Yazı Hakkında

Başlık:Eski ve Yeni Demirel
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:09 Ağustos 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Eski ve Yeni Demirel

Olayı 12 Eylül döneminde Ecevit’ten dinlemiştim. Artık 12 Mart döneminin sonları yaklaşmıştır. Meclis yeni cumhurbaşkanını seçecektir. Ve Genelkurmay Başkanlığı görevinden acele ayrılan Faruk Gürler, cumhurbaşkanlığına aday olmuştur.

Meclis’in etrafı askeri araçlarla, koridorları da yüksek rütbeli subaylarla doludur. Orgeneral Gürler ordunun “gayri resmi” adayıdır.

CHP grup kararı alarak oylamaya katılmaz. Bunun üzerine AP’ye de cesaret gelir. Gürler seçilemez.

Akşam Ecevit Genelkurmay’dan aranır. Ertesi sabah Genelkurmay’da olması istenir.

Rahşan Hanım küçük valizini hazırlar. Yarı-askeri dönem bitmemiştir. Yolculuğun nereye kadar uzayacağı bilinmez.

Ama beklenilenin tersi olur. Ecevit genelkurmay başkanının makamında, tüm üst düzey komutanların hazır bulunduğu bir ortamda, büyük saygı görür. Kendisinden konunun “orduyu daha fazla yıpratmadan kapatılması için” yardımı istenir.

Fahri Korutürk’ün cumhurbaşkanı seçilmesine kadar uzanan bu süreci, Ecevit daha sonra şöyle değerlendirmiştir:

– “Önu açık olan ordu yoluna devam eder. Ancak bir
engel çıktığında durur ve bir durum değerlendirmesi yapar… 12 Mart’ta bu fırsatı biz oraya verdik. Aynı şey 12 Eylül’de de yapılabilseydi, belki birçok olumsuzluk önlenebilirdi”

★★★

Şimdi önü açık olan ordu RP.

ANAP çelişkili yapısı ve stratejik hatalar zincirinin sorumlusu önderi ile güven vermiyor. DYP -hırslı bir bayanın eteğine takılmış- giderek bir çıkar partisine dönüşmüş, eriyor. CHP Alevi tabanını da yitirme tehlikesi içinde, barajdan hızla uzaklaşıyor.

Fazla “ince” politikaları kitlelere anlatamayan, partileşmeyi bir türlü içine sindiremeyen DSP’den düş kırıklığına uğrayanlar var…

Bunlar bir tahmin değil. Hükümetin kuruluşundan sonra yapılan kamuoyu yoklamalarının ortaya koyduğu bir gerçek.

Erbakan ve arkadaşları ise bunun farkında ve pervasız.

Basına sansür ve “gözdağ”ı.. Adalet Bakanlığı’nda, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş çapta bir atama hazırlığı.. Yolsuzlukların üzerine giden savcılara sürgün… Sırf Atatürk Kültür Merkezi’nin karşısına cami yapabilmek için, Koruma Kurulu gibi özerk kurumlar üzerinde yoğunlaşan baskılar…

İslam doruğunda -Türk kadın milletvekillerinin yerme başörtülü RP’li bayanları geçirebilmek için- girişilen düzenbazlık ve zorbalıklar…

Ve son olarak -başta TÜBİTAK olmak üzere- şimdiye kadar sızamadığı bazı “özel ve özerk bütçeli” kamu kuruluşlarını ele geçirmek için acele ile Meclis’ten geçirilen Yetki Yasası. 1600 kişilik iş olanağı, 4 trilyonluk bütçesi ve Ar-Ge teşvikleri mekanizmasında
son söz sahibi olan TÜBİTAK, şimdi RP’nin öncelikli hedefleri arasında…

Daha hükümet olunmasının üzerinden birkaç hafta bile geçmeden yapılanlar bunlar!

Görünen köy kılavuz ister mi? Bu kadar hızla beklenmese bile tüm bunlarda hayret edecek bir yan var mı?

İşte bu noktada asıl soru ortaya çıkıyor.

RP’nin pervasızlıklarına kim dur diyecek? RP’yi de demokrasiyi de bir uçuruma doğru sürüklenmekten koruyacak olan engeli kim oluşturacak?

RP’yi “durum muhakemesi”ne kim zorlayacak?

Ve bu yaşamsal sorunun yanıtını ararken, karşımıza “Yeni Demirel” çıkıyor.

Anayasa Mahkemesi’ne “cumhuriyetçi” atamalar
yapan… 19 Mayıs Üniversitesi benzeri bazı örneklerde kafalarda soru işaretleri uyansa da; Özal’ın tarikat yurdu haline getirdiği birçok yeni üniversiteyi kurtarma çabası içine giren… Çağdaş sanata ve sanatçıya, çağdaş yaşama sahip çıkan… Laiklikle, demokrasi ile sivil toplumla ilgili doğru tavırlar takınan bir Demirel.

Rejimi ve devletin temellerini yıpratacak tutumların -hükümetten bile gelse- karşısında olacağını yüksek sesle yineleyen bir Demirel.

Açık söylemekte sakınca yok: Orduya, “Merak etmeyin, ben gerekeni yaparım!” mesajını veren bir Demirel…

Sayın Cumhurbaşkanı’nın -özellikle Çankaya’ya çıkmadan önceki- geçmiş hatalarını elbette ki unutmuyorum. Ve yeri geldikçe bu köşede anımsatıyorum.

Ama örneğin… Anayasa Mahkemesi iptal edene
kadar “malı götürmek”, devletin “içten fethini” hızlandırmak hesabı ile hazırlandığı belli olan Yetki Yasası karşısında, Yeni Demirel’in “dur” demesini bekliyorum.

Ve Yeni Demirel’in tarihsel bir görevle karşı karşıya olduğunu düşünüyorum!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın