Yazı Hakkında

Başlık:DYP-CHP Ama…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:20 Ekim 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

DYP-CHP, Ama…

Siyasette hiçbir seçeneğe “olamaz” dememek gerektiğini, siyasetin içinde bulunduğum dönemde öğrenmiştim.

Çiller’in, CHP’ye ödün vermeyecek havalardaki “Demir Leydi’ gösterileri… Baykal‘ın, kendinden öncekilerden farklılığını ortaya koyma çabası içindeki “çetin ceviz” görüntüsü… Hele hele CHP Genel Sekreteri’nin, “bu kadın” diye başlayan, düpedüz hakaretleri…

Köprülerin atıldığı anlamına mı geliyordu?

Hayır!

Bu, CHP açısından, “teslimiyetçiliğin sonu” mesajının kitlelere verilmesi anlamına geliyordu… DYP açısından da “Biz sizsiz de yapabiliriz” umudunun
açığa vurulması…

Hesapları tutmayan Çiller’in “rest”i “blöf”e dönüştü… Bu aşamada, kazanan Baykal oldu.

★★★

Önce SHP, ardından da CHP, elindeki kartın gücünü bilmeyen oyuncular gibiydiler.

Bir yanda, Meclis aritmetiği ve ince hesaplar… Öte yanda, emekçi kesimlerin huzursuzluğu… Ve nihayet, dış dünyanın Türkiye’den beklentileri… DYP’yi CHP’ye mahkûm ediyordu.

Ama ”O benden vazgeçemez” tavrında olan taraf, CHP değil, tersine DYP’ydi.

DYP ilk “oyunu”, ortağına üniversiteler konusunda oynadı. Başrolde de “Komando” Ayvaz ve 12 Mart’ın “ünlü” savcısı gibi bugünün bakanlan vardı.

Erdal Bey, Demirel’e güvenerek sustu.

Daha sonraları Murat Bey, Çiller’e güvenerek sustu.

Son olarak da Hikmet Bey durulmayan sözlerden, paçavraya dönen “hükümet protokolü ve programı “ndan yola çıkarak… kendi koşullarını masaya
koyma şansını kaçırdı.

İş, birtakım kamu görevlilerinin, CHP’yi ve bakanlarını “açıktan” suçlamak cüretini kendilerinde bulmalarına kadar vardı… CHP’li hükümetin -12 Eylül’ ün kukla kurumlarına karşı- Atatürk’ün “gerçek”
TDK ve TTK’sini diriltme savaşımı verenleri ezme girişimlerine kadar vardı…

Ve “taban” eridikçe eridi.

“Hükümeti bırakırsak, Ecevit karşısında hiç şansımız kalmaz” mantığı, giderek gözleri tamamen körettti…

★★★

Siyasette iktidar, bir amaç değil araçtır.

İktidara gelince; programınızı uygulamaya çalışırsınız. Gerekirse yıpranırsınız. Ama -hiç değilse- bazı amaçlarınızı yaşama geçirmiş olmanın, mutluluğunu duyarsınız… İleride yeniden iktidar olmanın temellerini atmış olursunuz.

Eğer muhalefette şeniz; iktidardaki yıpranmanın meyvelerini derersiniz.

Ama “iktidarsız” bir biçimde iktidarda iseniz: yıpranmazsınız,tükenirsiniz… “Gerçek iktidar” umudunu da görünür bir geleceğin ötesine taşımış olursunuz…

Ecevit, muhalefette olmanın koşullarını iyi değerlendirdiği için güçleniyor… “Hedef taban “ı iyi belirlediği, o tabanın beklentilerine iyi tanı koyduğu ve
toplumsal muhalefete damgasını vurduğu ölçüde güçleniyor.

Baykal ve CHP ise iktidara damgalanın vurabildikleri ölçüde güçlenecekler!

Aftıoklu bayrağa ve CHP adına layık oldukları ölçüde… Devleti, Kemalizm düşmanlarından temizleyebildikleri ölçüde… Karanlığın tutsağı olmaya başlayan bazı bakanlıkları aydınlığa çekebildikleri ölçüde…

Hiçbir şey, yapamayacakları şeyler için umut vermek kadar düş kırıklığı doğurmaz!

Tıpkı Zerdüşt’ün dediği gibi:

“Demir en çok mıknatıstan nefret edermiş… Çektiği, ama kendinde tutacak kadar gücü olmadığı için!”

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: