Yazı Hakkında

Başlık:Geliyoruz… Geleceğiz… Yakındır!.
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:04 Kasım 1994, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Geliyoruz… Geleceğiz… Yakındır!.

O salonda o olayın bir benzerini 25 yıldır yaşamadım.
Bir daha yaşayabilir miyim, bilemiyorum.

Muammer Sun’un “Kurtuluş” dizisi için yaptığı nefis müziğin her bölümünü doyamadan dinlemiştik… Kimi zaman büyük bir keyifle. Kimi zaman heyecanı, coşkuyu iliklerimizde duyarak.

CSO’yu yöneten Gürer Aykal bir başka duygusal gibiydi o akşam… Atatürk’ün çocukları bir başka duyarlıkla çalıyorlardı… Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, sanki kutsal bir görevi yerine getirmenin yücelişini yaşıyordu.

Ve sıra geldi son bölüme.

“Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa!”

Bin kişilik salondan taşan kalabalık ayaktaydı… inanılmaz bir coşku, inanılmaz bir heyecan dalgası giderek yükseliyordu.

Orkestra ve koro, salonu kaç kez selamladı? Şef kaç
kez, terk ettiği sahneye yeniden dönmek zorunda kaldı? Bilemiyorum, sayamadım… Son bölümü bir kez daha dinledik. Katlanarak artan coşku ve gözlerin kenarlarından süzülen damlalar ile…

Aykal -çaresiz- sanatçılara sahneyi boşaltmaları işaretini verdi.

Olanaklı mı?”Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa!” bir kez daha yinelendi… Atatürk rozetini göğsünde gururla taşıyan şef, elinden tuttuğu başkemancı ile birlikte tüm sanatçıları peşinden sürüklemese idi., sabaha kadarda yinelenebilirdi!

Ve o gece o salonu dolduranların çoğunluğu… Atatürk’ten onlarca yıl sonra doğmuş olan gençlerdi!..

★ ★★

Cumhuriyetin 71. yılında bir de açıkoturuma katıldım… Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Barolar Birliği Başkanı Önder Sav ve Türk Devrim Tarihi Enstitüsü Başkanı Prof. Ünsal Yavuz’la
birlikte…

Toplantı saatinden çok önce kalabalık dışarı taşmaya başlamıştı. Konuşma kürsüsünün önüne kadar, yerlerde oturuyordu izleyiciler… Bir o kadar da, koridorlarda bile yer bulamayıp geri dönmek zorunda kalmıştı.

Biz salona ancak arka kapıdan girebildik.

Konuşmacıların hemen her tümcesi bitmez alkışlarla kesiliyordu… Her konuşmacıdan sonra coşku dakikalarca sürüyordu.

Konuşmalar saatler boyu uzadı… Salonun dışına taşan ilgi ve heyecan da…

Toplantıyı düzenleyen, Ankara Ünıversitesi’ndeki
“Atatürkçü Düşünce Toplulukları” idi… Güzel havayı ve
tatil gününü bırakıp, saatler boyu ayakta kalmayı göze
alanlar da, Kemalist gençler…

Atatürk’ten onlarca yıl sonra doğmuş olanları..

Geçen yıl çıkan “Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz
Hafifliği” niçin 7. baskısını da tüketti? “Kemalizm Laiklik ve Demokrasi” niçin 3 ayda 3. baskıya ulaştı?

Salonlar, alanlar niçin doluyor?
Bunlar iki yıl önce olabilir miydi?

12 Eylül yıllarında Atatürk’ten çok uzaklaşan bir gençlik, 71 yıl öncesinin heyecanını nasıl bu kadar canlı duyabiliyor?

Ve gençlikteki “Kemalizme sahip çıkma bilinci” bu
hızla tırmanırken, karamsar olmaya hakkımız var mı?
Olabilir mi?

Elbette ki, olumsuzlukları, ihanetten, aymazlıktan sergileyeceğiz. Elbette ki, önümüzdeki tehlikeye gözlerimizi yummayacağız… Ama, el ele, kol kola,omuz omuza verdiğimizde, karanlıkları delecek ışığı büyütebileceğimiz! de, elbette ki bileceğiz!

Savaşıma evet, karamsarlığa hayır!

Tarih bizden yana… Gelecek bizden yana…
Geliyoruz… Geleceğiz… Yakındır!..

AÇIK TEŞEKKÜR: Annem öğretmen Lütfiye Kışlalı’yı kaybetmemiz nedeniyle ilgisini esirgemeyen Sayın Tansu Çiller’e, Sayın Berin Nadi’ye, Sayın Mümtaz Soysal’a, Sayın Mesut Yılmaz’a, Sayın Nahit Menteşe’ye, Sayın Deniz Baykal’a, Sayın Aykon Doğan’a, Sayın Necmettin Cevheri’ye, Sayın Timurçin Savaş’a, Sayın Önay Alpago’ya, Sayın Hurşit Tolon’a, tüm Cumhuriyet çalışanlarına, A.Ü. İletişim Fakültesi mensuplarına, yurdun dörtbir köşesindeki Atatürkçü Düşünce Derneklerine ve
çiçek yollayarak, bizzat gelerek, telefon ya da telgrafla başsağlığı dileyerek acımızı paylaşan tüm uzak ve yakın dostlarımıza, Kışlalı ailesi olarak teşekkürlerimizi sunarız.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: