Yazı Hakkında

Başlık:Durumdan Çıkan Görev…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.7)
Tarih: 15 Kasım 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Durumdan Çıkan Görev…

Her şey apaçık ortada.
“Ilımlı sağ”ın, en üst düzeylere kadar bir çamura bulaşmış
olduğu kesin…
Kimisi para için yapmış. Kimisi basını kendi çıkarına yönlendirebilmek için yapmış.
Kimisi, mantar gibi biten inanılmaz servetinin hesabını
veremiyor. Kimisi mafya babalarının ya “abi”si
ya “yenge”si ya “bacı”sı. Kimisinin makam odası ise
ihaleci işadamlarının iş bitirme yeri.
Ilımlı sağ lime lime… Neresinden tutsan elinde kalıyor.
“Dinci sağ”ın kamburu da çok farklı değil.
Devlet kesesinden yandaş örgütlere aktarılan trilyonlar.
Dıştaki karanlık bağlantılar ve dıştan gelen, kaynağı
kuşkulu paralar. Bosna’ya, bilmem nereye diye
toplanıp iç edilmiş yardımlar.
Doruklarda şıppadanak oluşmuş kişisel devasa
servetler ise orada da var.
Geriye kalıyor “ülkücü sağ”.
Onlar da, “ülkücü mafya”nın ve “devletin içindeki
çeteler”in gölgesi altındalar.

★★★

Tıpkı Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiirindeki gibi.
Hani vezir hamama gitmiş… Yıkandıkça kirler erimiş.
Eridikçe vezir küçülmüş. Ve son bir tas su… Geride
vezir mezir kalmamış.
Yani ortada, batağa orasından burasından bulaşmış ya da boğazına kadar gömülmüş… sağın bir yığın türü var. Ama “temiz sağ” yok!
Üstelik yalnız kendileri kirlenmemişler; Cumhuriyetin
birçok kurumunu da onlar kirletmişler.
Bazı küçük istisnalar dışında… temiz görünümlerini
iyi kötü koruyabilmiş olanlar, bugün sadece solcular…
İdeolojileri gereği mı?
Uzun yıllardır “tam iktidar” olamamış olmalarından mı?
Önderlerinin kişiliklerinden mi?
Belki biraz hepsi de… Ama asıl önemli olan sonuç.
Ve de asıl önemli olan… kendi elleri kirli olanların,
hiçbir şeyi temizleyemeyecekleri gerçeği. Temizleyici
olarak piyasaya çıktıklarında da, kolay kolay kimseyi
kendilerine inandıramayacakları olgusu.

★★★

Belki de hiçbir çözüm, Cumhuriyet tarihinde bugünkü
kadar net ve açık olmamıştı.
Bir yanda, çürümüş bir sağ… ve “Benim memurum
işini bilir” mantığının çürüttüğü bir devlet yapısı var.
Öte yanda da, o çürüme sürecine hep karşı çıkmış,
elleri temiz kalmış bir sol.
Nelerin değişmesi, düzeltilmesi, bazen de yeniden
yapılandırılması gerektiği ortada.
Kimlerin temizlenmesi gerektiği açık.
Ve bunu ancak kimlerin yapabileceği de, körlerin
bile görebilecekleri kadar gün ışığında…
Peki ne yapmalı?
Cumhuriyetin erdemlerine ve başlangıç felsefesine
inananlar bir araya gelmeli!..
DSP, CHP, İP vb. gibi partiler… ADD, ÇYDD ve kadın
dernekleri gibi sivil toplum örgütleri… İşçi sendikaları,
işveren sendikaları, esnaf birlikleri gibi, sınıfsal
temele dayalı kuruluşlar…
Ve somut bir “ortak program” ile seçmenin karşısına
çıkılmalı!
Türkiye’de güçler dengesini olumlu yönde değiştirecek
olan tek “sivil” çözüm budur. Umutsuzluğun
karanlığını dağıtabilecek olan tek “sivil” çözüm budur.
Ve aklın yolu da budur.
Tabii eğer gerçekten de “sivil çözüm” aranıyorsa!?..
Eğer siviller bu olumsuz tablodan bir “görev” çıkaramıyorlarsa…
korkarım ki başkaları, günün birinde o
göreve talip olmak zorunda kalabileceklerdir.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın