Yazı Hakkında

Başlık:Demokrasi Ciddi Bir İştir!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Mart 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Demokrasi Ciddi Bir İştir!

Siyaset de ciddi iştir, demokrasi de… İkisi de gerçekçilik ister.

Erbakan, askerlerin önüne koydukları metni sonunda “kerhen ” imzalamak zorunda kaldı… Ya başbakanlık koltuğundan vazgeçmek ya da imzayı basmak ikilemi karşısındaydı. DYP’nin aymazlığı ile kendisine sunulmuş olan “tarihsel fırsatı”, öyle kolay kolay bırakmak istemeyeceği belliydi.

Biraz kabadayılık yapar görünüp kendi tabanına hava attı… Bakkal kurnazlığı ile. “Ne kurtarsam kârdır” ticaretini denedi… Ve de zamanını bekleyip iki
adım daha atmak için, şimdilik bir adım geriledi.

Sorunu çözülmüş mü sayacağız?

İmam okullan.. Kuran kursları… Devletteki şeriatçı kadrolaşma..

Gücünü onlardan alarak Türkiye’ye “Humeyni modeli”ni getirmek isteyen bir kadro mu çözecek tüm bu sorunları? Siz hiç, çaldığı malları sahiplerine
geri veren bir hırsız gördünüz mü?

Refah’ın, kendi varlık nedenini yıkabileceğini düşünen saf var mı?

Ordunun yirmi maddelik muhtırasını hazırlayanların da bu kadar saf olmadıkları belli. Öyleyse amaç ne olabilir?

Kanımca Erbakan Hoca ya söylenen “Ya imzala, ya çekil’’ değildir; “Ya yap, ya çekil”dir.

Ertuğrul Özkök geçenlerde “Refah üçüncü partidir” diye yazdı.

Tıpkı, ünlü öyküdeki “Kral çıplak” haykırışı gibi…
Aslında kral gerçekten de çıplaktı. Ama kimse bunu
görmek ya da yüksek sesle söylemek istemiyordu.
Kralın üzerinde görünmez bir kumaştan elbise bulunduğu safsatası tartışılmadan kabul edilir olmuştu.

Eğer siyasal partilerin varlık nedeni, kitlelerdeki
eğilim farklarını temsil etmek ise.. RP’nin, ancak
üçüncü parti olduğunu kim yadsıyabilir?

ANAP ve DYP aynı eğilimin temsilcisidir… “Merkez sağ” yüzde 40 oyla birinci partidir.

DSP ile CHP aynı eğilimin temsilcisidir… “Merkez sol” yüzde 26 oyla ikinci partidir.

Ve “şeriatçı” RP de yüzde 21 oyla, ancak üçüncüdür. .

Her beş yurttaştan, ancak birisinin desteğine sahip bulunan, üçüncü sıradaki bir partinin, devleti içten ele geçirmesine ve rejimi yıkmasına göz yummak
mıdır demokrasi?

Demokrasi adına buna göz yummak için insanın
ya aptal ya da satılmış olması gerekir… Bunun adı
demokrasi değildir, demokrasiye ihanettir.

★★★

Refah’a oy verenlerin önemli bir kesiminin, “din
devleti” istemediğini biliyoruz. Ama varsayalım ki
öyledir… Bir yanda yüzde 20, öte yanda yüzde 80.

Bir yanda bir avuç çağdışı kafa, öte yanda ise silahlı kuvvetler mi var?

Hayır!

İşçi sendikalarından esnaf sendikalarına, ADD’lerden ÇYDD’lerden işveren kuruluşlarına, üniversitelerden, avukatlardan kadın derneklerine., ve her gece bıkmadan usanmadan ışıklarını bir dakika söndüren milyonlarca insana kadar tüm bir “sivil toplum”var.

Artık tepe üstü duran piramidi, tabanı üzerine oturtmak zamanıdır… Yoksa bu yükü daha fazla taşıyamaz. Ya yıkılıp harap olur ya da devrilip yan yatar.

Ne yapmalı?

Yılmaz, Ecevit, Baykal ve hatta Cindoruk, tez elden bir masa etrafında toplanmalılar. Rejimi yeniden ayakları üzerine oturtacak, bir “ortak program” ile halkın karşısına çıkmalılar Aydın Menderes gibi isimlerle dirsek temasında olmalılar.. Sivil toplumu arkalarına almalılar.

Ve de… Yolsuzluklar; aklamaktan, ülkenin dümenini şeriatçılara teslim etmekten başka bir şey yapmayan DYP milletvekillerine… utançtan kurtulmaları için son bir fırsat vermeliler.

Yarın çocuklarının, torunlarının yüzlerine bakabilmeleri için son bir fırsat!

İmza Günü

Yarın İzmir TÜYAP Fuarı’nda, okurlarımla birlikte
olacağım. Son kitabım olan “Bir Türkün Ölümü’nü imzalayacağım.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: