Yazı Hakkında

Başlık:Göğsü Rozetli İki Adam
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:04 Ekim 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Göğsü Rozetli İki Adam

Ferai Tınç da yazmış.

İspanya Büyükelçisi Carlos Cardereras Ankara’yı göğsünde Atatürk rozeti ile terk etmeye hazırlanıyor. Eşi Chantale benim yakamdaki rozeti almıştı. Carlos ise iki tane daha aldırtmış.

Niçin?

Yirmi yıl ara ile iki kez görevde bulundukları Türkiye’yi ve Türk insanını sevdikleri için. Atatürk’ün anlamını şimdi daha iyi kavradıkları için.

Sadece Türkiye açısından değil, Atatürk’ün “evrensel” öneminin bilincine vardıkları için..

Cardereras’larla uzun yıllar öncesine giden köklü bir dostluğumuz var. O zamanlar Atatürk’e Türkiye de verilen önemin abartıldığını düşünüyor olmalıydılar. Zaman zaman konu açılır, anlatmaya
çalışırdım.

Aradan geçen yirmi yılda dünyayı daha iyi tanıdılar. Türkiye’yi daha iyi tanıdılar. Ve değişen dünyanın yeni koşulları içinde Atatürk’e daha bir başka bakmaya başladılar.

★★★

AÜ İletişim Fakültesi, “unutulmaz” bir açılış dersi ile açıldı.

Türkçeyi olağanüstü güzel kullanan, konuşmasından tek bir sözcük atamayacağınız ya da konuşmasına tek bir sözcük ekleyemeyeceğiniz birisi vardı kürsüde. Salonu tıklım tıklım dolduranların nefes bile almadan dinledikleri birisi.

Emekliliğe adım atarken, “veda dersi”ni belleklerden silinemez kılan bir isim.

Yaşayan en büyük dilcimiz Emin Özdemir.

Ve göğsünde Atatürk rozeti…

Niçin?

Çünkü Atatürk olmasaydı, bir Emin Özdemir de olamazdı da onun için!

Çünkü Atatürk olmasaydı, Köy Enstitüleri de olmazdı. Köy Enstitüleri olmasaydı 18 bin köylü çocuğu, bu ülkenin kültür ve eğitim yaşamına kazandırılamazdı. Ve de Emin Özdemir ve benzerleri, bir sığırtmaç ya da ırgat olarak yiter giderlerdi.

★★★

Bir kez daha yazmıştım.

Bir İngiliz dostum, yıllarca Türkye’de görev yaptıktan sonra, şirketi tarafından Suudi Arabistan’da görevlendirilmişti.

Türkiye’de iken Atatürk’ü abarttığımızı söyler, bizleri eleştirirdi.

Suudi Arabistan’a gittiğinin ilk yılbaşında bir kart aldım kendisinden.

“Buraya mutlaka gelmelisin. Gelip görmelisin ki, Atatürk’ün Türkiye için yaptıklarının önemini bin kat daha takdir edebilesin…” diyordu.

Onun için artık, Atatürk bir “mucize”nin adıydı.

★★★

Atatürk’e her zaman sevgi ve saygı duydum. Ama bir Kemalist olmam yenidir!

Niçin Kemalist oldum?

Türkiye’nin ve dünyanın değişen koşulları O’nu her geçen gün biraz daha haklı çıkardığı için!.. Gerçekler beni gerçekçi olmaya zorladığı için!..

Arjantin’e beraberlerinde dostluklarımızı da götüren Cardereras’lar, Yarım yüzyıl önce acımasızca kıyılan Köy Enstitülerinin ışıklarını bugüne ve yarına taşıyan Özdemir’ler, Makal’lar, Binyazar’lar…

“Gençliğimde Atatürk’ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum” diyen Azız Nesin’ler.

Atatürk’e karşı iken şeriatçı bir ülkede birkaç yıl çalıştıktan sonra Atatürkçü olan inşaat işçisi.

Ve doğumunun 100. yıldönümünde Atatürk’e inanılmaz övgülerle dolu bir kararı oybirliğiyle alan 149 ülkenin UNESCO’daki temsilcileri…

Atatürk her geçen gün biraz daha büyüyor. Çünkü dünya her geçen gün biraz daha küçülüyor.

Çünkü Türkiye’yi yönetenler her geçen gün biraz daha küçülüyor.

Eğer ovalar, çukurlar olmasaydı dağlar bu denli yüce gözükür müydü?..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın