Yazı Hakkında

Başlık:Fener mi, Mum mu?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:06 Ekim 1999, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Fener mi, Mum mu?

Bir kere daha, en doğru tanıyı bir Galatasaraylı
koydu:

– Fenerbahçe ‘nin bu duruma düşmesinin iki sorumlusu var. Birincisi gruplara dayalı yapısı, ikincisi de Fenerbahçeli basın!

Yok Kadıköy grubu, yok bilmem ne grubu, yok
falanın grubu…

Fenerbahçe’nin hali, delege ağalığından söz edilen partilerden çok daha beter. Orada çok ağa var, burada ise her şey üç grubun agalarının ağzından
çıkacak karara bağlı.

Galatasaray ve Beşiktaş şanslı, çünkü tutarlı.
Fenerbahçe ise rakip partilerin koalisyonu gibi. Ya Fenerbahçeli basın?

Çoğu bu takımın eski futbolcularından oluşuyor.
Hepsi de kendisinin bir numaralı “otorite” olduğuna inanmış. Ve hepsi de, hemen her şeyi en olumsuzca eleştirmeyi, büyüklüğünün gereği sayıyor.

Kimisinin de ödü kopuyor, tutmadığı kişilerin yönetimindeki Fenerbahçe başarılı olur diye!

Altı yılda sekiz teknik direktör.. Şimdi Rıdvan’ı aşağılayanlar, geçen yıl da Löw’e “çaylak” diyorlardı. Hem de kendisini Almanya’da bile kanıtlamış
olduğu halde…

Hıncal Uluç yerden göğe kadar haklı!

★ ★★

Kimisi başarıyı üç nedene bağlar:

– Para.. Para.. Para

Yanlış! Başarının üç ön koşulu vardır.

– Süreklilik. Süreklilik. Süreklilik..

Süreklilik ve kararlılık. Yani eskilerin “istikrar” dedikleri şey!

Löw’ün eksikleri, hataları vardı, ama kötü birteknik adam değildi. Tam oyuncularını ve Türk futbolunu tanıdı, en yararlı olabileceği anda kıçına tekmeyi yedi.

Niçin?

Fenerbahçeli basın öyle istediği ve sanrı-lacivertli yandaşları da o yönde koşullandırdığı için. Oysa kalsaydı, büyük olasılıkla başarılı olacaktı.

Rıdvan zekiydi, futbolu çok iyi biliyordu. Buna karşılık, teknik adamlık birikiminin yeterli olmadığı doğruydu. Fenerbahçe’nin başına gelişi belki etkendi. ama daha ilk günden başlayan olumsuz eleştiriler çok daha haksızdı.

Bilinen bir gerçektir:

En kötü yönetim bile, sık sık değişen bir yönetimden iyidir!

“Bu olmadı, yeni baştan başlayalım ” demek ise, bir çocukluk hastalığıdır.

★★★

Rakip partiler koalisyonu görüntüsü veren yapısından kurtulmadıkça.. her şey eleştirmeyi marifet sayan kalemşorları susmadıkça.. Fenerbahçe’nin
işi zor.

Hem de çok zor!

Hataları olsa da. Fenerbahçe’nin bugünkü başkanını ve yönetimim beğeniyorum. Ama iki noktada da eleştirilmeyi hak ettikierini düşünüyorum:

Birincisi, futbol takımının teknik yönetiminde sürekliliği ve kararlılığı sağlayamamış olmak, ikincisi ise, basketbol takımını “üvey evlat” durumuna düşürmek.

 

Fenerbahçe basketbol takımı, ilk kez ligin iddialı
takımları arasında yer alamıyor. İlk kez, izleyenlere keyif ve umut vermiyor. İlk kez, milli takıma verebilecek tek oyuncusu bile yok.

Basketbol Türkiye’de en sevilen ikinci spor dalı.

Futboldaki olası başarısızlıkları biraz olsun unutturacak bir basketbol takımına sahip olamamak, ne akla yakın ne de duygulara!

Futbolda Galatasaray uzun vadeli düşünmenin, süreklilik ve kararlılığın meyvelerini topluyor.. Kıskanıyoruz.

Son yıllarda Fenerbahçe sadece basketbolda Galatasaray’a karşı üstündü.. Şimdi ise “teselli armağanı”nı da yitirmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyoruz!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın