Yazı Hakkında

Başlık:Dönüşü Olmayan Irmak…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Ocak 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Dönüşü Olmayan Irmak…

“Dönüşü Olmayan Nehir” gençliğimizin iz bırakan
filmlerindendi. Müziği hâlâ kulaklardadır.

RP’nin kapatılmasını izleyen olaylar ve yorumlar,
bana her nedense o ismi çağrıştırdı… Bir de Heraklit’in ünlü özdeyişini:

“Aynı ırmakta iki kez yıkanılamaz!”

Atalarımızdan etkilenerek sorabilirsiniz de:

– Köprülerin altından geçip gitmiş olan suyu geri  döndürebilir misiniz?

Hep iki görüş çatıştı.

“Refah kapatılırsa kötü olur, Türkiye Cezayir’e döner” diyenler bir taraftaydı., bizim gibi düşünenler de
öteki tarafta:

– Asıl Refah kapatılmazsa kötü olur. Parti içinde sivrilerin cüreti artar ve ülkede de sivri çözüme bağlanan
umutlar azalır…

Ve ekliyorduk:

– Kapatma kararı, o siyasal çizgiyi izleyecek olanları rejim içine çekecektir. Sivrilerin devre dışı bırakılmasını ve ılımlıların öne çıkmasını kolaylaştıracaktır.

Şimdi o iki görüşe bir üçüncüsü katıldı:

– RP’nin kapatılması hiçbir şeyi değiştirmez, hatta
RP’yi daha da güçlendirir…

Coşkulu karşılama törenleri… Havaalanlarına giden
yolların tıkanması..

Her şev iyi güzel de, peki kameralardan kaçamayan o gözü yaşlı insanlar niye? Madem ki değişen bir
şey yok, hatta daha da güçlenilecek… Öyleyse niçin
ağlıyorlar?.. Sevinçten mi?

Elbette ki, RP tabanının “kararlı”kesimi daha da kenetlenecek. Vefasını, tepkisini gösterecek… Ama
RP’nin yerini almak isteyecek parti, yeni bir RP olamayacak.

Ne görüntüsüyle, ne de “gücü”yle..

★ ★★

Daha partinin kapatıldığı gece, RP’nin elli kadar
önemi ismi toplantı yapıyor içlerinde Recep Tayyip
Erdoğan, Abdullah Gül ve I. Melih Gökçek gibileri
de var.

Vardıkları sonuç net:

“Yeni yapı, Müslüman demokrat kimliğe sahip bir kitle partisi olmalıdır. Yüzde 20’lik tabanı memnun edecek bir çizgi izlemek yerine, kalan yüzde 80 ile barış
içinde yaşamanın yollan bulunup, yaşama geçirilmelidir.”

Bu sağduyunun sesidir.

Ve eğer RP kapatılmamış olsa idi.. herhalde o yapı
içinde ortaya çıkması ve güçlenmesi çok güç olan “yeni” bir sestir.

Bu köşede aylardır neyi savunmuştuk:

– Kargaları susturun ki, bülbüllerin sesi duyulabilsin!

Aslında kart kargaların sesi kesilince, karga heveslileri bile bülbül sesi çıkarmaya başladılar insanoğlunun en büyük özelliği, içinde bulunduğu koşullara göre davranmasıdır…

Ne diyor Başsavcı Vural Savaş:

– Aynı yapıda ve aynı çizgide bir parti kurulursa o da
kapatılır!

Hem de ilkinden çok daha hızlı olarak… Çünkü bu
kez “Acaba suçlu mu” sorusunun yanıtı aranmayacak,
sadece “Acaba ötekinin devam mı” sorusunun yanıtına göre karar verilecek.”

RP kapatıldı.. Ama bakıyorum da, “Türkiye Cezayir’e döner” beklentisi içerde kalmadı.

Ya gerçeklen görmeye başladıklarından seslerini
kestiler.. ya da öyle bir şey olmayacağını bilmelerine
karşın yaygara koparıyorlardı… “Sakın ha, sonra öcü
gelir!” gibilerinden.

Tutmayınca sustular.

Şimdi o nakarat bir kısım Batı basınında var. Çünkü Türkiye’yi bilmeden ahkâm kesmekte direniyorlar…
Tıpkı geçmişteki gibi!

12 Eylül öncesinde. Türkiye’nin Lübnan’a döneceğim söylediler. Olmadı.

RP’nin oyları artınca, Türkiye’nin İran’a benzeyeceği kehanetinde bulundular. Tutmadı.

Türkiye’de toplumsal adaletin daha da bozulduğu,
ekonomik bunalımın geniş kitleleri daha da bunalttığı birçok fırsatta.. Mısır’daki, Polonya’daki, bilmem neredeki olayları anımsadılar.

“Türkiye’de halk ayaklanıp dükkânları yağma edecek!” diye beklediler…

Gene olmadı!

PKK teröründen bile umutlarını kestiler.. ama Türkiye’nin karışmasından bir türlü umutların kesmiyorlar…

Türkiye’nin bir Cezayir olmadığını, bazı yabancılar
da yaşayarak görecekler.

Türklerin daha İslam öncesinden kaynaklanan kültür farklılıklarını.. uzun ve güçlü bir imparatorluğun etkisiyle, devlete ve genel olarak otoriteye karşı gelme
geleneğinin yerleşmediğini.. Cezayir’in bir Kemalist devrim yaşamamış oluşunun etkisini…

Türk ordusunun gücünü ve -tüm elverişli koşullara
karşın- PKK gibi bir örgütün bite sonunda niçin pes
etmiş olduğunu..

Ve de bizzat RP’nin bile dinci terörü önlemek için
elinden geleni yapmak zorunda bulunduğunu… Çünkü Türkiye’de, Cezayir’den farklı olarak -çok eleştirilecek yanı olsa da- “demokrasi “nin yaşandığını

Ya anımsayacaklar ya da öğrenecekler!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın