Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Demokrasimizin DEP’e Gereksinimi Var! Ama…

Yazı Hakkında

Başlık:Demokrasimizin DEP’e Gereksinimi Var! Ama…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih: 15 Aralık 1993, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Demokrasimizin DEP’e Gereksinmesi Var! Ama…

Uzun boylu, bıyıklı adamın arkasında Atatürk’ün resmi ve Türk Bayrağı vardı. Ağır ağır konuşurken, içtenlikli olduğu izlenimini veriyordu:

Her yerde söylüyorum: yasalar izin verip de Kürt partisi kurulursa, ben HEP ‘in o zaman da bir Türkiye partisi olarak kalmasından yanayım. Kürt sorunu Türk halkının da sorunudur. Türk halkının sorunu, Kürt halkının da sorunudur.

Bu sözler, daha sonra DEP adını alacak olan HEP’in Genel Başkanı Feridun Yazar’a aitti. Konuyu olabildiğince açık tartışıyorduk.

Sayın Yazar bazı Kürt ‘okumuşlar ‘ının Atatürk’e saldırılarına da karşı çıkıyordu. Devletin resmi ideolojisi bence Atatürkçülük değildir. Atatürk Kürtleri hiçbir zaman inkar etmemiştir” diyordu Atatürk’e haksızlık yapılmaması gerektiğini savunuyordu.

Soruna önerdiği çözüm de bu düşünceleriyle tutarlıydı.

Birbirimize karışmışız. Kimin ne kadar Kürt, kimin ne kadar Türk olduğu tartışılır biçime dönüşmüş. Doğudaki insan, orada insani koşullarda yaşama imkanı bulduğu zaman, neden Batı ya pasaportla gelsin? Bunda ne yararı var?

Köprülerin altından çok sular aktı.

PKK.,Sayın Yazar ve benzerlerinin parti yönetiminden uzaklaşmasını sağladı. ‘Çocukluk hastalığı’ ağır bastı. Keskin sirkeler küpe zarar verdiler.

Adını DEP olarak değiştiren parti kapatılma noktasına geldi. O bayrak altında toplanmış olan milletvekilleri de kendileri TBMM çatısı dışında bulma tehlikesi ile karşı karşıyalar.

Ama son zamanlarda yapılan DEP kongrelerinde, artık PKK bayraklarına rastlanmıyor. ‘Biji Apo’ sloganları da yok. Buna karşılık Türk Bayrağı var.

Ilımlı ve gerçekçi olanlar, seslerini yükseltmeye başladılar.

Acaba iş işten geçti mi?

Acaba ‘kuru’ ile ‘yaş’ı birbirinden ayırmak olanağı tümden yok mu oldu?

Yurtdışında çalmadık kapı bırakmayıp Türkiye’ye olan
kinlerini kusanlar evlerinde terörist besleyenler, bütün DEP’liler değil ki!.

DEP’in başına bir PKK sözcüsünün getirilişi, DEP kurultayında Türk düşmanı Yunanlı milletvekillerine tutulan alkış.. Durumun gerçekten de umutsuz olduğunu mu gösteriyor?

Aylarca önce gene yazmıştım. Dostoyevski’nin ‘Karamazol Kardeşler’deki bir tümcesi beni hep etkilemiştir:

“Tanrı eğer olmasaydı, onu biz yaratmak zorunda kalırdık ” diyor.

O aylarca önce yazdıklarımı, biraz değiştirerek yinelemek istiyorum.

HEP ya da DEP ya da bir benzeri olmasaydı, onu da sonunda biz yaratmak zorunda kalırdık. Tıpkı tanrıya, dikenli gül yarattığı için kızacağımıza, dikenler arasında gül yarattığı için şükretmeyi öğrenmemiz gerektiği gibi.

Demokrasilerde -her kesimin- her düşüncenin temsilinde iki temel yarar vardır: Birincisi, daha sağlıklı ve dengeli bir karar alınmasına yardımcı olmak. İkincisi, kitlelerin -kendi duygu ve düşüncelerinin yüksek sesle dile getirilmesi sayesinde- rahatlamalarını sağlamak.

İkincisi de en az birincisi kadar önemlidir. Tıpkı, ruh doktorunun kanepesi üzerine uzanmış insanın sadece anlatarak bile rahatlamasının çok önemli olması gibi…

Oyunu demokrasinin kurallarına göre oynamak zorunda kalanlar, giderek demokratikleşirler!

Nasıl ki, Batılı komünist partiler milyonlarca emekçiyi ve aydını demokratik sistemle bütünleştirmişse . Nasıl ki, MNP ve MSP’den RP’ye uzanan çizgide milyonlarca yurttaş, demokratik sistemin dışında kalmaktan kurtarılmışsa PKK’nın gölgesinden kurtarılmış bir DEP ya da benzeri de azımsanamayacak bir kitlenin demokratik sistemle bütünleşmesine katkıda bulunacaktır.

Demokrasi, kendinden yararlananlar çoğaldıkça güçlenir, dışladığı insanların sayısı arttıkça zayıflar!

Demokraside çoğunluk yönetir ama azınlık susturulmaz. Azınlıkta olanların konuşması ise çoğunluğun sağlıklı yönetebilmesinin önkoşulu olduğu gibi aynı zamanda azınlığın demokrasi dışı yollar aramamasının da önkoşuludur.

‘Kamu vicdanı’nın affedemeyeceği düzeydeki suçlular elbette cezalarını bulmalı, ama PKK gölgesinden kurtulmuş DEP ya da bir benzeri, demokrasimizde yerini almalıdır!

DEP’i ‘tüm’ den cezalandırmak demokrasimizi ve hatta bütün toplumu cezalandırmak demek olmayacak mıdır?!..

Demokrasimizin DEP ‘e ve gerisindeki kitlelere gereksinmesi var. Tıpkı DEP’in ve arkasındaki kitlelerin de demokrasimize gereksinmesi olduğu gibi!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: