalist-demokratik toplumcu bir partide olmalarında değildir. Yanlışlık, mezhepsel yada etnik dayanışmanın, sınıfsal dayanışma’nın önüne geçmesindedir; ‘ideolojik dayanışma’nın önüne geçmesindedir!

Yanlışlık, tercihlerin partiyi en iyi temsil edecek’ olana göre değil de ‘bizden’ olana göre yapılmasındadır!

Aynı davranışı işçi yapsa, kadın yapsa genç yapsa, o
da yanlıştır!

Telefondaki okuruma da aynı örneği verdim:

Rahmetli Sırrı Atalay Senato Başkanlığına CHP oyları ile seçilirken, o görevi en iyi yapabilecek kişilerden birisi olduğu için seçilmişti.. Yoksa Kürt olduğu için değil.

Eğer kökene göre, etnik dayanışmaya göre oy verilse,
seçilmesine olanak yoktu, CHP’de bu davranış ‘kural’
farklı davranış ‘istisna’ idi.

Atatürk’ün kurduğu parti, bu nedenle güçlü idi, inandırıcı idi, güven verici idi..

Azınlıkta olanların dayanışması doğaldır.. Ama bir büyük partinin çatısı altında, aynı ideolojiyi paylaşanlarla
kol kola gerçekleştirilen dayanışma çok daha ‘güç’ verir,
‘güvence’ verir.

Toplumda ‘çoğunluk’ olma yolunu açar!..

Bu düşüncelerin, yanlış anlamaya yer verecek bir yanı var mı?

Erel’i de kaybettik. Yazım dizgideyken Teoman Erel’i
trafik kazasında yitirdiğimiz haberi geldi. Gazeteciliğe
yaklaşık aynı yıllarda başlamıştık Dostumdu, yıllarca
kapı komşumdu. Çok değerli bir kalemdi. Üzüntüm büyük.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: