Yazı Hakkında

Başlık:Elmalarla Armutlar…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Nisan 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Elmalarla Armutlar…

“Tayyip olayı” kafaları iyice karıştırdı. Ortalık toz duman.

Oysa olay çok açık.. Bir hukuksal yanı var, bir de siyasal yanı.

İstanbul Belediye Başkanı’nın sözleri suç oluşturuyor mu, oluşturmuyor mu? Böyle bir suçtan mahkûm edilmek, demokrasi açısından bir sakınca oluşturur mu oluşturmaz mı?

Ve son bir soru…

Sayın Tayyip Erdoğan‘ın “siyasal yasaklı” duruma düşmesi, siyasa, yaşamımızı olumlu yönde mi etkiler, olumsuz yönde mi?

Malûm!.. Bize daha ilkokul birinci sınıfta öğretmişlerdi; almalarla armutların toplanamayacağını…

★★★

Ne demiş Tayyip Bey?

Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler taşlamadır.. Okunan ezanı kimse susturmayacak.. Türkiye’deki ırk ayrımına kesinlikle son vereceğiz.. Benim referansım İslamiyettir. Bunu dile getiremiyorsam, yaşamanın ne anlamı var?

Ve her tümcenin sonunda, kalabalıktan tekbir sesleri yükselmiş.

Sanırsınız ki Türkiye’yi “küffar” ordusu işgal etmiş. Sanırsınız ki okunan ezanı susturmak isteyenler var. Sanırsınız ki Türkiye’de insanlar ırklarına göre farklı bir
muamele görüyorlar.. Sanırsınız ki gün din uğruna ölme günüdür.

Yargı bunda suç buluyor.. Ve Tayyip Bey elinin tersi ile basıyor tokadı:

– Bu kararın hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur!

Peki hangi kararın “kıymet-i harbiyesi” vardır?

Yanıt MÜSİAD başkanından geliyor:

– Bizim için önemli olan, mahkeme-i kübra’nın kararıdır!

Yani “Allah”ın mahkemesi “nin!.

Daha bir yıl önce.. İstanbul Belediye Başkanı, demokrasiyi İslamın yolunda bir “araç” saydığını saklamamıştı. Ve Hikmet Çetinkaya‘nın “Siz şeriatçı mısınız?” sorusunu da gözleri parlayarak ‘evet” diye yanıtlamıştı.

★★★

Dini açıktan siyasete alet etmek.. Halkı açıktan din uğruna savaşa çağırmak.. Hatta insanları. “Size ırk ayrımı uygulanıyor” diye kışkırtmak..

Eğer bunlar yasalara göre suç ise.. Dönüp de “Sayın Tayyip suçsuzdur!” diyebilir misiniz?

Ya da ABD sözcüsü gibi.. “Seçilmiş biri olduğu için”, mahkûm olmasına karşı çıkabilir misiniz?

Yasalar herkes içindir. Üstelik “seçilmiş biri” olmak, o sözlerin etkisini sadece arttırır. Kitleyi çok daha kolaylıkla harekete geçirir.

Şu sözler Kayseri Belediye Başkanı’nın mahkûmiyeti ile bu olayı karşılaştıran bir Yargıtay üyesine ait:

“Her iki konuşma da aynı maksatla ve kürsüden yapılmış. Her iki konuşmada da kalabalık bir dinleyici kitlesi var. Bu da halkı galeyana getirme özelliği arzediyor. ”

Peki, öyleyse savcı niçin “beraat” istemiş?

Ben de doğrusu bunu çok merak ediyorum. Bilmiyorum savcı imam-hatip kökenli mi? Acaba Fethullahçı falan mı? Yoksa olaya Amerikan sözcüsü ile aynı açıdan bakıp, demokrasimiz açısından “kaygı” mı taşıyor?

★★★

Şu soru önemli: Karar hukuka uygun, ama demokrasiye ters mi?

Demokrasi “düşünce suçu”nu kabul etmez, “eylem suçu”nu kabul eder.. Öyle eder etmesine de, suç oluşturan bir eyleme kışkırtmayı da “düşünce suçu” saymaz.

Ama öte yandan da., suç ile ceza arasında “denge” olmasını gözetir.

Konuşma yapılmış.. Kitle “Allah-u ekber” sesleri ile dalgalanmış.. Ama “Kimdir o ezanı susturmaya kalkan!” diye de kırıp döken olmamış..

Ceza “hapis” mi olmalı? Ömür boyu siyasetten yasaklılık mı getirmeli?

Yoksa.. Örneğin beş ya da on yıllık bir siyaset yasağı, amaca daha mı uygun düşer?

Burada cezanın amacı, başkalarının aynı suçu işlemelerine engel olmaktır. Başkalarının cesaretini, cüretini kırmaktır..

★★★

Ben, bir kısım basınımızı asıl ilgilendiren sorunun başka olduğunun farkındayım.

Acaba Fazilet Partisi Tayyip’li mi daha iyidir Tayyip’siz mi? Partiye gençler mi egemen olmalıdır yoksa yaşlılar mı?

Konuşmalarına falan bakıyorum da.. Demokrasi ve laiklik açısından; örneğin Necmettin Hoca ile Tayyip Hoca arasında doğrusu bir fark bulmakta zorlanıyorum.

Bulanlar lütfen parmaklarını kaldırsınlar!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın