Yazı Hakkında

Başlık:‘Dinin Emrinde Devlet’ İsteyen Bakan
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:28 Mart 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Dinin Emrinde Devlet’ İsteyen Bakan

Genel seçimler öncesinde İsrail Başbakanı İzak Şamir ile bir yabancı gazeteci arasında şu konuşma geçmişti:

– Sizce köktendinci seçmenlerin tavrı ne olacak?

– Bizi destekleyeceklerini sanıyorum, çünkü isteklerinin bir kısmını gerçekleştirdik.

Oysa seçimler yapıldı ve ‘köktendinci’ Yahudilerin oyları, gene köktendinci siyasal partilere gitti. Onlara çeşitli ödünler veren ılımlı sağa gitmedi.

Çünkü, görüşlerini ‘tam’ temsil eden varken, ‘biraz’ temsil edenlere destek vermenin bir mantığı yoktu.

Ve Türkiye’de Sayın Demirel, ilk başbakanlığından son başbakanlığına kadar dinci oyları çekmek umuduyla, köktendincilere ödün üstüne ödün vermeyi, RP’ye taban hazırlamayı sürdürüyor.

Tıpkı kendilerine ‘halk desteği sağlamak’ hevesiyle benzer bir yol izleyen 12 Eylülcüler gibi..

İmam-hatip okullarının sayısını 765’ten bir buçuk yılda 834’e çıkarmak başarısını gösteren bugünkü Demirel hükümetidir.

Kuran kurslarının temel eğitime eşdeğer sayılmasını savunan, Demirel’in Milli Eğitim Bakanı’dır.

Ramazan’da sigara içtiği için öğretmenlerin açığa alınma olayı içinde sosyal demokratların da bulundukları, ‘son’ Demirel hükümeti döneminde yaşanmaktadır.

Ve Demirel’in bir sayın devlet bakanı çıkıp, “Biz devletin emrinde din değil, dinin emrinde devlet istiyoruz” diyebilmektedir. Dediği zaman da Atatürk’ün kurduğu partinin mirasçısı olduğunu öne sürüp, bayrağındaki “altı ok”u bırakmamakta direnen hükümet ortağında kıyamet kopmamaktadır.

Bakanlıklar paylaşılırken DYP’nin Milli Eğitim Bakanlığı’nı bırakmamak için niçin ‘cansiperane’ direndiği bellidir de; SHP’nin o bakanlığı almak için niçin onca çaba
sarf ettiği -aradan geçen zamanda- anlaşılamaz olmuştur..

★★★

RP çok bilinçli. Ama bu partinin oy desteğinin artmasındaki nedenleri iyi anlayamayan bazı rakip siyaset ve devlet adamları, “gaflet” içindeler.

Toplumsal dengeleri bozarken de gaflet içindeler; o bozukluğun ürünü olan tepkileri yumuşatmak için ‘ödün’ verirken de gaflet içindeler.

Ne RP’ye militan yetiştiren kaynakları kurutabiliyorlar; ne de düzene tepkiyi sağlıklı bir ‘köklü değişim’e yönlendirebiliyorlar.

Sonra da çareyi, ucuz bir ‘dinci dalkavukluğu’nda arıyorlar.

RP’nin ‘maske’sini indirecek, ikiyüzlülüğüne son verecek kadar bile becerileri yok.

Giderek ‘laik devleti kaldıralım’ diyecek kadar yüreklenen ve bunu yapmazsak, ‘dinci terör gelir’ diye aba altından sopa gösteren Erbakan Hoca karşısında sanki dillerini yutmuşlar. Susarak kaybettiklerinin farkında bile değiller…

★★★

Demokrasinin en büyük gücü halktır.

Bazılarının sandıklarının tersine, laikliği savunmak için en kolay yol, halkı yanına almaktır.

Çıkın alanlara ve haykırın.

– Laikliğe karşı olanlara, ‘şeriat’ isteyenlere hodri meydan! Somut isteklerinizi getirin ve teker teker, halkın önünde savunun. Kadının mirastan erkeğin yarısı kadar pay almasını mı savunuyorsunuz? Mahkemelerde iki kadın tanığın bir erkeğinkine eşit sayılmasını mı
istiyorsunuz? Zina yapan taşlanarak mı öldürülmeli? Hırsızın eli mi kesilmeli? Erkek karısını isteyince boşayabilmeli mi?

Bir ‘din polisi’ olup, oruç tutmayanları yakalayıp hapse mi atmalı?

Devleti yönetecek kişiyi, ‘din alimleri’ bir araya gelerek mi seçmeliler?..

Tartışma soyutlaştıkça halkın kafası karışıyor ve demokrasi de, -demokrasiyi yıkmak isteyenlerin elinde- bir silaha dönüşebiliyor. Oysa konular sadeleştikçe halkın katılımı kolaylaşır ve demokrasi güçlenir.

★★★

Benim de katıldığım bir açıkoturumda, SHP’ye yönelik eleştiriler artınca, Sayın Aydın Güven Gürkan dayanamayıp tepki göstermişti:

– Eğer SHP’nin hükümetten çekilmesiyle yakınmalarınız azalacaksa, çekilelim!..

Oysa hükümetten ayrılmak ile orada ‘sığıntı’ gibi oturmak arasında bir nokta olmalı. Dinin emrinde devlet isteyen bir DYP’li bakandan hesap sormak için, hükümetten ayrılmak mı gerekiyor?..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın