Yazı Hakkında

Başlık:Ecevit Sağcı, Boyner Solcu(!)..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Ağustos 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ecevit Sağcı,Boyner Solcu(!)..

Boynerci kadrodan Sayın Hüseyin Ergün telefon etmişti:

– Size haksızlık ediyorsunuz! Biz Türkiye’nin en ilerici hareketini oluşturuyoruz!

Sordum:

– Yani en solcu siz misiniz?

Biraz şaşırdı Hayır “en solcu değil “en ilerici” hareket söz konusuydu. Olayı sol-sağ olarak koymanın yanlış olduğunu düşünüyorlardı. Peki “İlericilik” ile “solculuğun” farkı(!)” nedir?

İki olasılık var.

Ya ilericilik ile solculuğun farklı şeyler olduğunu sanacak ama bu farkı açıklayamayacak kadar bilgi ve bilinç eksikliği içindeler… (ki bence bu pek olası değil…) Ya da “solcuyuz” deyip gülünç duruma düşmekten ve de
“sağcı”ları kaçırmaktan çekiniyorlar.

Tıpkı “muhafazakâr” olan, ama ”tutucu” olmayan
rahmetli “devrimci” Özal gibi..

Solculuk ve ilericilik “aynı şey”dir. Ve tarih boyunca
değişmeyen iki temel ölçütü vardır.

Toplumun olanaklarını arttırmak ve o olanaklardan
yararlanan kesimleri çoğaltmak, daha hakça bir paylaşımı sağlamak… (Bu iki temelden sadece birincisinin varlığı solcu olmaya yetmez, sadece ikincisinin varlığı ise, geri kalmış ülkeler açısından kısır bir solculuk anlamına gelir.)

Demokrasi ve özgürlükler de, emeğin önceliği de bu
iki temel ölçütün uzantıları olarak gündeme gelirler.

Bu evrensel ölçütlerden yola çıkarsanız, Atatürk, Türk
tarihinin tanıdığı en büyük ‘ilerici “dir. Yani en büyük
solcudur. En büyük devrimcidir.

Ona karşı çıkanlar da -görüntü ya da yaftaları ne olursa olsun- elbette ki “karşı devrimci”dir. Sağcıdır. Tutucudur…

Her değişim, hatta her köklü değişim ilericilik anlamına gelmez.. Hitler de çok şeyi değiştirmişti. Mussolini de…

Hatta Hitler, hareketine “sosyalist” damgasını bile
vurmuştu. Seçim bildirgesinde büyük sermayeye, “finans kapital”e karşı sert önlemler vaat ediyordu.

Hitler “solcu” muydu?

Atatürk’ün kurduğu hemen tüm kurumları teker teker
kapatan ve çok şeyi geriye götürerek “kökten” değiştiren Marmaris’teki emekli adam “solcu” mudur?

Boyner dostları “Hitler solcuydu “demiyor! Ama “Ecevit solcu değil!” diyorlar Sayın Etyen Mahçupyan’a göre “Ecevit solcu değil, popülist” imiş.

“Popülist “in Türkçesi “halkçı”! Yani onlara göre “halk dalkavuğu”

Atatürk “tepeden inmeci”(!) olduğu için kendileri gibi
“ilerici” olamıyor… Ecevit de halk dalkavuğu olduğu
için.. Atatürk “devletçi” olduğundan Ecevit de “halk sektörü” yanlısı olduğundan..

Üstelik ikisi de “milliyetçi” .

Demek ki neymiş?

“İlerici” yani “solcu” olmak için: halkçı, devletçi, milliyetçi ve hatta fazla da “laik” olmamak gerekiyormuş!

Halka, yani yaşamını emeğine dayandıran kesime değil, “para babası”na dalkavukluk: ulusu alt kültürlere göre bölmek: devleti, ulusal ekonomiyi ve dar gelirlileri koruyacak olanaklardan yoksun bırakmak şeriatçılara
hoş görünmek ise “ilericilik”, “solculuk”..

Yani eski Özalcılık, yani Boynercilik!

Marksizm tümden yadsınarak sol olmaz!

Leninizm’in yıkılışı -bütün dünyada olduğu gibi- Türkiye’ de de Marksistleri sıkıntya soktu.

Kimileri Prof. Sadun Aren gibi tutarlılıklarını ve saygınlıklarını korudular. Dünya ve Türkiye’nin koşullarının kendilerinin karşısında olduğunun farkındalar. Ama kişiliklerinin güçlülüğü onları ayakta tutuyor.

Kimileri -bir zamanlar rahmetli Ş. Süreyya Aydemir
ve “Kadro”cuların yaptıkları gibi- Kemalizm ile bütünleştiler Türkiye koşullarında Kemalizm yadsınarak ne solcu ne de demokrat olunabileceğini gördüler.

Çoğu kişisel -ya da ailesel- zayıflıklar içinde olan kimileri ise,  “numaracı cumhuriyetçi”liğe saptılar. Eskiden Atatürk’ü komünist olmadığı, “Ban taklitçisi” bir demokrasi peşinde koştuğu için kötülerken, şimdi de demokrat
olmadığı savıyla kötülemeye başladılar.

Ve özellikle SHP içinde sayıları hiç de az olmayan kimileri de ‘”şaşkaloz”a döndüler. Ne adam gibi Marksist’liklerini koruyabildiler, ne de Kemalist olmayı içlerine sindirdiler. (Ama onu da yüreksizliklerinden tam açığa
vuramadılar). “Sp”nin içindeki ‘Truva atı’ oldular. “Numaracı cumhuriyetçiliğin kışkırtıcı ajanları gibi.

***

“Sol Kemalizme Bakıyor diye bir kitap.

Atatürk’e sövenler başköşede.

Kim vermiş onlara sol adına konuşma hakkını? “Ben futbolcuyum” demekle futbolcu olunmuyor; ama Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük devrimciye küfür eden “ben solcuyum ” deyince “solcu “(!)..

İlhan Selçuk solcu değil.. Toktamış Ateş solcu değil…
Aziz Nesin değil, Yaşar Kemal değil, Uğur Mumcu değil…

Ama falanca filanca solcu…

Hadi canım sen de!..

Eğer Kemalizme küfür ederek solcu olunuyorsa, en
baş solcu RP’lilerdi.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın