Yazı Hakkında

Başlık:F. Bahçe’de ‘Şen’lik!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:11 Aralık 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

  1. Bahçe’de ‘Şen’lik!

Oğuz, Aykut, Engin olayı… Bülent olayı.. Rüştü olayı… Lazaroni olayı.

Avrupa kupalarındaki Fenerbahçe… İçerideki Fenerbahçe.

Ve Ali Şen olayı…

Hatalarla sevapları toplayıp çıkarmanın artık zamanı geldi.

★★★

Sarı-Lacivertlilerin Avrupa’daki başarısı tartışma götürmez.

Uluslararası deneyimi biraz daha fazla, Avrupa’nın büyük isimlerinden korkmayan bir Fenerbahçe, hiç kuşku yok ki bugün çeyrek finalde olurdu.

Viyana’daki maç farklı kazanılırdı. Rapid Wien’in bile kendi sahasında berabere kaldığı Juventus’tan İstanbul’da puan alınırdı. Manchester United ise herhalde Türkiye’den ülkesine üç puanla dönemezdi.

Fenerbahçe Avrupa’ya gelecek yıl daha farklı bir nitelikle çıkacak.

Bu yılki gibi yeni baştan kurulmuş olarak değil; oturmuş bir kadro ile.. bir iki takviye ile.. çok daha güçlü.

Ama hepsinden önemlisi, kendine güveni ve deneyimi artmış olarak.

Bu yıl Avrupa’da daha fazlasını beklemek gerçekçi değildi. Daha fazlası şansa bağlıydı… Gelecek yıl ise daha fazlasını beklememek karamsarlık olacak.

★★★

Fenerbahçe içeride başarısız mı?

Büyük takımlardan çok, küçük takımlar karşısındaki bocalamalar var… Hep Avrupa maçlarının ertesinde dağıtılan puanlar var.

Belki başarısız olduğu söylenemez. Ama bugünkünden daha iyi bir durumda olabileceği de bir gerçek.

Kişiliği ve futbolu kusursuz bir Oğuz’a takılmak istenen kulplar kimseyi ikna etmedi. Oğuz bu takımda her maçın en az 45 dakikasında da olsa gözü kapalı oynar mı, oynamaz mı? Oğuz ve Okocha‘nın yan yana oynadığı bir Fenerbahçe, Avrupa’da da, içeride de daha fazla iş yapar mı, yapmaz mı?

Gerişi boş laf!

Hadi Aykut’u bir yana bırakalım… Takımın bugün Engin gibi bir yedek kaleciye gereksinmesi var mı yok mu?

Bülent’e gelince… Bugün harıl harıl orta saha futbolcusu arayan bir takımın, yetenekleri ortada, genç bir Bülent’i harcamasının altında “akıl” mı vardır yoksa “duygusal”lık mı?

Gerçek nedenin, Fenerbahçe seyircisinin İmparator’una gösterdiği.. alkışlanması gereken bir “vefa” duygusuna duyulan kızgınlık olmadığını kim söyleyebilir?

★★★

Lazaroni elbette ki kötü bir teknik adam değil. En azından Avrupa’daki başarıda onun da payının olmadığını öne sürmek zor.

Ama oyuncu değiştirmelerde geciktiği, zaman zaman da hata yaptığı ortada. İlk onbirde oynayabilecek çapta bazı oyuncuları bile “hazır” durumda tutmak için fırsatları iyi değerlendiremediği bir gerçek.

Ali Şen ve arkadaşları, herkesin gördüğü bazı gerçekleri teknik adamlara iletmiyorlarsa kusurlular. Yok eğer bu hatalar -bazılarının ileri sürdüğü gibi- teknik adamların işine fazla burun sokmaktan kaynaklanıyorsa bu kez de suçlular.

★★★

Başarı, hataların üzerine sünger çektirir.

Fener ligi önde bitiremezse, kupayı müzesine götüremezse eski defterlerin yeniden açılacağından…
Oğuz’dan Bülent’e birçok ismin yeniden tartışılacağından kimse kuşku duymamalıdır.

Ama daha bugünden net bir biçimde eleştirilecek bir davranış vardır. Fenerbahçe’nin “Şen”liğinde… Rüştü olayı!

Fenerbahçe’de “Ben devletim!” diyebilirsiniz… Başarılı olduğunuz sürece kimse sesini fazla yükseltmez. Çünkü yükseltemez

Konu milli takım olduğunda ise iş değişir.

Milli takıma Fenerbahçe’den az oyuncu alınmasını eleştirebilirsiniz. “İlker ve Küçük Saffet‘in çağrılması için illa bir ‘Rüştü olayı’ mı doğmalıydı” diye söylenebilirsiniz.. Hatta bana göre haklı da olursunuz.

Ama tüzük ve yönetmelik hükümleri ortada iken yetkinin size ait olmadığı bir konuda, hele hele ulusal bir sorun söz konusu iken.. “Kararı ben veririm kimse karışamaz” demeye hakkınız yoktur!

Kuralları değiştirmek için çaba göstermek hakkınız vardır. Hatta federasyonu değiştirmek için çaba göstermek hakkınız var.

Ama Fenerbahçe’deki “Şen”liği, hukuk devletine bir darbeye dönüştürme hakkınız yoktur.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: