Yazı Hakkında

Başlık:Düzenin İflası…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Haziran 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Düzenin İflası…

Kuralı unutmamalı: Düzen gerilerken, düzenin partileri ilerleyemez!

Toplumsal-ekonomik düzen, beklentileri karşılayamıyor. Kendi yarattığı sorunlar çözemiyor… Kitleler bezgin. Yolsuzluk doruklara tırmanmış.

Bu durumda, düzer, karşıtlarının “umut” olmasından doğal ne olabilir?

Düzen umut vermezken, düzen yandaşları umut verebilir mi?

Elbette ki yerel seçimler genel seçim değildir. Elbette ki sadece bazı yerleşim birimlerini kapsayan bir seçimi, öncelikte oraların özelliklerine göre değerlendirmek gerekir…

Ama, gene de RP, BBP ve MHP’nin oy toplamının yüzde 50’ye varıyor olmasının bir tek anlamı olabilir: Düzenin iflası!

O “düzen”; toplumsal dengeleri altüst eden, tüm ahlaksal değerleri çürüten ve de laikliği kemiren bir düzendir.,,

★ ★ ★

Bu durumda “liberal sağ” ne yapmalı?

Öncelikle “şaibeli” önderlerden ve kadrolardan arınmalı Kirlenmemiş bir isim etrafında birleşmeli… “Düzeni düzeltmek” için, kolları kararlılıkla sıvanmalı…

Dürüstlüğün aptallık, eğitimi ve devleti şeriatçılara terk etmenin ise kurnazlık olmadığını anlamalı…

Vergi adaletini sağlamalı… Yeni iş alanları açılmasını özendirmeli… ‘‘Tek yurt, tek bayrak, tek resmi dil” ilkesini kabul eden herkese, demokrasinin ve dolayısıyla da TBMM’nin kapılarını açmalı…

“IşÇisiz sol ve solsuz demokrasi” arayışlarının, ülkeyi getirdiği noktayı görmeli…

Rejimi “para babalan” ile “şeriat babalan” tahterevallisine oturtmanın bedelini kavramalı, aymazlıktan kurtulmalı…

Ve ülkeyi bir seçim dönemi yönetip kendi pisliklerini “olabildiğince” temizlemeye çalışmalı.

Eğer bütün bunlar yapamayacak kadar güçsüz moralsiz ve akılsız ise yol yakınken RP’ye “yarım iktidar’ı vermeli. Vermeli ki  yarının “tam iktidar”! önlenebilsin!

Çünkü Erbakan ve arkadaşları iktidara keldi ayaklarıyla yürümüyorlar. Onları oraya ANAYOL itiyor.. Yolunu yitirmiş, yolsuz kalmış bir ANAYOL.

★★ ★

Bu durumda “demokratik sol” ne yapmalı?

Önce, aynı düşüncede olanları, aynı ideolojiyi paylaşanları. aynı çatı altında buluşturmak.. Ardından, insanlara gerçeklen anlatmak ve yardım etmek için, gerekirse kapı kapı dolaşacak ‘’inançlı” bir örgüt kurmalı… Ve sonra da. “düzen karşıtlığı” bayrağını çağdışı ellerden almalı; “insanca, hakça bir düzen” umudunu yeniden kitlelere vermek..

Birinci koşulun yerine gelmesi için; Kemalizm karşıtlarının ve “inançsız ” siyaset tüccarlarının CHP’yi terk etmesi ve kendilerine yeni bir bayrak bulması gerekiyor… Çünkü bu olmadan, CHP kendini bu hale getiren tutarsızlıklardan kurtulmadan, “birleşme” güç değil, güçsüzlük getirir!

İkinci koşulun yerine gelmesi için, “sızma”lara karşı duyarlı, ama aynı inancı paylaşanlara karşı güvenli ve hoşgörülü hir örgüt anlayışı gerekiyor Çünkü bu olmadan, insanlardaki gizli gücü harekete geçirmeye, bir işaretle kitlelerin desteğini arkanızda bulmaya olanak yoktur!

Üçüncü koşulun yerine gelmesi için ise taban-ideoloji-örgü! tutarlılığına, tavandaki ve söylemdeki tutarlılığı ve de “güç“ öğesini eklemek gerekiyor… Çünkü yapısal tutarlılık artı güç, “inandırıcılık” dernektir!

RP, bir “lider partisi ‘ değil, “ideoloji partisi” olduğu için başarılı!

Kapılarını kapattığı için değil, çok sayıda üyeyi “militan” haline getirdiği için büyük! “Adil düzen” umudu verebildiği için iktidara yürüyor!

Ama unutulmaması gereken de bir nokta var.

Atatürk’ün partisi “hakça düzen” bayrağını elinde tutarken, bugün RP’nin aldığının tam iki katı oy topluyordu!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: