Yazı Hakkında

Başlık:DYP ve ANAP ‘Gaflet’ İçinde!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:24 Kasım 1993, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

DYP ve ANAP ‘Gaflet’ İçinde!

Bir seçim öncesinde Batılı bir gazeteci ile İsrail’in sağcı Başbakanı İzhak Şamir arasında şu konuşma geçmişti:

“- Sizce dinci oylar hangi partiye yönelecek?

– Elbette bize… Onların birçok isteğini yerme getirdik!”
Seçimler yapıldı ve Şamir’in “sağduyusu “‘(!) sayesinde artan dinci oylar, ılımlı sağa değil dinci sağa gitti…

Dinci seçmen aptal değildi… Kendi düşüncelerini “tam” temsil eden parti varken “yarım” temsil edene oy vermedi.

Nazar falan değmesin, “çok cesur” bir Başbakanımız var… İşçilere karşı çok cesur. Özelleştirmede çok cesur. PKK’ya karşı çok cesur. Hatta Demirel ‘in göreve getirdiği herkese karşı çok cesur.

Mesut Yılmaz’a saldırırken aslan kesiliyor.

Ama laiklik söz konusu olunca bir kuzu…

Laik eğitim görmüş. Laik kafa yapısına sahip Laiklikten uzaklaşacak bir Türkiye’nin nerelere yuvarlanacağını bal gibi biliyor.

Gel gör ki kendini ‘çok kurnaz’ sanıyor.

Ağzından “Allah” adını düşürmezse, ilahiyatçı profesör bayanın başını bağlamadığı yerde başını bağlarsa, laikliğe karşı propagandayı Terör Yasası’ından çıkartılabilirse özel radyo ve TV’lerle ilgili yasaya, laiklikle ilgili
madde koydurtmazsa devlet kurumlan içindeki “şeriatçı” örgütlenmeye göz yumarsa…

Oylarını arttıracağını sanıyor!

Tıpkı -birkaç gram eksik tarta tarta- zengin olacağını sanırken giderek müşterileri azalan “kurnaz ” (!) mahalle bakkalı gibi.

Tıpkı -kendinden önceki “fevkalade” iki kurnaz- Demirel ve Evren gibi…

Akıl hocası Sayın Demirel sayısız “devr-i iktidar” yıllarında, önce sivil “komando kampları” kurulmasına göz yumup MHP’yi “ihya” etmek başarısını göstermişti. Arkasından imam-hatip okullarını çığ gibi arttırarak tarikat şeyhlerinin sırtını sıvazlayarak devlet örgütünü “şeriatçılar “a açarak bu kez de Sayın Erbakan ı “ihya” ederek başarısını sürdürdü.

Ama General Evren “komünizme karşı İslam” dahiyane formülü ile onu da geride bıraktı. Meydanı -Kemalistler dahil- tüm solculardan temizleyerek devleti Özalcılar ile şeriatçılara teslim etti.

Şimdi bu “fevkalade siyasal ince hesapları” yapma sırası Çiller Hanım’la Mesut Beyefendi’de…

ANAP birinci parti olmakla avunuyor. DYP ise RP’nin gerisine düştüğünün “henüz” bilincinde bile değil.

Üniversitelerde artık” mezuniyet mevlidi” okunuyor.

Bazı valilerin illerinde, devlet memurları “Zaman” dışında gazete okumaya korkuyorlar.

Dinci baskılar artık geri kalmış yörelerden gelişmiş yörelere, küçük kentlerden büyük kentlere yayılma aşamasına gelmiş.

Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatlar boyu süren bir süreç içinde devletin gözlen önünde, ilan ede ede yakılıyor.

Bir açıkoturumda izleyicilerden biri bana şu soruyu
yöneltmişti:

“- Seçmek zorunda kalırsanız, demokrasiyi mi seçersiniz yoksa laikliği mi?”

İlk bakışta “kırk katır mı kırk satır mı ” ikilemi…

Aslında öyle değil.

Çünkü laiklik olmadan zaten demokrasi olmaz. Eğer laiklik korunuyorsa yitirdiğiniz demokrasiyi bir gün yeniden elde edebilirsiniz. Ama demokrasi adına laiklikten vazgeçmek aymazlığını gösterirseniz İkisini de yitirirsiniz.

Ve gireceğiniz karanlıkta onları yeniden kazanmak için çok acılı ve uzun bir dönem geçmesi gerekir.

Laik bir devlette isteyen mevlit okutur, isteyen istediği gazeteyi okur. Eğer mevlit kamu kuruluşları adına okutuluyor dinci olmayan gazeteleri okuma özgürlüğünü ise devletin valisi engelliyorsa…

Bırakın laikliği, orada artık bir din ve vicdan özgürlüğünden söz etme olanağı kalmış mıdır?

Şeriatçılar özgürlük istemiyor, kendilerinden farklı düşünenlerin özgürlüğünü ellerinden almak istiyorlar.

Ve ANAP ile DYP el ele “onlar”ın değirmenine su taşıyorlar!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: