Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Doğru Söylem Belli, Sıra ‘Yapı’da!..

Yazı Hakkında

Başlık:Doğru Söylem Belli, Sıra ‘Yapı’ da!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:19 Haziran 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Doğru Söylem Belli, Sıra ‘Yapı’da!..

Olmayacak duaya “amin” dememeli. Gerçekçi olmalı ki, sol, içinde bulunduğu çıkmazdan “çok gecikmeden” kurtulsun!.

Sol ile birlikte demokrasimiz de..

Solun “tek” bir partide birleşmesi -en azından bugünkü koşullarda- olanaksız!.. Hem Sayın Ecevit, solun bir kesimi ile aynı çatı altında olmayı “sağlıksız” bulduğu için; hem de solun bir kesimi, Ecevit’in ideolojik çizgisine “hayır” dediği için..

Zoraki evliliklerden kimseye hayır gelmez.

Solda büyük bir olasılıkla bir büyük bir de küçük parti oluşacaktır. Kimin büyük olacağını ise, “doğru yapı” ve “doğru söylem” belirleyecektir.

Doğru yapı “doğru taban”dan başlar.

Solun bugünkü küçülme nedeni, “tepki oyları”nı kaybetmesindendir. Geleneksel seçmenden kayıplar hem daha küçüktür, hem de tepki oylarındaki kayış kadar rejimi olumsuz etkilememektedir.

RP’ye giden tepki oyları, genel seçmen kitlesinin yüzde 11’i.

Tepki oyları nasıl geri gelir?

“Umut” ve “güven”  vererek!

Umudu doğru söylem ile, güveni de doğru yapı ve “güç” ile.

Tepki oyları, kurulu düzende kendilerine yer bulamayanların oylarıdır. Kurulu düzendeki her “köklü” değişiklik sözüne, “daha kötüsü olamayacağı için” bir umut ışığı diye bakabileceklerin oylarıdır.

Ama insanların peşinizden gelmesi için, söylediklerinizi yapabileceğinize inanması gerekir.. Bunun için örgüt yapınızın ve söyleminizin tutarlı olması yetmez; “güç” de ister.

Eğer CHP 1970’li yıllarda büyük kentlerde yüzde 50‘lik oy oranlarına ulaştıysa; bu, geleneksel taban ile tepki oylarının bir araya gelmesindendi..

Soldaki “geleneksel Kemalist taban”ın gidebileceği bir yer yok.. ANAP ve DYP’nin ucuz ve yanlış hesaplarla “dinci”lere ödün üstüne ödün verme aymazlığı, sol için bir şans!

Solda güçlü ve tutarlı bir parti oluşursa, giden birkaç oy da geri gelir.. Büyümek için asıl önemli olan, tepki oylarını geri almaktır. Ve bu da zaten solun “doğal” görevidir.

Çünkü solculuğun tanımı içinde “düzen karşıtlığı” vardır. “Düzeni düzeltme” vardır.

“Ne ezilen ne ezen; insanca, hakça bir düzen!” bayrağının arkasındaki kitle selidir ki, Ecevit’in CHP’sini 1977’de “önünde durulamaz” bir toplumsal güce dönüştürmüştür.

Ne vardı o günkü CHP’nin söyleminde?

Önce “düzenin partisi” olmama vardı.. Sonra, haşhaş tarlalarında ve Kıbrıs’ta kanıtlanmış (ırkçı olmayan) bir Kemalist milliyetçilik vardı.. Ve “dinci”yi dışlarken, laikliğe sahip çıkarken, “dindar”a kollarını açmak vardı..

Bugün düzen karşıtlığını (hatta devletçiliği) ve dinciyi RP, milliyetçiliği ise MHP temsil ediyor. “Batı’ya tepkiyi” aralarında paylaşmışlar.. “Dindar” ise şaşkın..

Düzen bunalımda iken düzen partileri geriler. Düzen karşıtlığı “umut” olur!

Bugün de solda doğru ideolojik çizgiyi ve söylemi yakalamış olan kişi Ecevit’tir. Bu nedenle, RP’yi kalelerinde zorlayabilen parti de DSP’dir..

Ama 1977’de Ecevit’in yanında güçlü bir kadro, arkasında güçlü bir örgüt vardı. Daha inandırıcı idi, daha çok güven veriyordu.

Şimdi ise, o kitlenin gözünde Erbakan daha inandırıcı.. Daha “umut” verici. Çünkü “gücü” var!

Sayın Ecevit’in çizgisi doğru, ama hareketinin arkasındaki “yapı” yanlış… Daha doğrusu, yapı “yok”!

SHP’de ise sadece yapı yanlış değil; kafalar da karışık… Partinin “ikinci adam”ının en önemsediği kişi, açık bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı.. Sayın A. Güven Gürkan, hâlâ numaracı Cumhuriyetçiler ile Kemalistlerin kol kola yaşayacakları bir “federasyon” çorbasını “sağlıklı yapı” olarak düşlüyor.. Önde gelenlerinin bir kısmı, hâlâ Kemalizm ile demokratik toplumculuğun bağlantısını kuramamış.

Daha birbirlerini inandıramıyorlar ki, halkı inandırsınlar!

Solun da demokrasinin de çıkmazdan kurtulması.. Solun yeniden “sol” olmasına bağlı..

Bunun ilk koşulu olan doğru “çizgi”, doğru “söylem” ise belli! Şimdi sıra, doğru “yapı” üzerinde anlaşmakta..

Doğru yapının nasıl olması gerektiği de aslında çoktan belliydi. Ama insanların doğrular üzerinde buluşabilmeleri için, bazen yanlışların cezasını ağır biçimde ödemeleri gerekiyor.

Amerika’yı yeniden keşfedenleri kimse tarih sayfalarına geçirmez!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın