Yazı Hakkında

Başlık:Haneler… Partiler…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:01 Aralık 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Haneler… Partiler…

Olay Trabzon’da geçiyor.

Atatürkçü Düşünce Derneğinin hemen tüm partilerle iyi ilişkileri var. Karşılıklı nezaket ziyaretleri yapılıyor… Bu ziyaretlerin birisi de ÖDP’ye (Özgürlük ve Dayanışma Partisi).

Bakıyorlar ki “ilerici”partinin binasında Atatürk resmi yok.

ADD Başkanı Nuri Aydın bir incelik yapıyor:

– Size güzel bir Atatürk resmini, çerçeveletip armağan edelim.

ÖDP Başkanı yanıtlıyor:

– Yönetim kurulumuzdan karar almamız gerekir…

Günler geçiyor. ADD’nın “Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi” konulu görkemli toplantısı var. ÖDP öneriyor:

– Salonun girişine bir masa koyup imza toplayalım.

Sayın Aydın yanıtlıyor:

– Yönetim kurulumuzdan karar almamız gerekir…

İşte size ÖDP!

★★★

Olay Ankara’da geçiyor.

Kadın dernekleri ve partilerin kadın kolları ortak bir çaba içindeler. Laiklik ve dolayısıyla kadın hakları tehlikece.. Bir bildiri hazırlanıyor.

Bildiride yer alan “Türk kadını ” sözüne, Demokratik Barış Hareketı’nın (DBH) temsilcisi soğuk..
CHP temsilcisinin “Türk-Kürt kadını” ayrımı yapan. Atatürk’ü yadsıyan sözlerine tepki göstermeyen tek kişi de o.. Hatta destek veriyor.

Son oylamada “çekimser” kalıyor.

Toplantıdan bir saat kadar sonra da, partisinin, kadın kuruluşlarının bu oluşumundan çekildiğini resmen bildiriyor…

İşte size DBH!

★★★

Olay 1 Mayıs 1996 tarihinde geçiyor.

Bir parti işçi yürüyüşüne şu pankart ile katılıyor:
“Biji Yek Gulan”.

Bu Kürtçe yazının sahibi HADEP değil. CHP Ankara İl Örgütü!

Çankaya’daki sandık başlarındaü HADEP’ın aldığı oyların azlığına hayıflanan CHP gözlemcileri… Toplantılarda “Türk-Kürt ayrımı” yapan, Atatürk’ün artık genlerde kaldığını savunan CHP kadın kolu
başkanı… Ve Kürtçe pankart…

Telefonda Çatalca Belediye Başkanı, dertli:

– Yılların CHP’lisiyim… Ne yapmalı?

Telefonda CHP Ankara il örgütünden bir yetkili, ağlamaklı.

Irk ayrımı yapan. Atatürk’ü dışlayan bayana “kesin ihraç” önerisine sadece dört kişi oy verdi… Böyle bir tutum “gericilik” olurmuş. Parti, Ankara il yönetimini görevden alma şansını 2 mayıs günü kaçırdı! İşte size CHP!

Olay bütün Türkiye’de geçiyor.

Her sağduyulu insan, ülkenin geleceğinden kaygılı. Elele vermek, güçbirliği yapmak, bir şeyleri değiştirmek gerektiği inancı yaygın.

Ama DSP’lilere bu gibi ilişkiler yasak!

Mafya-devlet-aşiret düzeni pis kokular salıyor.
Basma baskı yasaları gündemde.

Ama “tek ses “i yurtdışında olduğundan DSP suskun… Harıl harıl insan harcamakla, kuşkuculuğu sistemleştirmekle meşgul…

İşte size DSP!

★★★

Sağı bırakıp sol ile uğraştığım için bana kızanlar var.

Oysa benim sağdan umudum yok ki!.. Türkiye’yi batağa sürüklemiş olanların kurtarıcı olabileceklerine inanmıyorum ki!..

Türkiye’yi ancak “sol” kurtarabilir… “Kemalist sol” kurtarabilir…

Ama önce “kendi kendisini kurtarmak” zorunda!

CHP ve DSF’den umutlarını kesenlerin ÖDP ya da DBH’ye yönelmeleri tutarsız… Umut, DSP ve CHP’nın değişmesinden geçiyor.

CHP yapısını arındırmalı!.. DSP kapısını açmalı!..

Bir zamanlar Zeki Alasya-Metin Akpınar çiftinin “Haneler”ini izlemiştik . Ne kadar gülmüştük.

Yerlerinde olsam, şimdi de “Partiler”i oynardım.
Gülen güler, gülemeyen de ağlardı…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: