Yazı Hakkında

Başlık:Güncel Bir Portre
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.17)
Tarih: 09 Temmuz 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Güncel Bir Portre

Tarhan Erdem’le tanışmamız yirmi beş yıl öncesine kadar
uzanır. Tıpkı bugünkü gibi, CHP yeniden yapılanma çabasındaydı.
Yeni bir tüzük hazırlanıyordu. Bu amaçla da, oldukça
iddialı bir komisyon oluşturulmuştu.
Bir yanda CHP’nin ağır topları vardı: Turan Güneş, İsmail
Hakkı Birler, Ali Topuz, Coşkun Karagözoğlu, İlyas
Seçkin vb.. Öte yandan, benim de aralarında olduğum bazı siyaset bilimciler çağrılmıştı.
Ecevit’in bizzat başlattığı çalışmalara, genel sekreter
olarak Orhan Eyüboğlu başkanlık ediyordu.
Tüzüğe, partinin toplumsal tabanını tanımlayan bir madde
eklenmesini önerdiğimde, üç kişilik bir alt komisyon oluşturuldu.
Ve Tarhan Erdem’le, gerçek anlamda orada tanıştım.
Kulağımda Yalçın Küçük’ün onunla ilgili değerlendirmesi ile:
– O komisyonda Tarhan’a dikkat et! Kaliteli bir insandır…

★★★

Bazıları “İlk izlenim, en doğru izlenimdir” derler. Tarhan
Erdem’le ilgili olarak bu doğru çıktı.
Önce bir düş kırıklığı yaşadım.
Çünkü bana destek vermesini beklerken, tersi oldu.
CHP’nin “demokratik toplumcu” niteliğini somutlaştıracak,
sınıfsal bir tanıma kavuşmasını engelledi.
Ama kişiliğine saygı duydum.
Ciddi… Soğukkanlı.. Yüzeysel yaklaşımlardan kaçınan..
İlkeli.. Dürüst.. Nereye gitmek istediğini bilen ve sapmayan…
Daha sonraki yıllarda, aynı partinin milletvekilleri olarak
Meclis’te yan yana olduk. O ilk izlenimim hiç değişmedi. Ne
parti içi iktidarın adamıydı, ne de parti içi muhalefetin. Necdet
Uğur dışında da dostu yoktu.
Mesafeli, hatta insan ilişkilerinde biraz soğuktu.
İyi bir teknokrattı. Tutucu değildi. Ama sol bir partinin
gerektirdiği ideolojik ve özellikle de sınıfsal yaklaşımlara uzaktı…

★★★

Sayın Erdem’le ikinci çatışmamız, “Demokratik Cumhuriyet
Programı” nedeniyle oldu.
Aralarında Mehmet Kabasakal, Aydın Uğur ve İlter
Turan gibi değerli isimlerin de bulunduğu bir grup, yıllar süren
uzun ve ciddi bir çalışma yapmıştı. Türkiye’nin sorunlarını
tartışmalı toplantılarda teker teker ele aldılar.
Ve sonunda, somut çözümleri içeren bir parti programı
çıktı ortaya. Kendisini Kemalizmden soyutlamaya
özen gösteren..
Çoğu geçerli “teknik çözüm”leri içeren, ama somut bir
ideolojisi olmayan bir izlence. Tıpkı yirmi beş yıl öncesi gibi..
Sayın Erdem’in sözcülüğünü yaptığı bu izlence de,
belirli bir toplumsal tabana seslenmekten kaçınıyordu.
Toplumda farklı kesimler olduğu için farklı partiler vardır.
Ancak belirli bir toplumsal tabanı temsil ettikleri ölçüde,
siyasal partilerin varlıkları haklılık kazanır. “Benim belirli bir
tabanım yok, ama programım işte bu. Beğenenler tabanım
olsun!” derseniz, havada kalırsınız.
Nitekim Tarhan Erdem ve arkadaşları da amaçlarına ulaşamadılar.
Partileşemediler…

★★★

CHP’nin şimdiki ikinci ismi olan Sayın Erdem’in nitelikleri
ortada.
Bu nitelikler bir partinin genel başkanlığına uymaz. Ama
genel sekreterliğine uyabilir. Çünkü genel sekreterin işi,
ideolojiden çok teknik çalışmalarla ilgilidir.
CHP’nin bugün önünde bulunan en önemli sorun nedir?
Sağlıklı, gerçek üyelere dayalı bir örgüt kurmak.
Eğer örgüt, bu ereğe uygun olarak yeniden yapılandırılabilirse…
CHP’nin yarını aydınlık demektir. Ve Tarhan Erdem,
bu işi başarabilecek en uygun isimlerden birisidir.
Ama “Kemalist kimliğin yeniden kazandırılması” konusunda
ondan bir şey beklenmemelidir. Hatta, bu konuda
“gözler üzerinde” olmalıdır! Sayın Erdem çok iyi ve güvenilir
bir teknokrattır, ama kötü bir siyaset adamıdır…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın