Yazı Hakkında

Başlık:Dikkat!.. Bu Bir 12 Mart Değil!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:06 Haziran 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Dikkat!.. Bu Bir 12 Mart Değil!

Bir hastalığın tedavisinde en büyük tehlike, tanının yanlış konmasıdır. Yanlış tanı, yanlış tedavi demektir… Ve yanlış tedavi, bazen iyileşecek hastayı öldürebilir. Yanlışları da genellikle kolaycılıktan kaynaklanır.

– Canım komşunun çocuğunun da geçenlerde karnı ağrımıştı. Aynı ilaçtan iki tane yutturun gitsin…

Her karın ağrısı aynı mıdır?

12 Eylül, 27 Mayıs’ın tersiydi… Bugünkü durum da 12 Mart’ın tersi.

Eğer 12 Mart döneminde –Demirel‘in şefliğinde- uyguladığınız yöntemleri denerseniz -ki öyle gözüküyor- ne olur?.. Rejim şapa oturur!

Tıpkı Nasreddin Hoca‘nın, damdaki adamın beline ipi bağlatıp da aşağı çekmesi gibi… “Yahu, oysa biz kuyuya düşmüş olan adamı böyle kurtarmıştık” diye dizinizi döversiniz sonra.

★★★

12 Mart’ta cumhuriyetin temel nitelikleri üzerinde bir tartışma yoktu. Ordu, “Cumhuriyet elden gidiyor” korkusu içinde değildi.

Toplumsal istemler ileri bir noktaya varmıştı. Genç subaylar bu istemleri destekliyordu. Alttan gelebilecek bir hareketi önlemek için, komutanlar 0 ünlü “muhtıra”yı verdiler.

Ne isteniyordu?

Bazı “reform”ların yapılması…

Ne bu reformlar yaşamsaldı ne de o istemlerin arkasında, orduda “görüş ve istenç birliği” vardı. Muhtıranın altını imzalamış olan komutanlar bile tam anlamıyla aynı görüşte değillerdi.

Sadece Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur ile Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler “reformcu”ydular. Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ise tutucu bir yapıdaydı ve içinden o reformların özüne karşıydı… Durumu kurtarmak için imzayı atmıştı.

Derken Birinci Ordu Komutanı Faik Türün açıktan muhtıra karşıtı bir tutum içine girdi. Demirel’i el altından yüreklendirdi. Batur ile Gürler’in arası açıldı. Reformlar sahipsiz kaldı. Reformcu bakanlar hükümetten temizlendi.

Sağcı “kutsal ittifak”, anayasada da kendi istedikleri yönde değişiklikleri gerçekleştirerek yoluna devam etti. Muhtıra amacının tam tersine hizmet etmiş oldu…

★★★

Bugünkü durum 12 Mart’ın tam tersidir.

Artık “yaşamsal” olmayan, ülkeyi daha ileriye götürmeyi amaçlayan, bazı reform istemleri değildir söz konusu olan… Bugün söz konusu olan, cumhuriyetin varlığını koruyup koruyamamasıdır. Ülkeyi -hiç de uzak olmayan bir gelecekte- iç savaşa götürecek olan bir gidişe “dur” denip denmemesidir.

Bu bir…

Bugün ordunun isteği, yeni yasal ve anayasal değişiklikler değildir… Tam tersine, var olan yasaların ve anayasanın uygulanmasıdır.

Bu iki…

Ve en önemlisi… MGK’nin 18 maddelik kararları, sadece beş komutanın isteği de değildir. Bütün ordunun üzerinde “tam bir kararlılıkla” görüşbirliği içinde olduğu isteklerdir.

Bu da üç…

Üstelik de o isteklerin arkasında, “sivil” kesimde de inanılmaz bir görüşbirliği oluşmuştur. İşçisi, işvereni, esnafı, kadını, aydını, genci ile hemen tüm demokratik kitle örgütleri… Hemen tüm basını… Birisi dışında tüm partileri…

Siz hiç bütün cumhuriyet tarihinde, benzer bir “toplumsal görüşbirliği” anımsıyor musunuz?

★★★

Yok erken seçimdi… Yok başbakanlık değiştokuşu idi…

“12 Mart’ta uyuttuk, bunu da zamana yayıp uyuturuz” diye düşünmek, büyük bir aymazlıktır… Aptallıktır… Ateşle oynamaktır!

İktidardaki suç ortaklığının küçük oyunlarının artık hiçbir “kıymet-i harbiye”si kalmamıştır. Bunu görmemek için, insanın kör olması gerekir!

Bugünü 12 Mart’la karıştıranların uykularından uyanma zamanıdır!.. Eğer şimdi uyanmazlarsa, uyandıklarında çok geç olabilir.

ABD’nin bile tavrını değiştirmekte olduğunun kokusunu da mı almıyorlar?!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: