Yazı Hakkında

Başlık:Fransız Sosyalizmi ve Mitterrand
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:12 Ocak 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ
AHMET TANER KIŞLALI

Fransız Sosyalizmi ve Mitterrand

Willy Brandt… Olof Palme… François Mitterrand…

Demokratik toplumculuğun yakın tarihteki üç büyük ismi de artık tarih oldu. Ama temsil ettikleri ideoloji yaşıyor. Ve yaşayacak.

***

Demokratik toplumculuk (yani demokratik sosyalizm), tarihsel bir sentezdir. Liberalizm ile sosyalizmin bir sentezi… Demokrasi ile hakça paylaşımı, özgürlükler ile toplumsal adaleti birbirinden ayrılmaz sayan bir sentez.

Hızlı kalkınma ve ekonomik eşitlik uğruna demokrasiyi belirsiz bir geleceğe erteleyen Leninizm, çıkmaza girdi. Bireysel hak ve özgürlüklerin -kaçınılmaz olarak- toplumsal adaleti de beraberinde getireceğini savunan, “vahşi liberalizm”i tarih yalanladı.

İnsanların karınları doydukça, demokrasi de gereksinme oldu…

Bir toplantıdan çıkarken gazeteciler Willy Brandt’a sormuşlardı;

– Bugün oğlunuz, komünistlerin bir gösterisinde gözaltına alındı. Bir sosyal demokrat olarak ne diyorsunuz?

-18’inde komünist olmayan, 30’unda iyi bir sosyal demokrat olamaz!

Bernard Shaw’ın, ünlü iğneleyici tümcesini anımsatıyordu yanıtı: “20’sinde komünist değilseniz kalbiniz, 40’ında hâlâ komünist iseniz aklınız yok demektir!”

Demokratik toplumcular, ne yüreklerine öncelik verdiler ne de kafalarına. İkisini de vazgeçilmez saydılar.

***

Mitterrand -çok köklü bir geleneği olan- Fransız sosyalizminin yaşayan bir simgesiydi. Muhalefete mahkûm gibi görünen Fransız soluna, iktidar yolunu açan adamdı.

“Sosyalizm, insan hakları ve ulusal bağımsızlığın” bir arada olabileceğine inanıyordu. Ekonomik gücün toplumda paylaşılmış olması gereğini her zaman savundu. Karma ekonomiden yanaydı.

Ona göre devlet işletmeleri, holdingler, kooperatifler, dayanışma sandıkları, ulusal ya da yerel kamu hizmet kuruluşları yan yana olmalıydı. Ekonomik güç tek elde toplanmamalıydı. Gerçek bir rekabet güvence altına alınmalıydı.

Fransız demokratik solunu birleştirirken bayrağı altına aldığı ve bir ara başbakanlık görevi verdiği Michel Rocard, şöyle diyor:

“Bir sosyalist olarak işverenleri hiçbir zaman fazla kâr ettikleri için eleştirmedim. Ama yeterince kâr etmedikleri için eleştirdiğim oldu. Ve daha da sık olarak kısa vadeli hedefleri toplumun ortak geleceği için yararlı yatırımlara tercih ettikleri, bu nedenle de kârlarını uygun bir biçimde kullanmadıkları için eleştirdim.”

Mitterrand’ın “etnik istemler” konusundaki görüşleri ise bizim açımızdan da önemliydi.
Fransa’da bulunan Bröton, Korsikalı, Bask, Alsaslı, Okitan azınlıkların “özerkliğe” kadar uzanan istemleri karşısındaki
düşüncelerini şöyle açıklamıştı:

“Ulusal bütünlüğüne mutlak bir öncelik vermek için Jakoben olmak gerekmez. Ama azınlıktaki halklara ve kültürlere farklı olma hakkı tanımak için özerklik yanlısı olmak da gerekmez, hele hele bağımsızlık yanlısı olmak hiç gerekmez…
Fransa, parçalanmamak için yerel iktidarları güçlendirmek gereğini duydu. Yüzyılın başdöndürücü değişimi içinde kaybolmuş olan insan için kimliğini yeniden bulmanın günümüzde öncelik taşıdığını unutmamak gerekir.
Bu insan, nefessiz kalmamak için duvarları yıkabilir. Ülkenin bütünlüğünü korumak, yöneticilerin görevidir; ama var olan
kurumları yumuşatmadan da bunu başaramazlar!”

***

Mitterrand, Fransız soluna İktidar yolunu nasıl açtı?
Solu birleştirerek ve uzlaştırarak.

Önce demokratik toplumcuları tek bayrak altında topladı.
O bayrağa -hiç kimsenin yanlış anlayamayacağı- açık bir kimlik ve güç kazandırdı.
Sonra da komünistlerle bir “ortak program” üzerinde uzlaştı.
Seçmene, sağın karşısında inandırıcı bir  seçenek sundu.

Ve kazandı.

Ortaklık, komünistlere değil sosyalistlere yaradı. Ama sosyalistler kimliklerini netleştirmeden ve kendilerini güçlendirmeden böyle bir ortaklığa girişseler, durum tersine olurdu. Sosyalistler ortadaki seçmenin de oyunu çekeceklerine, kendi seçmenlerinin bir kısmını orta sağ partilere kaptırırlardı…

Türk solunun Mitterrand’a sadece saygı borcu yok;
ondan alacağı çok da ders var!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: