Yazı Hakkında

Başlık:Ecevit’in Maratonu!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:15 Ocak 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ecevit’in Maratonu!

22 yıl önce bir mayıs günüydü.

CHP’nin bütün milletvekili ve senatör adayları, Ankara’da Arı Sineması’nın büyük salonunu doldurmuştu. Hikmet Çetin’le yan yana, özlü bir “siyaset dersi” izliyorduk.
Konuşmacı Bülent Ecevit idi.

O dersten birçok şey aklımda kaldı. Ama özellikle bir
tümce ve devamı, canlılığını hep korudu:

– Siyaset bir yüz metre yarışı değildir, bir maratondur!..
Hiçbir zaman o anı kurtarmayı düşünmeyin, ileriyi düşünün. Unutmayın ki, o anı kurtarmak için atacağınız bir
adım, edeceğiniz bir söz, sizi ilerde güç duruma düşürebilir..

★ ★★

Birkaç kez “Artık tükendi” denmişti.

12 Mart’ta CHP’nin genel sekreterliğini bıraktı.. 12 Eylül’de hapislere girdi, çıktı.. Kurduğu DSP baraja takıldı, milletvekili bile seçilemedi.
Genel başkanlıktan istifa etti..

Hemen tüm basının karşısında olduğu günler oldu. Aydınların “hedef tahtası” oldu. Demirel, “Bir bilen “diye övülürken, O “Bir bölen'”diye yerden yere vuruldu.

Partisi var, örgütü yok..

Ama uzun yıllar sonra, Ecevit bir kez daha “en önde!’

Acaba niçin? Bütün yaptıkları doğru olduğu, hep kendisi haklı olduğu için mi?

Hayır!

Dürüst, ciddi, insanlara saygılı, sade ve gösterişsiz olduğu için.. özellikle de, inandığı doğrultusunu sabırla, inatla
koruduğu için.. Yani yüz metre yarışlarına hiç mi hiç önem
vermediği için!

Ve tüm bunların sonucu olarak, insanlara “güven” verdiği için!

★ ★★

Ecevit’in partisinin antidemokratik bir yapıya sahip olduğu doğru. Sadece eşine güvendiği doğru. Kurduğu çarkın bir insan yeme makinesi gibi çalıştığı doğru. Solda bütünleşmeyi sağlayabilecek tek insan olduğu halde,bunu yapmadığı da doğru.

Bu eleştirilerin hepsi de haklı!

Ama Ecevit’in, eskiden solcu iken şimdilerde sağa kaymış olduğu doğru değil!

Ecevit Kıbrıs’a çıkarken, haşhaş yasağını kaldırırken,
“Halklara özgürlük” diye bağıranların üzerine yürürken ne
kadar “milliyetçi” idiyse., bugün de o kadar milliyetçi.

1977 seçimlerinde din ile ilgili sözleri köy kahvelerinin
duvarlarını süslerken, ezan okunurken konuşmalarına ara
verdiğinde. Eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Lütfi Doğan’ı
partisinin vitrinine çıkarırken ne kadar “dine saygılı” ise,
bugün de o kadar saygılı.

Eskiden ne kadar ‘‘sosyal adaletçi” ise, bugün de o kadar sosyal adaletçi.

Eğer o zaman solcu idiyse şimdi de solcu. O zaman sağcı idiyse şimdi de sağcı.

Ama şimdi daha gerçekçi..
Niyetini aşan sloganlar kullanmıyor.

Aslında yirmi yıl önce “Şu düzeni değiştireceğiz” derken
kastettiği de, “Bu düzeni düzelteceğiz” idi. Neleri nereye
kadar düzeltebileceğini şimdi daha iyi biliyor.

***

Demirel ile Ecevit, birbirlerinin tersi özelliklere sahipler.

Birisi çok hoşgörülü ve dışa açık; ötekisinin kişisel ilşkileri
de hoşgörüsü az, içine kapalı. Birisi kırk yıllık ilişkilerini bile canlı tutuyor; ötekisinin çevresi sürekli değişiyor.

Ama ikisi de, yaşlarının ve yaşadıklarının etkisiyle bugün
daha ılımlılar. Olaylara daha geniş açılardan bakıyorlar.

Ve bu son özellik, eski iki düşmanı şimdi iki dost yapıyor.

Demirel, Ecevit’in başbakanlığından memnun, Ecevit,
Demirel’in cumhurbaşkanlığının uzamasından yana..

İkisi de maratoncu.. Ama koşu özellikleri farklı.

Ve Ecevit maratonunu sürdürüyor. Onunla aynı kulvarda
koşup da, yüz metre yarışları kazanan bazıları ise, çok gerilerde kaldı…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: