Yazı Hakkında

Başlık:Elmanın Öteki Yarısı…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:22 Kasım 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Elmanın Öteki Yarısı…

Demokrat Parti’nin son yıllarında, dillerde bir tekerleme vardı;

“Basına baskı, elbiseye askı gerekir!”

Birbiri peşi sıra hapsi boylayan gazeteciler.. Giderek anlamını yitiren, doğru ile eğriyi ters yüz eden “düzeltme hakkı”… Son dakikada çıkarılmak zorunda kalınan yazılar. Bomboş sutunlarla beyaz lekelerine çıkan gazeteler..

DP iktidarı, başarısız oldukça sınırlandı Sinirlendikçe basını susturmanın yollarını aramaya koyuldu. Basın özgürlüğünden uzaklaşıldıkça demokrasiden de uzaklaşıldı.

Sonuç?

Kötü son kaçınılmaz oldu!

★★★

Bugün cumhuriyet tarihinin en kokuşmuş dönemim yaşıyoruz Özal’ın attığı tohumlar, meyvelerini vermiş; devlet çökmüş. Mafya-devlet-aşiret iç içe girmiş. Devlet içinde bir devlet oluşmuş.

Yolsuzluk, devlet işleyişinin bir parçası haline gelmiş.

Hükümet bir “suçluları koruma ortaklığı” üzerine oturmuş..

Devleti din temeli üzerine oturtmak isteyenlerin
gözükara.. Bu uğurda veremeyecekleri ödün yok.

Dış siyaset çıkmazda… Ekonomi batakta.

Çözüm?

Bunların yazılmasını, çizilmesini engellemek!

DP’nin arkasında toplumun yarısı vardı. Ama bu onları kurtaramadı.

Peki bunların arkasında toplumun kaçta kaçı var?

★★★

Bunlar doğru… Ve basın bir ağızdan buna karşı
çıkarken haklı.

Ama “basın özgürlügü” basının sadece siyasal iktidara karşı korunması mı demektir?

Ünlü bir siyasal bilimci şöyle diyor:

“Çoğulcu bir rejimde kitle iletişim araçları devlet karşısında özgürdür, ama para karşısında özgür değildir…”

Çoğulcu bir demokrasi, yalnız birbirinden farklı
partilerin bulunması demek değildir. Kitle iletişim
araçlarının, basının da farklı ellerde olması demektir.

Basının “para” karşısında da özgür olması demektir!

Çoğulculuk, kamuoyunu oluşturacak araçların da çoğulcu olmasını gerekli kılar. Bunlar üzerinde devlet tekeli, “açık bir baskı rejimi “ anlamına gelir. Özel çıkarların tekeli ise “örtülü bir baskı rejimi”!.

Bizim basın, birincisine karşı gümbür gümbür, ikincisine karşı suspus.

Çünkü kendisi de o “örtülü baskı rejimi”nin bir parçası.

Sanayi-ticaret-gazete-TV- dergi iç içe aynı ellerde…

Maliyetinin çok altında bir fiyata satılan gazeteler.. Çanak çömlek verdiği için satın alınanlar. Reklam kampanyası için ayrılan kaynağı, Cumhuriyetin yıllık gelirine ulaşanlar.

Amaç, büyük balığın küçük balığı yutması mı?

Amaç, piyasada bağımsız yayın organı bırakmamak mı?..

Bakın ünlü bir hukukçu bir zamanlar ne demiş:

“Sermayesi olanlar düşünceleri seçebilirler, ama düşünceler, sermaye bulamazlar”

★★★

Para karşısında tutsak, devlet karşısında özgür bir basınımız vardı. Şimdi devlet karşısındaki özgürlük de tehlikede.

Bu, “yarım demokrası”nin de teniıkede olması demektir.

Ama rahip Lamennais’nın yüzyıllar ötesinden gelen canhıraş feryadı hâlâ geçerli:

“Konuşmak için para, çok para gerekli. Yoksullara susmak düşüyor!.. “

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: