Yazı Hakkında

Başlık:DSP Değişiyor mu?..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:09 Aralık 1994, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

DSP Değişiyor mu?..

Birkaç yıl önceydi.

Ankara Üniversitesi iletişim Fakültesi’nin düzenlediği bir dizi toplantının sonuncusunu yönetiyordum. Konuşmacılar, siyasal partilerin “üst düzey” temsilcileriydi. Konu, basın hukuku ve iletişim ile ilgiliydi.

ANAP, DYP, SHP ve RP âdına katliamlar ya konuyu iyi bi iyorlardı ya da iyi konuşmacılar olmanın verdiği rahatlığı kullanıyorlardı. Söyleyecekleri şey çok, ama zamanlan kısıtlıydı.

Başkanın -zamanı aşmamaları için- sık sık uyarıda bulunması gerekiyordu.

Tek istisna ise DSP sözcüsüydü!

Zaman bitmedi, ama söyleyecekleri tükendi. İzleyiciler arasında sayıları hiç de az olmayan Ecevit sempatizanlarının suratları asıldı. Kafalarda “niçin”le başlayan sorular belirdi, Ve çok kişinin aklına bir Doç. Hasan Bıyıklı geldi.

Konunun uzmanıydı, iyi bir konuşmacıydı. Üstelik deDSP kurucularındandı.

Salondan başları önde ayrılanlar, niçinlerin yanıtını bulamamışlardı. Ama Ecevit karşıtları çok neşeliydiler… Savlarını güçlendiren yeni bir kanıt daha bulmuşlardı!..

★★★

Geçenlerde TV’deki bir açıkoturumu izlerken birden geçmişteki bu olay canlandı kafamda.

“Özelleştirme” tartışılıyordu… Hükümet sözcüsü vardı.
Partilerin ağır topları vardı. Ve DSP’yi temsilen de Prof. Nami Çağan vardı.

Konusunu İyi bilen, iyi savunan, ağırlığını duyuran bir temsilci.

İzleyicileri “tek kişilik parti” suçlamalarını yeniden değerlendirmeye zorlayacak bir isim.

Tıpkı Cevdet Selvi ve başkaları gibi…

DSP’de eskiden iyi “kadro“lar mı yoktu, yoksa Sayın Ecevit’in onlara güveni mi yoktu? Yanıt sonucu değiştirmiyor.

Halk, DSP’yi tek kişilik parti olarak görüyordu Tek kişi saygı ve sevgi toplayabiliyor, ama inandıramıyordu… Yeterince gücü olduğuna, iktidara gelebileceğine, söylediklerini yaşama geçirebileceğine inandıramıyordu.

Bosna için Karabağ için Irak için çok önceden yaptığı uyarılarda haklıydı… RP tehlikesine, DemirelYılmazErdal İnönü üçlüsü uykudayken çekmek istediği dikkatte haklıydı… Dindarları kucaklayıp, “dinci”leri dışlarken haklıydı… Kemalist ulusçuluğa sahip çıkıp, “şovenizm”i ve”ırkçılığı” dışlarken haklıydı.

Kırsal kesim kalkınmasına -kendi deyimi ile “kalkınmanın-köylüden başlaması”na- sırt çevirmenin yaratacağı toplumsal sorunları önemserken haklıydı…

SHP’nin yapısal ve ideolojik tutarsızlığım eleştirirken haklıydı…

Ve RP’nin “adil düzen” safsatasının karşısına, ancak 1970’ lerin “hakça düzen” bayrağı ile çıkıldığında.. demokrasinin de toplumun da esenliğe çıkabileceğini savunurken de haklıydı…

Kişiliği, yaşamı ve düşünce çizgisiyle tutarlıydı. Ama yeterince inandırıcı değildi.

Çünkü söylediklerini gerçekleştirebilecek gücü yoktu!

Halk da biliyordu, tek kişilik ordu olamayacağını… Halk
da biliyordu, en iyi komutanın bile “kurmay “sız zafere ulaşamayacağını!

★★★

Bayrağında “Altıok” taşıyan iki partinin hali yürekler acısı.

Ne kendilerine inanıyorlar ne de taşıdıkları bayrağa…
Sadece korkuyorlar.

CHP’nin tüm amacı ve umudu, genel başkanını “birleşik parti”nin başına geçirmek… SHP’de ise “Birleşmezsek Ecevit’e kayışı durduramayız” paniği, numaracı cumhuriyetçilerle “Altıok“a inananları ve çıkardan başka hiçbir inanç taşımayanları “şimdilik” bir arada tutuyor.

Tek “umut ışığı” Mümtaz Soysal!

Ama bu “yapısal ve ideolojik çorba”nın başına Sayın Soysal geçse ne yapabilir?

Numaracı cumhuriyetçiliği ve Atatürk düşmanlığını partinin doruklarına ve hatta hükümete kadar taşımış olanları -kulaklarından tutup- kapının önüne koyabilir mi? Bazılarına “Siz yanlış adrestesiniz, buyurun Boyner‘e”diyebilir mi? Örgütü çıkarcılardan temizleyip, “Altıok'”u bayrağı onurla temsil edebilecek bir parti oluşturabilir mi?

Soysal’ın işi çok zor. Ecevit’inki ise çok kolay!

Eğer Selvi’ler, Çağan’larla aralanan kapı -tutarlılık korunarak- açılırsa, “sol”un yeniden bir güç olması için tüm koşulların bulunduğu görülecektir!

Kartlar açık… Sürpriz yok!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: