Yazı Hakkında

Başlık:Doğru Olay, Yanlış Ders!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Mayıs 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Doğru Olay, Yanlış Ders!

İngiltere’de, İşçi Partisi ezici bir seçim zaferi kazandı ya… Basınımız hemen Türk soluna yolu gösterdi:

– İngiliz solu tarihsel başarısını merkeze kaymasına borçlu!

Doğru gözlem, yanlış tanı.

İngiliz solu büyümesini ‘orta’ya kaymasına borçlu değil; İngiliz seçmen çoğunluğunun beklentilerini karşılamasına borçlu…

Doğru olaydan doğru sonuç çıkarmanın ise bir ön koşulu var: Tony Blair’in başarı yolunda ne yaptığıyla değil, niçin yaptığıyla ilgilenmek!

İngiliz İşçi Partisi’nin soldan ortaya kaymasının iki temel nedeni bulunuyor. Birisi sistemden, diğeri ise ülkenin değişen koşullarından kaynaklanan iki neden bu.

Birincisi…

İki partili sistemler, partileri ortaya kaymaya zorluyorlar. Çünkü sağ ve sol uçtaki seçmenlerin gidebilecekleri başka parti yok. Ama ortadaki seçmen tercihini her zaman değiştirebilir.

İki partili sistemlerde, seçimi kazanmak ortadaki seçmenin oyunu kazanmakla eşdeğerli… Bu nedenle, sağdaki ve soldaki iki büyük parti de çizgisini, programını, söylemini bu ortadaki seçmene göre düzenlemek zorunda. Yani ılımlaşmadan, ortaya doğru kaymadan seçim kazanmak söz konusu bile değil!

Sonuç; orta sol ile orta sağ arasında geçen bir tahterevalli…

İkincisi…

Savaştan yeni çıkmış, altyapısı yaralar almış, gelir düzeyi düşük bir toplumun sol partisi ile.. yaralarını sarmış, ekonomisini ve gelir dağılımın; düzeltmiş bir toplumun sol partisi aynı olabilir mi? Aynı olursa, toplumdaki eski desteğini sürdürebilir mi?

İngiliz İşçi Partisi değişti: çünkü İngiltere’de “merkez”deki seçmenin sorunları, gereksinmeleri ve dolayısıyla beklentileri değişti.

★★★

Bakın, İngiliz solu zafere giden yolda neler yapmış!

Partiyi sendika ağalarının egemenliğinden kurtarmış… Niçin? Çünkü artık toplumdaki işçi sendikalarını güçlü kılan koşullar değişmiş.

Peki Türk solu da aynı şeyi mi yapmalı?

Hayır!.. Çünkü İngiltere’de sendikaların egemenliği partiyi halktan uzaklaştırmaya başlamıştı. Oysa Türkiye’de -sendikalar, ADD’ler, ÇYDE’ler başta olmak üzere- demokratik kitle örgütleriyle iç çe girmek tersine bir etki yapacaktır halktan kopuk olan solu
halka yakınlaştıracaktır…

İngiliz solunda, sendikacı egemenliğine son vermek, partiyi daha demokratikleştirmek demektir. Türk solunda ise partiyi kitle örgütlerine açmak demek, antidemokratik yapıyı kırmak demektir.

İngiliz solunun, partisini sendikacı egemenliğinden çıkarması eğer doğru bir davranış ise.. Türk solunun da partisini etnik ya da mezhepsel ayrımcıların egemenliğinden kurtarması doğru davranış olacaktır.

Çünkü -solun bütünlüğü içinde- sınıfsal, etnik, ideolojik ya da mezhepsel farklılıkları öne çıkarmak demek; ‘Orta’daki seçmeni kaybetmek demektir!

★★★

Başka ne yapmış Blair ve arkadaşları?

İşçi Partisi programındaki bir maddeden “kamulaştırma”yı çıkarmış. Çünkü artık İngiliz ekonomisinin buna gereksinmesi kalmamış… Peki Türk solu da aynı şeyi mi yapmalı?

Hayır!.. Çünkü kamulaştırma sol için bir amaç değil “araç”tır. Solun amacı, eşitlik, özgürlük ve toplumsal dayanışmadır. Yani demokrasiyi ve toplumsal adaleti sağlamaktır, geliştirmektir. Amaç değişmez, ama koşullara göre araç değişebilir.

Türkiye dünyada, sınıflar ve bölgeler arası gelir dağılımı en bozuk on dört ülkeden birisi. Toplumsal ve dolayısıyla ekonomik yapısını değiştirmeden, “Güneydoğu sorunu”nu kökten çözmesi de olanaksız.

Toplumun genel çıkarlarının gerektirdiği yerde özelleştirme yapabileceğiniz gibi gene aynı gereksinme sizi kamulaştırma yapmaya da zorlayabilir.

Türkiye koşullarında, böyle bir aracı elinizin tersi ile itme hakkına ya da lüksüne sahip misiniz?

★★★

Partiyi demokratikleştirmek, kitlelerin katılımına açmak… Parti içinde; sınıfsal, ideolojik, etnik farklılıkların, solun bütünlüğünü bozacak boyutlarda öne çıkmasına engel olmak… Ülkenin değişen koşullarının yarattığı sorunlara somut çözümler üretmek…

Adayları “önseçim”le iki yıl önceden belirlemek ve seçim bölgelerinde iki yıl boyunca yoğun  bir çalışma yapmalarını sağlamak… En az oy alınmış bölgelerde özel ve yoğun bir örgütlü çaba göstermek…

Elbette ki Türk solunun İngiltere’den alacağı bazı dersler var. Ama bu dersler “biçim” ile değil “öz” ile ilgili!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: