Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Doktorlar mı Değişmeli, İlaçlar mı?

Yazı Hakkında

Başlık:Doktorlar mı Değişmeli, İlaçlar mı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 23 Nisan 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Doktorlar mı Değişmeli,İlaçlar mı?

CHP benim ve benim gibiler için sadece akıl
dünyamızın bir parçası değil.. Aynı zamanda duygu
dünyamızın da bir parçası.

Son seçimlerde oy vermiş de olsak, vermemiş
de.. CHP’nin barajı geçememiş olması, biziler için
acı bir olay!

Ama aklını duyguların önüne geçirebilenler için
yenilgiler, gelecek büyük zaferlerin tohumlarını
içlerinde taşırlar.

Ecevit’in DSP’si on yıl önce yüzde 8 ile barajın
altındaydı. Şimdi Türkiye’nin en büyük ve en saygın
partisi…

MHP daha dört yıl önce yüzde 3 ile barajın
altındaydı. Şimdi şaşkınlar dünyasının “yükselen
değeri” konumunda…

***

CHP’nin bu duruma düşmesinin üç temel nedeni
var.

Kimlik bunalımı.. Yapısal bozukluk.. Ve yönetim
yanlışları…

CHP ‘deki kimlik bunalımını yaratan ilk önemli olay,
1991 ‘de HEP ile yapılan seçim işbirliğiydi. Arkasında
PKK olduğu, zamanla Ortaya çıkan bir partiyle iç
içe girmen, sadece oy kaybına neden olmadı..
CHP’nin tarihsel kimliğinden de bir şeyler aldı
götürdü..

Derken talihsiz olaylar birbirini izledi durdu.

Altıok’un üçünü, hatta dördünü atma ve adını
değiştirme istekten., ikinci cumhuriyetçilerle girişler
flörtler.. Parti İçinde “Türk kadını-Kürt kadını”
ayrımı yapanlara gösterilen hoşgörüler.. Ulusal bir
günde Kürtçe pankart açan örgütler…

Sayın Baykal ve arkadaşları, bunların ancak bir
bölümünün sorumlusu.

Ama Blair’ci bir çizgi ile tarihsel kimliğe sırt
çevrilmesinin tüm sorumluluğu onlara art!

İş işten geçtikten sonra Atatürk’e sığınma
çabaları ise, çok kişi tarafından sadece acı bir
duygu sömürüsü ve sırıtan bir oportünizm gibi
algılanmamıştır.. Aynı zamanda Kemalizmin
kurucusuna da saygısızlık olarak algılanmıştır…

Bu nedenledir ki, kaybeden ne Atatürk’tür ne de
Kemalizm!

Kaybeden, o kimliğe gereken özeni göstermemiş
olanlardır…

***

CHP’nin yapısal bozukluğu, o yapının hizipçiliği
yansıtmasından geliyor.

Örgütün oluşumunda ve denetlenmesinde tek
bir ölçüt temel alındı: Baykalcı olup olmamak!.
Partinin tarihsel kimliği ile çatışanlara hoşgörü
gösterildi,ama Baykal’la çatışanlara hoşgörü gösterilmedi.

Yönetim yanlışları ise, CHP’yi bu duruma getiren üç temel etkenden sadece birisi.. Ve bana göre de en önemlisi değil!

Ama seçmen davranışlar üzerinde etkili olduğu da çok açık!

Ortak olunan hükümetlerde büyük hatalar yapıldı. Bazı yerel yönetimlerde büyük hatalar yapıldı. Çok taze olarak da son iki yılın muhalefetinde büyük hatalar yapıldı.

O hatalar birikimi ise, özellikle son dönemdeki
parti vitrinini -biraz da haksız bir biçimde- giderek “itici”leştirdi. Partiyi temsil edenler güvenilirliklerini, inandırıcılıklarını önemli ölçüde yitirdiler.,

★ ★★

CHP’nin hastalıkları ortada.. O hastalıkların ilacı da..

“Sürekli devrimcilik” ilkesini öne çıkararak “tarihsel kimliği” yeniden kazanmak.. O kimliğe uygun yeni bir yönetimi ve gene o kimliğe uygun yeni bir yapılanmayı gerçekleştirmek…

Kemalizme inanan tüm parti, sivil toplum ve meslek örgütlerini o çatı altında bütünleştirmek.. Tarihsel kimliği içlerine sindiremeyenleri ise dışlamak..

Ve yıpranmamış bir ismi, “ortak aklın temsilcisi” yapmak…

Ama unutulmaması gereken bir nokta var.

Doktor yanlıştı ve yanlış ilaç uyguladı. Ama o doktorun ve yardımcılarının yanlışlığı, geçmişte başka yanlış ilaçları hastaya içirmeye çalışmış olanların doğruluğu anlamına gelmiyor.

Bugün ortaya çıkması gerekenler Mümtaz Soysal, H. Fehmi Güneş, Erol Tuncer, Hikmet Çetin, Ertuğrul Günay, Mustafa Gazalcı gibi isimlerdir. Karabaş’ların, Gürkan’ların, Sağlar’ların
ise, her şeyden önce bir günah çıkarma borçları var!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın