Yazı Hakkında

Başlık:Düşmeli mi, Düşürülmeli mi?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:06 Ekim 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Düşmeli mi, Düşürülmeli mi?

Beklenen şuydu.

RP yönetimi aptal değil. Amacına ulaşmak için acele etmeyecektir. Önce yerleşip kendini kabul ettirmeye, tepki çekecek sivriliklerden kaçınmaya çalışacaktır.

İnsanlara güven geldikçe, “Canım bunların da korkulacak bir yanı yokmuş” kanısı karşıdaki kesimde de yerleştikçe, cüretini arttıracaktır. Sessiz ve derinden gidecektir.

Olmadı. Çünkü olamadı!

Muhalefette söylediği hemen her şeyin tersini yapmak zorunda kalınca, kendi tabanından tepki almaya başladı… Ekonomik durum kötü. Dış siyaset çıkmazda.

Kısa vadede düzeltme umudu kalmayınca, kolaycılığa kaçtı.

Sonradan yapmayı düşündüğünü öne aldı. Bir yandan “şeriatçı söylem” ve görüntüye öncelik verdi. Öte yandan devleti ele geçirme planını hiçbir kılıfa sokmaya gerek duymadan hızlandırdı…

★★★

DYP sadece payandadır… Bu bir RP iktidarıdır. RP iktidarı düşmeli mi, yoksa düşürülmeli mi? Birinci seçenek; Refah iktidarının iyice yıpranıp kendi kendine yıkılmasını beklemek. İkinci seçenek; oyların yaklaşık yüzde 80’ini almış RP karşıtı partilerin, bir araya gelerek Refah iktidarına son vermesini sağlamak… Üçüncü seçenek; “ülkeyi çağdışına taşıma yolunu tıkamak” görevini orduya ihale etmek…

ANAP ve DYP’nin içinde bulunduğu bir formülle şeriatçı kafa iktidardan düşürülürse, düşürenler sonra ne yapacaklar? Daha önce yaptıklarını mı?

RP’ye doğal militan yetiştiren imam okulları yurdu bir ağ gibi sararken… Milyonlarca çocuğun okuduğu Kuran kurslarında “laikliği yıkma” yeminleri edilirken.. Anadolu’nun yeni üniversiteleri şeriatçı rektörlere teslim edilirken… İmam okulu mezunlarına valilik, kaymakamlık, savcılık, yargıçlık yolu açılırken… Milli Eğitim’den İçişleri’ne ve Adalet Bakanlığı’na kadar, hızlı bir şeriatçı kadrolaşmaya destek verilirken…

İktidarda Erbakan mı vardı?

Nasıl oluyor da, Özal’ın -kaymakamlık kadrolarını kadın eli sıkmayanlarla dolduran- İçişleri Bakanı şimdi RP’de?

Atatürk ismi caddelerden silinirken, RP’li belediyelere en büyük destek ANAP içinden gelmedi mi? Mesut Yılmaz’ın kültür bakanları, Erbakan’ınkinden daha mı çağdaş kafalıydı?

İmam okullarını sekiz yıllık temel eğitim dışında tutan hükümetin başı Sayın Yılmaz değil miydi?

★★★

Kimse ne kimseyi ne de kendisini aldatmaya kalkmasın!

ANAP ve DYP geçmişle ilgili günah çıkarmadan, şeriatçılara iktidar yolunu kendi elleriyle hazırladıklarını kabul etmeden, umut ışığı falan olamazlar…

Elbette ki en sağlıklı çözüm halkın, RP’nin gerçek yüzünü “yaşayarak” görmesinden geçer.

Bir ya da iki yıl bu iktidara dayanılabilirse; RP de biter DYP de…

Ama toplumun sabrı ve rejimin de buna dayanabilecek gücü var mı?

Rejim buna dayanabilirdi… Eğer 12 Eylül -rejimin temelini oluşturan- özerk kurumları yıkmamış olsaydı!

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı bozulmasaydı; dosya sahtekârlıkları ile dahi olsa, çarşaflı yargıçlar dönemi açılabilir miydi? Sivas’ta laik cumhuriyeti yıkmak için ayaklanıp 37 insanımızı yakanların avukatı, Adalet Bakanlığı’nı yangın yerine çevirebilir miydi?

Üniversite özerkliği korunmuş olsa; şeriatçı rektörler, şeriatçı üniversiteler, Atatürk düşmanı “Devrim Tarihi” hocaları dönemi açılabilir miydi?

Listeyi uzatmaya ne gerek var!

★★★

Ya ordu?

Meclis’in İstanbul’dan Ankara’ya naklinin gecikmesi üzerine çok sinirlenen Mustafa Kemal’e Yunus Nadi sorar:

– Paşam, niçin önemsiyorsunuz; siz ordu istiyordunuz, ordu işte burada!

Yanıt çok kısa ve nettir.

– Ben her kerameti Meclis’ten bekleyen bir insanım. Orduyu ancak milletin iradesi, yani Meclis oluşturabilir!

Peki geçenlerde “Güvencemiz sizsiniz” diyen birisine, Genelkurmay Başkanı Karadayı ne yanıt vermiş:

– Güvence Meclis’tir!..

Ama -ne yazık ki – tarihi, önderlerin iradesi belirlemez. koşullar belirler.

İnsan umutsuz yaşayamaz!.. Sivillere yönelik umut tükendikçe, askerlere yönelik umut doğar. İnsanların yarınları ile ilgili endişeleri arttıkça, demokrasi bir “lüks”gibi görünmeye başlar.

Üzücü, ama gerçek… Türkiye hızla o noktaya gidiyor.

“Rap rap” seslerini duymamak için ya sağır olmak gerekir.. ya da DYP milletvekili olmak!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: