Yazı Hakkında

Başlık:Demokratik Toplumcu Çağrı
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:29 Nisan 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Demokratik Toplumcu Çağrı

Pazar günkü Cumhuriyetin, toplumumuzun bir kesiminde heyecan yarattığı anlaşılıyor.. Arayış içindeki bir kesiminde…

Heyecanın nedeni -tam metin olarak yer alan-  “Demokratik Toplumcu Çağrı”.

“Çağrı”yı yayımlayan, önde gelen sivil toplum örgütlerinin temsilcileri. Özellikle de ÇYDD, ADD ve kadın kuruluşlarının temsilcileri.

“Çağrı’nın amacı, demokratik bir çıkış yolu göstermek.

“Çağrı”nın ideolojisi ise Kemalizm!

★★★

Olayın perde arkasını, aylar önceki bir yazımda anlatmıştım.

Türkçe’nin gidişinden kaygılanan bir avuç insan bir araya gelir. Çoğu temsil niteliği olan kişilerdir. ADD’nin, ÇYDD’nin, DİSK’in, kadın kuruluşlarının, öğretmen örgütlerinin genel başkanları vardır. Türkİş en üst düzeyde temsil edilir. CHP ve DSP’den, anakent belediye başkanlarından, eski siyaset adamlarından, bilim adamlarından, gazeteci-yazarlardan saygın isimler katılır.

Amaç yeni bir parti kurmak değildir.

Amaç, tıkanmış bir siyasal yaşama yeni bir çıkış yolu.. karanlık bir ortama yeni bir ışık.. umutsuzlara, karamsarlara yem bir umut getirmektir.

Demokrasi dışı çözüm arayışlarına yönelen bir topluma, demokratik bir seçenek sunmaktır..

Ankara ve İstanbul’da uzun toplantılar yapılır ve “Demokratik Toplumcu Çağrı” metni oluşur. Ama iş imza aşamasına gelince, bazı kişi ve kuruluşlar çekilirler.

Çünkü…

Kimisinin amacı “yeni bir parti “dir. Kimisinin amacı, soldaki bir partinin önderini devirmektir. Kimisi, kendi örgütü içindeki azınlık tepkilerinden çekinmektedir.. Kimisi de harekette, kısa vadeli bir siyasal çıkar görememiştir.

Ama özellikle ÇYDD ve kadın örgütleri olayın peşini bırakmazlar. ÇYDD, tüm örgüt birimlerinin temsilcilerini toplar. “Demokratik Toplumcu Çağrı’’ üzerine seminer düzenler, örgüt içi eğitim yapar.

Herhangi bir konuda takınılacak tutumların, o çerçeveyle uyumlu olmasını ister.

Ve özellikle ÇYDD ile kadın kuruluşlarının yoğun istekleri üzerine, “Çağrı” sonunda yayımlanır.

★★★

Atatürk, sürekli değişen bir dünyada, kalıplaşmış bir ideoloji oluşturmaktan kaçınmıştı.

İdeolojinin ilkelerini koydu, çerçevesini kurdu.. Ve o ilkelerin ışığında, o doğrultuyu koruyarak, değişen koşullara “aklın ve bilimin” ürünü çözümler üretilmesini istedi.

Bu ne demektir?

Sürekli devrimcilik!

Ama Anadolu Aydınlanması’nın önderinin ideolojideki bu esnekliği, iki tür Kemalizm yarattı. Ve bir kesim insan, Atatürk’ün 1920’ler Anadolusu koşullarında yaptıklarının “bekçi”liğine  soyundu.Giderek de Kemalizmi tutucu bir biçimde yorumladı.

Ne var ki, bu çizginin karşısına “sol Kemalist” bir çizgi de çıkmakta gecikmedi.

Daha Cumhuriyetin ilk yıllarında “Kadro ” hareketi görüldü. 1960’larda “Yön” hareketi etkili oldu. Hatta CHP’deki “Ortanın Solu” hareketi de aynı çizginin uzantısı bir nitelik kazandı.

Tutucular Kemalizmi bireyciliğe ve Batı taklitçiligine çekmeye çalıştılar. Sol Kemalistler ise “toplumcu”, “aydınlanmacı”, “ulusalcı” ve “bağımsızlıkçı” yanı öne çıkarma çabası içinde oldular.

Atatürk “Batıcı” değildi ki, “Aydınlanmacı” idi!

Onun için Batı, Aydınlanma’yı temsil ettiği ölçüde önem taşıyordu.

“Demokratik Toplumcu Çağrı”, Kemalistlerle sosyalistlerin buluşma noktasıdır.. Tıpkı “Kadro”, “Yön” ve “Ortanın Solu” hareketlerinde de olduğu gibi.. Çünkü Kemalizm de özünde “demokratik toplumcu” bir çağdaşlaşma ideolojisidir.

“Demokratik Toplumcu Çağrı”da ne var?

Türkiye’nin bugünkü bunalımının nedenleri.. Bu bunalımdan çıkış yolunun Kemalizm olduğu.. Kemalizmin altı ilkesinin yorumu.. Ve Türkiye’nin gündemindeki en önemli sorunların. Kemalist bakış açısı ile çözümleri.

Sivil toplum örgütlerinin çok geniş bir kesimi, bu doğrultuda bilinçleniyor ve bilinçlendiriyor, özellikle soldaki partileri de bu doğrultuda zorluyor.

Ne olur?

Ya o partiler “yeniden” o doğrultuya girerler ve sol yeniden ülkenin geleceğine ağırlığını koyar.. Ya da -o yöndeki umutlar tümden kesilirse- günün birinde. toplumsal gereksinme kendi siyasal örgütünü yaratır…

Aslında “Çağrı”nın altında, her meslekten bine yakın imza vardı.. Üniversite öğretim üyeleri, yazarlar. sanatçılar, siyaset adamları vb.. Zorunluklar. yayımlarken sınırlandırmayı getirdi.

O “Çağrı”ya imza atmaya hazır olanların yapmaları gereken bir şey var.

Cumhuriyetteki metni kesmek, çoğaltmak, tartışmak, yaymak.. Ve de oy vereceği kişileri değerlendirirken o süzgeçten geçirmek!

Oyunu ister derneğinde versin, ister sendikasında.. isterse partisinde..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: