Yazı Hakkında

Başlık:Ehlileşmeyecek At Yoktur!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:17 Temmuz 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ehlileşmeyecek At Yoktur!

Herkesin her yerde tartıştığı soruların yanıtları aslında çok açık.

RP demokrasiye son verebilir mi?

Hayır!

RP şeriat düzenini getirebilir mi?

Hayır!

Atatürk’ün partisi 1977 seçimlerinde yüzde 42 oy almıştı. Düzeni -hem de Kemalizmin özü ve anayasa doğrultusunda- değiştirmesine izin verilmedi.. Erbakan’ın partisi son genel seçimlerde yüzde 21 oy aldı. Düzeni -hem de tüm anayasal ilkeleri ve Kemalist
devrimin kazanımlarını yıkarak- değiştirmesine olanak yok!

Türkiye bir İran olabilir mi?

Hayır!

Defalarca ve kanıtlarıyla yazdım: Benzemezlerden benzer sonuçlar çıkmaz. Türkiye’de bir Humeyni olmaz; olsa olsa Erbakan olur!

Peki RP, devletin laik-demakratik niteliğine zarar verebilir mi?

Evet!

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, bütün Avrupa’yı ve hatta dünyayı “komünizm korkusu” sarmıştı. Komünist partileri İtalya’da, Fransa’da dev güçlere dönüşmüşlerdi.

Marksizmin keskin sloganlarından ödün vermiyorlardı.

Ama aradan yıllar geçtikçe yumuşadılar. “Proletarya diktatörlüğü”nü açıktan yadsıdılar. “Avrupa komünizmi” diye çoğulcu demokrasinin demen tüm kurum ve kurallarını kabul eden bir kavramda çıkış yolu aramaya başladılar.

Ne oldu da temelden değiştiler? Ne oldu da, “reyim dışı” bir güç iken, “rejimin parçası” durumuna geldiler?

Bir… Savaşın olumsuz etkileri giderek yok oldu. Kıtlık, yoksulluk yok oldu. Toplumsal adaletsizlik giderek azaldı.

İki… Oyları bizim RP’ninkinden çok daha yüksek çıktığı zaman bile; kimse onlarla hükümet ortaklığı yapmayı düşünmedi. Çoğulcu demokrasinin erdemlerini kabul etmedikleri sürece, “ebedi muhalefet” olmaktan kurtulamayacaklarını anladılar!

Bugün ise Türkiye’de durum tam tersine.

Ekonomi giderek daha bozuluyor.. Toplumsal barış giderek daha bozuluyor… Toplumsal haksızlıklar giderek artıyor… Yeşil bayrak açıp şeriat isteyenlere hoşgörü gösteren devlet, evlat acısı içindeki analara karşı coplarını çalıştırıyor..

Ve sağın ve solun acizliği, Erbakan’a iktidarı altın tabak içinde sunuyor

★★★

İktidar olmanın uysallaştırıcı, “terbiye edici” bir yanı yok mu?

Elbette var.

Uzun süre muhalefette kalanlar sivrileşirler. İktidar ise insanları gerçekçi olmaya, ılımlılaşmaya zorlar. Söylemek kolaydır, yapmak ise zor.

Ama bu, “rejim karşıtı” ideolojiye sahip bir parti iktidarının, rejime zarar vermesini “tek başına” önleyemez!

RP’nin ideolojik kadrolaşmasını önlemez! Eğitimin içini biraz daha derinden oymasını önlemez!

Türkeş’in 12 Eylül döneminde söylediği gibi: Kendileri “içerde” olsalar bile, düşünceleri iktidarda olur!

Öyleyse ne yapmalı?

Sokaktaki adamından Cumhurbaşkanı’na kadar… Basından yargıya, üniversiteden sivil toplum örgütlerine kadar… RP’nin en ufak kadrolaşma ve temizlik çabalarının, laik devleti en ufak kemirme girişimlerinin bile karşısına dikilmeli!

Demokrasinin, sokaktaki her beş kişiden dördünün karşı olduğu bir dünya görüşünün “keyfi yönetimi” olamayacağı -her fırsatta- “yüksek sesle” anımsatılmalı!

Hukuk devletinin tüm olanakları kullanılmalı!

★★★

RP içinde de kanatlar var.

Kimisi, “İslam, demokrasi ile bağdaşmaz” görüşünde.

Kimisi içtenlikle “İslam, demokrasi ile bağdaşır” kanısını savunuyor.

Tayyip Erdoğan ve benzerleri ise; demokrasiyi “İslami düzeni kurmak için bir araç” saydıklarını saklamıyorlar. Yani bir “atlama taşı”…

RP’nin ehlileşmesi, laiklik yanlısı toplumsal ve siyasal muhalefetin tutumuna ve etki düzeyine bağlı. Zayıf muhalefet, RP’deki sivrilerin cüretini artırır. Güçlü muhalefet, demokrasiye inananları öne çıkarır.

Ehlileşmeyecek at yoktur!

Ama seyisin kendinden çekindiğini hissedip ehlileşen at da yoktur!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın