Yazı Hakkında

Başlık:Din Devletleri ve Biz
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:20 Eylül 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Din Devletleri ve Biz

Rusya’daki Komünizm ile Vietnam’daki aynı değildi. Tıpkı Fransa’daki demokrasi ile Hindistan’dakilerin de aynı olmaması gibi.

Gelişme düzeyi farkı var.. Kültür farkı var…

Son yıllarda sık sık, “Türkiye’de Humeyni olmaz, ancak Erbakan olur” derken çıkış noktam buydu.

Örneğin İran, Zerdüştlük’ten İslam’a geçmişti. Türkler ise Şamanizm’den… Birincisinde kadın kötü ve şeytanca sayılırdı. İkincisinde ise kadında “kutsal bir güç” olduğuna inanılırdı.

Ve Orta Asya bozkırlarında kadın erkeğe eşitti. Anadolu bir Aydınlanma Devrimi yaşadı

İki ülkenin İslâmı aynı olabilir mi?

★★★

Bu bir gerçek.

Ama başka bir gerçek de Erbakan ve benzerlerinin İran ve benzerlerine duydukları hayranlık… Anadolu’nun “Allah sevgisi” üzerine kurulu işleminin ışığını şeriatçı ülkelere tutacaklarına; Araplaştırılmış, Acemleştirilmiş, “Allah Korkusu” üzerine kurulu bir İslamda ışık aradıkları…

Nasıl bir islam?

İşte Prof. Aysel Ekşi’nin “Din Devletleri” kitabından, bugünün İran’ı ile ilgili bazı somut bilgiler:

  • Halka açık yerlerde çarşafsız gezmenin cezası 74 kırbaç. İran başsavcılığına göre; “tesettür”e uymayan kadının şeriat hükümleri gereği öldürülmesi caiz. Zina yapan kadının cezası ise, taşlanarak ölüm.
  • “Allah’ın işine karışmak” sayıldığı için, hava tahmini yapmak yasak. İslam Cumhuriyeti’nin 5 kişilik Yüce Divan Başkanı Cennuti ye göre; enflasyonun çaresinin de Kuran’dan bulunması gerekiyor. Üniversiteye kabulde ön koşul, “din bilgileri” sınavını kazanmak.
  • Devlete Şii inancı egemen. Hafız Ali Ekber Mollazade. Sünnilerin Ermeni ve Zerdüştler kadar bile hakka sahip bulunmadığını söylüyor.
  • Ramazan ayında oruç tutmamanın cezası da kırbaç.
  • “Din polisi” işlevini gören 15 bin genç asker var. Görevleri “makyaj yapan, tırnaklarını boyayan, gülsuyu dışında bir koku süren, başörtüsünün altından saçının teli görünen kadınları” sokaklardan toplamak.
  • Alkollü içkinin yasak olduğu ülkede, insanlar kendi içkilerini evlerinde gizli gizli üretiyorlar. “Eskiden insanlar dışarıda içer, evlerinde ibadet yapardı. Şimdi mollalar görsün diye dışarıda ibadet yapıp evlerinde içiyorlar” deniyor.
  • “İslam Devrimi”nden bu yana, yoksul daha yoksul, varlıklı daha varlıklı oldu. Rüşvet her yerde geçerli. Mollalar içinde, İsviçre bankalarında yüz milyonlarca doları olanlar bulunuyor..

★★★

Birkaç yıl önce İranlı bir öğrencim vardı. Bir gün İran’da artık yaşayamayacağını söyledi. Nedenini sordum.

– Yaşamın, Tanrı’nın insanlara verdiği zevklerin hemen tümü yasak. TV’yi açtığınızda ya İmam’ı görürsünüz ya da Kuran okuyan birilerini… Ülkem artık fazla kasvetli.

İran’ın bu hali, Humeyni’nin şu sözlerinde gizli:

“İslamda eğlence yoktur. Ciddi olan hiçbir şeyde neşe ve eğlence olamaz.”

Humeyni İranı’nda kadınların “ilahi dışında” şarkı söylemelerinin ağır cezası var. Daha iki yıl önce, 26 kadın bu “suç”tan dolayı tutuklandı.

Genelkurmay Başkanı Karadayı, Humeyni düzenini eleştirdi diye, RP sözcüleri İranın avukatlığına soyundular: “Nasıl yönetileceklerine İran halkı karar verir” diyerek.

Acaba gerçekten de öyle mi?

Bütün bunları “halk” istediği için mi yapıyorlar İran’da? Yoksa bir avuç molla istediği için mi?

★★★

“Burçak Tarlasından Millet Meclisine” kitabının yazarı Gani Aşık bir din adamı. Atatürk’ün partisinin milletvekilliğini yapmış. Kitapta Türk halkının dinsel hoşgörüsünü de gösteren örnekler bulunuyor.

Ama din adına siyaset yapanlarda acaba o hoşgörü var mı?

Sayın Aşık’ın Cumhuriyet’te çıkan bir yazısını anımsıyorum. Milyonların izlediği TV’nin canlı yayınında, bir Meclis Başkanvekili şöyle demişti:

“İkindi namazını kılmak için oturuma 10 dakika ara veriyorum.”

Namaz vakitlerini birleştirme olanağı var. Bu işi bir gösteri havasına sokmama olanağı da var.

Ama laikliğe sırtınızı çevirdiğiniz zaman, dini kullanma yarışını önlemeye galiba olanak yok!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: