Yazı Hakkında

Başlık:Dost Acı Söyler
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:16 Mayıs 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Dost Acı Söyler

Geçenlerde Akşehir’de bir konuşmam vardı. Bitiminde,
benimle özel olarak görüşen gruptan birisi şöyle dedi:

“-Yazılarınızda sosyal demokratlara yönelik biraz fazla
eleştiri yapıyormuşsunuz gibi geliyor bana. Kendi zayıf
yanlarımızı niçin herkesin önünde tartışıyoruz? Bu tutum
bize zarar vermez mi?”

Evet, ‘sol’u eleştirme görevini de sağcılara bırakmak bir
yol.

Tıpkı ülke yönetimini bıraktığımız gibi.. Tıpkı, sağ iktidarın
muhalefeti olma grevini de gene sağa bıraktığımız gibi…

Bilinen bir şey; doğada boşluk olmaz.

Sağ, solun boşalttığı yerleri doldura doldura büyüyor.

Kendi kendimizi eleştirme işlevini de onlara terk eder-
sek; korkanm, sol olarak tümden işlevsiz kalacağız.

Hani şair ne demiş Osmanlı padişahına:

“Gam değil ama bu mülkün böyle elden gitmesi:

Git gide hükmetmeye elde ahali kalmıyor…”

★★★

Dediler ki:

– Çağdışı kaldınız, bırakın şu devletçiliği!

Aramızda hemen ‘kim daha özelci’ yarışması başladı…
Dediler ki:

– Tabuları sarsmak gerekir: Atatürkçülüğü bırakmadan
solcu olamazsınız!

Kolları sıvayıp, fellik fellik ‘Atatürk düşmanı’ aramaya
başladık. Yakalayıp da ‘başdanışman’ yapmak için tabii..
Ve sonra da şişindik; “Sakın ne kadar da düşünce özgürlü-
ğüne saygılıyız” diye..

Dediler ki:

-‘Vizyon’ sahibi olun. ‘Küreselleşme’yi kavrayın.. Tarihle
barışın!.

‘Vizyoncu’ ve de ‘globalci’ büyüklerimizin gizli hayranı
olduk. Biri devletin doruğunu boşaltınca, yerini bir başkası
ile doldurmak için sabırsızlananların önüne geçtik hemen..

Tarihle ve toplumla ‘barışmak’ için imam-hatip okulu
sayısının arttırılması yarışına katıldık… ‘Dinin emrinde dev-
let’ isteyen DYP’li bakanlara alkış tuttuk.

Onlar neler demedi ve biz ‘neler’ yapmadık ki!..

Ama tüm o güzel ‘nasihat’lara karşın yeterince solcu-
laşamamış olacağız ki; ne onlara yaranabildik ne de seç-
menlere…

Solcu olarak çok ‘akılcı’ ve üstelik Atatürkçü olarak da
çok’ pragmatık’iz.

Sağcılar toplumda bizden daha fazla oy topladığına göre
bir bildikleri var demektir. İşte o bildiklerim öğrenmeye ve
yaptıklarını yapmaya çalışıyoruz.

‘Sol’ bir partimiz; programını ve ideolojisini ‘çağdaşlaştır-
mak’ için Atatürk düşmanlarından yararlanıyor. “Altı ok’u
çöp sepetine atma “, cumhuriyet’e numara verme meraklı-
larına danışıyor..

Bir başka ‘sol’ partimiz; tüm solcu iktisatçıları dışlayarak
ekonomide ‘doğru yol’u bulmaya çalışıyor. Bir zamanlar
hızlı Mao’cu iken, şimdi hızlı ‘sol düşmanı’ olanları baştacı
ediyor. 1402’likler üniversiteye dönerken “Komünistler
gene yükseköğretimi ele geçiriyorlar” diyerek dersini öğ-
rencilerini ‘uyandırmaya’ ayıran profesörlerin ağzının içine
bakıyor.

Düzenlediği toplantının adı: ‘Türkiye Ekonomisi Nereye
Gidiyor?’

Ama kendisinin nereye gittiğinin farkında değil..

En pahalı oteldeki en ‘seçmece’ toplantıya solcuların ni-
çin ilgi göstermediklerini ve boş koltuklara konuşmanın er-
demlerim anlamakta da zorluk çekiyor..

Solcuların nasıl düşünmesi gerektiğini anlayabilmek için
sağcıların kapısını çalmayan bir partimiz de var olmasına
var da.. O üçüncü sol partimiz de zaten düşünmüyor; onun
yerine önderi düşünüyor. Bu nedenle de solun düşünen
kafalarına gereksinmesi yok..

★★★

Mumcu’nun ölümünden bu yana, Anadolu’nun her kö-
şesinde, dopdolu salonlarda, coşkulu insanların ayakta iz-
lediği toplantılar yapılıyor.

Bu toplantıların üç konusu var: ‘Kemalizmin Günümüz-
deki Anlamı’, ‘Laiklik ve Demokrasi’ ve ‘Solda Bütünleş-
me.’.

Ama sol partilerimizin gündeminde bunlar yok. Ve elbet-
te toplantılarında gençler ve halk da yok. Belki de kendi
kendimizi eleştirmeme kızan sayın okurum haklı.

Biz ‘sol’u eleştirmezsek, herhalde sağın da sola yönelte-
bileceği eleştiri giderek kalmayacak.

Çünkü ‘sol’un sağdan farkı kalmamış olacak.

Dert değil de.. Aslı dururken ‘kopyası’na oy veren de kal-
mayacak diye korkuyorum ben!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: