Yazı Hakkında

Başlık:‘Fils de…’
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:22 Ağustos 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Fils de…’

12 Eylül’ü izleyen yıllardaydı.. Olayı tanığın kendisinden dinlemiştim.

Tanık bir mimardı. Oluşturulan önemli bir teknik kurulda görev almıştı. Kurula verilen görev ise tarihsel bir sorumluluk yüklüyordu.

Mimar Sinan‘ın Selimiye Camii olağanüstü bir mimarlık başyapıtıdır. Yapıtın en görkemli öğelerinin başında ise, ünlü kubbesi gelir. Su kubbenin çok şiddetli bir depreme dayanamaması olasılığı var. Nasıl bir önlem alınabilir?

Kurul uzun toplantılar yapar.

Caminin tasarımları uzun uzun incelenir. Edirne’ye gidilir, yerinde incelemeler yapılır. Ve sonunda karar verilir:

– Kubbenin alt sıvasını uygun bir yerinden açıp, çelik bir kuşak yerleştirelim!

Karar uygulamaya konulur. Sıvanın ilk bölümü kaldırılmaya başlanır. Ve herkes donar kalır.. Çünkü bu önlemi, Koca Sinan, daha dört yüz yıl öncesinde düşünmüş ve uygulamıştır!

★★★

– Yıldırım Akbulut başbakandır. Çankaya’ya, Özal’a çıkar:

“- Bayındırlık ve İskân Bakanı hakkında suistimal ve rüşvet dedikoduları aldı başını gidiyor. Medyada her gün bununla ilgili haber ve yorumlar yayımlanıyor. Bu yayımlar hükümeti de güç durumda bırakıyor. Hükümetin yara almasına neden oluyor. Bu nedenle, münasip görürseniz Altınkaya’yı görevden almak istiyorum. Bir
süre dinlensin…”

Ve Özal’dan tarihsel bir yanıt gelir;

Yıldırım, ne kadar aceleci, sabırsız ve peşin kararlısın. Altınkaya ne yapıyor? Rüşvetle, suiistimalle mi suçlanıyor? Peki devlet parasına mı dokunuyor? Eğer bu işi yapıyorsa müteahhitlerden alıyordur. Bunun hükümeti hiç rahatsız etmemesi lazım…”

Olay, Orhan Tokatlı‘nın ‘Kırmızı Plakalar’ kitabında aynen yazılı.

Hem de. bugün Meclis Başkanı olan Sayın Akbulut’un ağzından!

★★★

Jacques Brel, Belçika kökenli unutulmaz bir sanatçıydı.

Ozan.. Besteci.. Şarkıcı..

Sözlerini yazdı. besteledi ve söyledi. Genç yaşta ölmeden önce yazdığı son şarkılarından birisinin adıydı “Fils de…”, Türkçesi, “…nin oğlu!”

“Fils de Sultan, fils de fakir / Fils de Sezar, Fils de pauvre / Tous fes enfants sont comme fes votres!..”

“Sultanın oğlu, fakirin oğlu / Sezar’ın oğlu, yoksulun oğlu / Bütün çocuklar sizinkiler gibidir!..”

Türkiye’nin imdadına ilk koşanlar Yunanlılar, İsrailliler, Ruslar…

TV karşısında biz de ağladık. Fransız da ağladı. Amerikalı da…

Çocuk her yerde aynı çocuktur… İnsan her yerde aynı insan.

Renklerimiz ayrı olsa da!.. Dillerimiz, dinlerimiz ayrı olsa da!.. Evlerimiz ve ülkelerimiz ayrı olsa da!

★ ★★

Mimar Sinan.. Turgut Özal.. İsrailli dost, Yunanlı kardeş, Mısırlı dindaş..

Her nedense, son deprem kafamda bunları yan yana getirdi.

Sinan’a hayranlığım arttı. Bugüne gelişimizdeki Özal katkısını bir kez daha anımsadım. Ama en çok da beni Jacqııes Brel’jn dizeleri sardı.

O şarkıyı ilk kez Paris’in ünlü Olaympia’stnda, Brelin veda konserinde dinlemiştim. Solumda Artun Ünsal oturuyordu.. Ve  “Fils de…”yü dinlerken ağlıyordu..

Tıpkı geçen gün, yıkıntının altından günlerce sonra sağ çıkanları küçük çocuğuna annesinin kavuştuğu anı izlerken.. dünyanın her köşesinde.. milyonlarca insanın aynı anda ağlaması gibi.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın