Yazı Hakkında

Başlık:Dört Boyutlu Bulmaca…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Mart 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Dört Boyutlu Bulmaca…

Sol, sağ, Refah ve ordu…

Siyasal yaşamımızın dört boyutu da bir yol ağzında.

Birisi platonik âşık rolünde… Birisi iflas etmiş
tüccar… Birisi şaşkın bakkal… Ne yaptığını ve ne
yapacağını bilen sadece bir tane…

Üç bilinmeyenli bir denklemi, tek bir veriye dayanarak çözmek olanaklı mı?

★★★

Birinci boyutta DYP ve ANAP var.

Adnan Menderes ‘ten Süleyman Demirel’e,

Turgut Özal’dan bugüne… İkisi de sağlam adımlarla ilerleyen bir Türkiye’yi, yarım yüzyılda bir batağa sürükleyen çizginin sorumlusu… Ülkeyi bir
Refah iktidarına hazırlayan onlar. Yüzde 20 oy alan bir kediye, ciğeri teslim eden de gene onlar.

Yıllar yılı dini siyasetin aracı yaptılar. Din satıp oy alma peşinde koştular… RP’nin altyapısını onlar oluşturdular… Ve sonunda boynuz kulağı geçti… Tamamını vaat eden varken yarısını vaat edene artık dinci güçler yüz vermiyorlar.

Demokrat Parti’den Adalet Partisi’ne oradan DYP ve ANAP’a bu çizgi “tam anlamıyla” iflas etti. Ve “müflis”iki komşu tüccar, ne birleşip yeniden dirilmeyi deneyebiliyor, ne de kendilerini iflasa götüren yolun yanlışlığını görebiliyor.

“Rejim içi” Türk sağı için artık yol bitti. “Atatürk’e evet, Kemalizme hayır!” çizgisi tükendi.

Refah “rejim dışı” Türk sağı.

Ama yapısında ikilik var. Rejim içinde kalmak isteyenler, şimdiki durumda geride kalmış görünüyorlar. “Humeyni rejimi” isteyenler ise vitrindeler.

Bir yanda ılımlılar.. Öte yanda sertler, köktenciler.

Refah da bir yol ayrımında.

Ilımlı çizgi egemen olurda parti, “rejim içi”ne çekilirse ne olur? Köktencilerin gidebilecekleri bir yer yok. Ayrılıp yeni bir parti kurma şansları yok!..
Ama bu durumda, aymazlıktan kurtulamamış bir ANAP ve DYP’nin tabanlarından yeni oylar kazanma olasılığı çok!

Humeynicilik iyimser olasılıkla RP’yi küçültür…

Kötümser olasılıkla, RP’yi de rejimi de bitirir!

Hıristiyan Demokratlar gibi Müslüman Demokratlar mı?.. Batı Avrupa’nın eski komünistleri gibi “ebedi muhalefet” mi?.. Yoksa DP gibi demokrasiye ”ara” nedeni mi?

Kararı, yüzde 20 oyla dümene geçmenin verdiği sarhoşluk içindeki “şaşkın bakkal” Refah verecek.

Solun durumu bir dostun yaptığı benzetmeye uyuyor.

Delikanlı gerdeğe girmiş, sabaha kadar aşk şiirleri okuyor genç kıza .. Şiir okumak iyi de yapılması gereken de bir görev var.

Şiir okuyarak kim çocuk sahibi olmuş?

Mıknatıs demire sormuş, “En çok kimden nefret edersin” diye… “Senden” demiş demir; “çekersin, ama kendinde tutacak kadar gücün yoktur!”

CHP safralarından kurtulup, arınmış, inandırıcılık kazanmış bir biçimde çıkamıyor toplumun karşısına… DSP ise “aile partisi” garabetini tarihe geçirmekte kararlı..

CHP’yi yönetenler yürekli değil… DSP’yi yöneten ise Osmanlı orduları İstanbul’a girerken hâlâ “meleklerin cınsıyetTnitartışan Ortodoks papazları gibi…

– CHP ile birleşmem!.. Kapılarımı da açmam!..
Kendi içimde de demokrasi falan tanımam!..

Eğer solun güçlü bir partisi olsaydı, biz bugün rejim sorununu tartışıyor olur muyduk?

★★★

Rejim içi ve dışı sağ da gariban sol da sonbahar yaprakları gibiler… Yel nereye eserse, oraya sürükleniyorlar.

Dört boyutlu bulmacada bilenen tek öğe ise ordu… Çünkü ne yaptığı ve ne yapacağı çok açık. Seçimini yapmış. Kararını vermiş. Adım adım uyguluyor.

Ordu darbe yapmak mı istiyor?

Hayır!.. Darbenin sakıncalarını biliyor. Sorunu sivillerin çözmesini istiyor. Sivilleri çözüme zorlamak için elinden geleni yapıyor.

Öyleyse darbe olasılığı hiç mi yok?

Var!.. Eğer -tüm çabalara karşın- sorunu siviller çözemezse, darbe olur.

Çünkü askerler… Darbenin yaratacağı sakıncaların, ülkenin şeriatçılara terk edilmesinin yaratacağı sakıncalardan daha az olduğuna inanıyorlar.

Ve asıl önemlisi; halkın -ve hatta giderek aydınların- büyük çoğunluğu da aynı kanıda!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın