Yazı Hakkında

Başlık:Ecevit mi Değişti, Soysal mı?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:02 Ağustos 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ecevit mi Değişti, Soysal mı?

Bülent Ecevit ve Mümtaz Soysal.

Solun iki önemli ismi.. İki önemli beyni.

Birikimli.. Dürüst. Kendi içinde tutarlı.. İlkeli Nitelikli.. Geniş ufuklu..

İkisi de “ulusal sol” çizgide. Yani dünyaya aynı gözlükle bakıyorlar. Oldukça eskilere kadar uzanan bir arkadaşlıkları var.. Ama örgütsel birliktelikleri, bir seçim dönemi kadar bile dayanamadı.

Acaba niçin?

Bir ipte iki cambaz oynayamayacağı için mi? Birinden biri değiştiği için mi?

Sorunun yanıtı, Türk solunu yakından ilgilendiriyor.

★★★

Soysal, DSP’den istifa ederken Ecevit’e beş temel eleştiri yöneltti:

Özalcı ekonomi siyasalarını kabullenmek.. İrtica ile savaşımda yetersiz kalmak.. Fethullahçı bir görünüm vermek.. Sağ ile işbirliği yapmak, ama solda birliğe karşı çıkmak.. Parti örgütünü eşi aracılığı ile, hastalıklı tur biçimde yönetmek.

İlk iki eleştiri, büyük ölçüde hükümetin yapısından kaynaklanıyor.

Büyük ortak ANAP, ekonomide Özal felsefesinin mirasçısı. İçinde de birçok tarikatın ve dinci kesimin temsilcileri var. DSP’nin bunları dengeleme olanakları ise oldukça sınırlı.

Fethullahçılığa hoşgörü ile bakma konusunda Soysal haklı.

Ecevit, Fethullah Hoca‘nın geçmiş kimliğim ve düşüncelerini yok sayarak, bugününü savunuyor. Böylesine çarpıcı bir değişmenin nedenleri üzerine eğilmiyor. Tutumu, öz olarak da yanlış seçime olası yansımaları açısından da yanlış!

Ama Ecevit’in “içtenlikli dindar” ile uzlaşı arayışı açısından tutarlı.. Ta 1970’li yıllardan ben gelen bir arayış bu.. Kesinlikle yeni değil!

Solda birliğe engel oluşturmak da Ecevit açısından oldukça eski bir durum özellikle Baykal’a güvenmediğini, onun denetimindeki bir örgütle bir araya gelmek istemediğim bilmeyen mi var?

Sayın Soysal’ın en haklı olduğu nokta ise “Rahşan Hanım Olayı”.

O da yeni değil.. Ama anlaşılıyor ki, olay dışarıda göründüğünden de çok daha “vahim”. Partiye gelenler, gelirken “abartıldığını” sanıyorlar. Yaşarken ise giderek umutlarını yitiriyorlar.

Eğer “tek seçici”nin TBMM’ye soktuğu 76 milletvekilinden 15’i çekip gitmişse.. Ve hele hele bunların içinde Soysal, Selvi, Tanla gibi isimlerde varsa.. Artık o “olay “ın savunulacak bir yanı kalmamış demektir.

★★★

Mümtaz Soysal’a yönelik eleştiriler de çok..

Dışişleri Bakanlığımdan istifası.. CHP’den istifası.. DSP’den istifası..

Bir zamanlar SHP’nin genel başkanlığına soyunduğunda da.. Şimdi istifayı verip, çekip giderken de.. Hep “bireyci” davranması..

Aynı düşünceleri paylaşanları bir araya getirme ve o düşünceler uğruna ortak “uzun soluklu” bir savaşım verme çabasına girmemesi..

“Liderliği” beklerken bile. “Armut piş, ağzıma düş” tavrına bürünmesi..

Bu eleştirilerde de gerçek payı az değil.

Ama bunların. Mümtaz Soysal’ın değiştiği anlamına geldiği de doğru değil!

★★★

Ne Ecevit sağa kaydı.

Ne de Soysal, uzlaşmaz biri oldu çıktı..

Ne Bülent Ecevit değişti, ne de Mümtaz Soysal.

Keşke değişebilselerdi!.. Keşke Ecevit, “Ben ve eşim” çıkmazını aşabilseydi. Keşke Soysal, “tek kişilik ordu”nun zafer kazanamayacağını ve de siyasetin bir “uzlaşma sanatı” olduğunu unutmasaydı.

Ve keşke sol, amipler gibi bölünmeyi sürdürmeseydi..

Üstelik de yeni bir seçimin eşiğinde iken!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: