Yazı Hakkında

Başlık:HADEP İngiltere’de Olsaydı!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Temmuz 1996, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

HADEP İngiltere’de Olsaydı!

Konuşma, olaylı HADEP kurultayından sonra geçiyor.

Utuç Gürkan, “Kürt sorunu” nedeniyle her fırsatta Türkiye’yi eleştiren, İngiliz İşçi Partili bir milletvekiline telefon ediyor. Görüşünü soruyor.

Ve işte aldığı yanıt:

“Ingiltere’de, IHA bile böylesi bir gösteriyi ancak
yeraltında yapabilir. Yerüstünde, insanların gözü
önünde denerse pişman olur. Polis gerekirse askerden de destek alarak, kongreyi durdurur ve devamına izin vermez. Salon kuşatılır, herkes sorgulanır ve
olayın gerçek failleri bulununcaya kadar kimse salınmaz. ”

Sayın Gürkan, HADEP kurultayının tamamlandığını anlatıyor. Ve bir kez daha, çok ilginç bir tepki ile
karşılaşıyor:

” Demokrasi, zaafiyet rejimi değildir!”

Olayla ilgili yazımı şu sorularla noktalamıştım:

Türk bayrağının indirilip Apo resmi asılırken, salonun gösterdiği destekleyici tepkiyi nasıl yorumlamalı? O tepkinin doğmasına neden olan “temel yanlışlık” nerede? Ve o temel yanlışlık nasıl düzeltilebilir?

Önce, tepkiyi de doğru tanımlamalı, o tepkiyi gösterenleri de.

O anda salonda bulunan Kürt kökenli bir dostum
anlattı:

“Türk bayrağı indirilirken, biz yapanları yuhaladık.
Ama PKK ve Dev-Sol militanlarının oluşturduğu bir
grup da alkışladı. Bayrağı yeniden asmak isteyenlere engel oldular, dövdüler.. Çaresiz, salonu terk ettik.”

Toplumda ancak yüzde bir dolaylarında destek bulabilen bazı sol akımların, 12 Eylül öncesi toplantılarını, kurultaylarını anımsayın!.. TV başında izleyenlere “dehşet” veren sloganlar, görüntüler yok muydu?

Bu tür toplantılara hemen her zaman iki tür insan
gider. İnançları çerçevesinde akılcı bir “çıkış yolu”
arayanlar ve bastırılmışlıklarını, dışlanmışlıklarını, öfkelerini dışa vurmak gereksinmesi içinde olanlar.

Bu İkinciler, karanlıkta ıslık çalanlar da olabilirler, aldıktan “vur-kır”talimatını seve seve uygulayanlarda…

“Topluluk psikolojisi ” genellikle onların işini kolaylaştırır. Örgütlü ve kararlı bir azınlık, bir salondaki dağınık, ürkek çoğunluğu kolaylıkla yönlendirebilir… Hele o çoğunluk, bilinçli ya da bilinçsiz bir tepki içindeyse..

Ama HADEP kurultayında, belki de çoğunlukta
olanlar o “ikinciler”di.

Niçin?

Gerek polis, gerekse HADEP yönetimi -sanki işbirliği yapmışçasına- meydanı onlara bıraktığı için.. Hemen hiçbir önlem almadığı için.

O koca PKK bayrağı, Apo posteri, salona nasıl sokuldu? Ceketlerin iç cebinde mi?

Demokratik bir HADEP’e gereksinmemiz var: ama
aymazlığa gereksinmemiz yok!

***

Bugüne gelinmesindeki “temelbyanlışlığı” 12 Eylül
yönetimi yaptı.

Solu yok edeceğim diye, “sınıfsal çelişkiler üzerine kurulu bir siyasal yaşamı yok etti. Meydanı “etnik”
ve “dinsel” kökenli çelişkilere ve çatışmalara bıraktı!

Sınıfsal kökenli siyasal yelpazeye izin vermeyince:
sermayenin isteğine uygun bir “dikensiz gül bahçesi” ummak saflıktı… Ne fizikle boşluk olur, ne de toplumda…

“Düzenin muhalefeti” işlevini, bir yandan “etnik
muhalefet ”, öte yandan da “laiklik karşıtı” muhalefet
üstlendi. Sınıfsal kökenli siyasal çatışmanın yerini,
etnik ve dinsel kökenli siyasal çatışmalar aldı.

Sol ne ülkeyi bölebilirdi ne de toplumu.. Ama Türk -Kürt, Iaik-şeriat, Sünni-Alevi çatışmasının, bugün çok
daha büyük bir endişe yaratmadığını kimse söyleyemez!

Ne yapmalı?

Yeniden “sınıfsal temel”e oturmuş, “sınıfsal ideoloji”ye dayalı siyasal partiler kurmaya çalışmalı!

Yani Kürt’ü de, Türk’ü de, Alevi’yi de, Sünni’yi de “demokrasi” ve “ideoloji” temelinde bir araya getirecek
olan partiler.,. Sadece “dindar “ ile “dinci”yi ayıran partiler.

Türk emekçisi ile Kürt emekçisinin sorunu temelde farklı mıdır?

Emeğin örgütlenmesinden, sınıfsal ideolojilerden,
solun her türünden korkanlar, sonunda iki Frankeştayn yaratmayı başardılar (!)… Birisi Türkiye’yi bölmeyi, ötekisi ise çağın gerisine taşımayı amaçlayan iki
canavar..

Ve bu canavarları küçültecek tek şey, solun büyümesidir!

Solun, düzenin muhalefeti işlevini yeniden üstlenmesidir!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: